UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu rövanş mücadelesinde Galatasaray’ın deplasmanda 3-2 yendiği Molde’yi bu akşam (29 Ağustos) ağırlayacak. Sarı-kırmızılıların teknik direktörü Okan Buruk’un ilk maçtaki diziliş ve taktiksel tercihlerini Medyascope Spor’dan Uğurcan Kanca inceledi.
Ballı, sütlü, çilekli yetmez hepsinden yok mu abi? | Galatasaray – Molde maç önü analizi
Galatasaray Şampiyonlar Ligi ön eleme turu ilk maçında deplasmanda Molde’yi 3–2 mağlup etti. Aslında maçın gidişatında genellikle üstün olan taraf Molde’ydi fakat Galatasaray’ın rakip kaleye gönderdiği üç isabetli şut da gol oldu. Bu da tabi ki Galatasaray’ın öndeki “Güneş”i ve etrafındaki uydularıyla doğrudan alakalı bir durum. Canınızın çok dondurma çektiğini düşünün yalnızca ballı, sütlü ve çilekli yeter mi? Tabi ki yetmez hepsinden biraz olsun abi! Bir Mauro Icardi resitaline daha hazırız…

Öyle bir futbolcu düşünün ki saha içinde ve dışında, yöneticisinden başkanına, takım arkadaşlarından malzemecisine kulüpte çalışan her kim varsa hepsine değer katan ve yukarıya çeken bir karaktere sahip. Futbolculuğunun da ötesinde böyle karakterli bir aurayı kim takımında istemez ki? Icardi namıdiğer “Irz Düşmanı”nı futbolculuk kariyeri sonrası onu tanımayan insanlara bu şekilde anlatabiliriz. Onun külahında dondurma çeşitlerinin hemen hepsi mevcut, eksik topu neredeyse yok ve bunun yanında kendisi Galatasaray’ın 1 numaralı reklam yüzü konumunda.
Galatasaray – Molde maçı öncesi çekilen takım fotoğrafının çekiliş anının görüntülerini izlemediyseniz mutlaka bakın. Şöyle ki o videoda 11 kişilik takımın 10 üyesi toplanmış, karede sadece Icardi eksik ve tüm takımın gözü hep birlikte onu arıyor. Sonrasında olaya kaptan Muslera müdahale ediyor ve Icardi gülerek takım fotoğrafına katılıyor. Karakteri, takımı sevmesi ve aidiyeti bir yana her zor anında takımı ve taraftarları ipten alabilen gerçek bir süper kahraman. Son yıllarda bu ülkeye ayak basmış belki de en birleştirici karakter. Arjantinli’yi övmeye kalkarsak buna ne kağıdımız yeter ne de kalemimiz… Biraz da futbolculuğunu övelim.

Sadece karakterini övmek için satır satır metiyeler dizdiğimiz adamın futbolculuğunu da övmezsek bu işi eksik yapmış oluruz. Icardi’nin Galatasaray’a oyun içi katkısı da kesinlikle paha biçilemez. Galatasaray’ın Molde’den baskı yediği dakikalarda üstelik onu iki kişi savunmasına rağmen inatla top isteyip her topu indirmek için kanının son damlasına kadar savaşan bir adam bu. Her süperstar futbolcunun bunları yaptığını göremezsiniz. Belki de Süper Lige gelmiş en kariyerli forvet oyuncusu olan Drogba’nın hep iyi anları aklımızda kalmıştır. Genelde de böyle olur zaten. İnsanlar kötü anıları akıllarından silerler ve hep iyi anıları hatırlamak isterler. Drogba’nın Galatasaray’da oynadığı dönemde maç seçtiğini, çoğu Anadolu takımına karşı ofsayttan çıkmayıp arkada beklediğini çoğu taraftar unutmuştur. Karşılaştırılması çok zor bir futbolcu Icardi. Öyle ki hemen hemen hiçbir parametrede eksiği yok aksine çoğu özelliğiyle fazlası bile var. Galatasaray’ın attığı ikinci golde Yunus muazzam bir top kesse de o vuruşu yapabilmek daha ayrı bir meziyet. Günümüzde o pozisyonda o vuruşu yapabilecek forvet oyuncularını saymaya kalksak bir elin beş parmağını zor geçeriz. Bir de attığı gol yetmezmiş gibi Mertens’e şık bir topuk pasıyla çıkardığı bir top var. Mertens biraz da zeminden kaynaklı topa vurarken zorlanıp kötü bir iş çıkarsa da pasın güzelliği kesinlikle övülmeye değer. Galatasaray’ın son golünde yaptığı işe ise ayrı bir parantez açmak lazım. Fiziken eksik hali bile iki tane savunmacıyı uyutup en doğru anda pası vermeye yetecek düzeyde. Gerçek bir süper kahraman, kurtarıcı ismine her ne derseniz diyin süper kahraman Icardi olmasa tur şu anda Galatasaray’ın elinde olmayabilirdi.

Yeterince Icardi övdükten sonra biraz da maçın içine geçersek, Galatasaray bir Şampiyonlar Ligi ön elemesinde tur kovalıyorsa çoğu eşleşmede doğal favori olur. Bu çok mantıklı bir durumdur. Molde maçı öncesinde de bütün kamuoyu ve hepimizin ortak görüşü yine Galatasaray’ın Molde karşısında ağır favori olacağı yönündeydi. Bir de buna maçtan iki gün önce hem Molde’nin en önemli oyuncularından biri olan Martin Linnes’in sakatlığı hem de yeni transferleri forvet oyuncusu Berisha’nın sakatlığı eklenince tur Torreira’nın eksikliğine rağmen Galatasaray’a net bir şekilde dönmüştü. Maçtan önce hepimizin beklentisi de böyleydi fakat futbolda bazen işler istenildiği gibi gitmez. Bu maç da bunun çok net örneklerinden birisi.

Galatasaray maça oldukça kötü başladı ve 20 dakika boyunca çok fazla baskı yedi. Bu periyod boyunca sarı-kırmızılar pek fazla karşı yarı sahada görünmeyi başaramadı bunun aksine Molde ise çok başarılı bir bölgesel hücum presi uygulayarak Galatasaray’ın geriden oyun kurmasını engelledi. Molde bu bölgesel presin meyvelerini henüz maçın 7. dakikasında aldı ve önde kazanılan top sonrası kullanılan kornerde başarılı bir organizasyonla kendi evinde 1–0 öne geçti. Maç öncesi yapılan analizlerde birçok kişinin de belirttiği üzere Molde duran toplarda özellikle de kornerlerde çok etkili bir takım. Buna rağmen yukarıdaki görselde de görüldüğü üzere Galatasaray korner savunmasını alan parselleyerek yapmaya çalışıyor. İlk bakışta bu düzen mantıklı gibi dursa da ve Galatasaray’ın yerleşiminde bir sıkıntısı yok gibi gözükse de rakip 3 hücum oyuncusunun Galatasaray’ın ön direk kafacılarını rahatsız ettiği ve Nelsson’un boştaki topları uzaklaştırmakla görevli olduğu senaryo rakibin yerleşimine göre biraz gereksiz. Çünkü Okan Buruk savunmada 8 kişiye ceza sahası koruma görevi, Kerem ve Yunus’a ise ceza sahası dışını koruma görevi verirken rakip Molde yalnızca beş kişiyi iç koridora ve iki kişiyi de dış koridorda bulundurarak Galatasaray’dan 3 kişi eksik hücum ediyor. Yani Galatasaray’ın sayıca fazla olduğunu hesaba katarsak alan paylaşımı yerine adam paylaşımı yapılmış olsa Moldeli oyuncuların o topa yükselme şansı pek yok. Öyle ki alan parselleme esnasında işler bir saniye kötü gidecek ve 6 numaralı savunma oyuncusu bomboş bir kafa vurarak takımını 1–0 öne geçirecek. Bu anekdotlar Galatasaray’ın yediği ilk golde bariz bir taktik hatası olduğunu bize rahatlıkla söyletebilir.

Bu görselde ise Galatasaray’ın Molde maçındaki kusurlu savunma yerleşimlerinden birini görüyoruz. 3-5-2 sistemiyle oynayan ve oyunu da bu şekilde kuran Molde’nin topu geriden ilk alan merkez stoperine Berkan baskıya gidiyor fakat Icardi ve Kerem o sırada topla pek ilgilenmiyor. İşin garibi ise Berkan’ın boşalttığı alana Sergio’nın girmemesi ve diğer orta saha (10 numara) gibi konumlanan Mertens’in neden olduğunu anlamadığım bir şekilde Yunus’un tarafına basması. Bu durum Galatasaray orta sahasını oldukça geçirgen ve eksik bir hal almasına ön ayak olmuş. Sizin de gördüğünüz üzere görüntüdeki pozisyonda tam bir kaos hakim ve oyuncular yapmak istedikleri şeyleri tam olarak yapamıyor. Aynı zamanda bu kadar sorunlu bir yerleşim sonrası baskı da yanlış yapılınca 2023 Galatasaray’ının en büyük silahı kontrapres de yapılamaz hale geliyor. Bu kadar dağınık bir takımın doğru bir şekilde pres yapması pek mümkün olan bir hadise değil.
Şampiyonlar Ligi için oynayan bir takım ana planını hiçbir şartta bu denli eksik uygulayamaz, uygulamamalı. Bu sorunu sadece Torreira’ya bağlamak ise de hem doğru hem de gerçekçi bir mazeret olamaz. Çünkü geçtiğimiz sezon Torreira’sız çıkılan Fenerbahçe maçlarında Galatasaray’ın ne kadar iyi sonuçlar aldığı ortada. Pres ve özellikle kontrapres bir oyuncu yerine sistemin yükselttiği oyun şablonlarıdır. Bir maça pres düzeninin en önemli parçasından yoksun da çıksanız en azından şablonun ve düzenin bozulmamasını beklersiniz. Bu görüntüde Galatasaray düzenin baya bir dışına çıkmış ve iki topla orta sahadan delinmiş. Hiçbir pres takımı rakipte üst düzey oyun kurucular olmadığı sürece tek topla delinemez. Hele Molde şu hata Molde karşısında yapılıyorsa bu kabul edilebilir bir durum değil.

Bu pozisyonu detaylı anlatmak gerekirse, Molde stoperi oyunu kurmak yerine sağ kulvardaki boşluğu görüyor ve hemen ardından uzun bir top atıyor. Galatasaray orta sahası ise böylece tek topla geçilmiş oluyor. Doğru bir savunma ve pres şablonunda böyle bir delinme söz konusu bile olamaz. Zaten presin amacı o topu attırmamak ve oyunu önde oynamak değil midir? Sonrasında rakibin 7 numaralı oyuncusu merkezden koşuya başlıyor ardından sağdan iyi bir orta geliyor 7 numaralı oyuncu ceza sahası çaprazından bomboş pozisyonda bir vuruş yapıyor ve Muslera topu çeliyor. Galatasaray savunması oyun aklı olarak o kadar yukarıda ki bu denli bir konsantrasyon kaybı sonrası yenilen geçiş sonrası bile oldukça iyi pozisyon alabilmiş.
Ortayı kesen oyuncunun başında Angelino, ceza sahasına koşu atan 3 Moldeli oyuncunun karşısına ise 3 Galatasaraylı dizilmiş. Bu oldukça yeterli ve kabul edilebilir bir geçiş savunması düzeni. Buradaki en önemli eksik ise maalesef Sergio Oliveira. İki maçtır kendini daha çok göstermek istese de bu hali ilk 11 oynamak için pek yeterli değil. Pres düzeninde Berkan önde basan oyuncu olursa Sergio’nun merkezi bir şekilde doldurması gerekiyor fakat kendisi bı oyun farkındalığına maalesef sahip değil. Sergio bu pozisyonda Rakip 7 numaralı oyuncu depara başladıktan yaklaşık 4 5 saniye sonra depara kalkıyor. Bu da o oyuncuya yetişmesi için pek de yeterli bir süre değil. Sorunlar bu kadar çok olunca sonuçlar da böyle olabiliyor, Muslera topa iyi uzanıp çelmese maç 2–0 olacak ve belki de durum istemediğimiz yerlere gidecek.

Maç içinde eleştiri yaparken Galatasaray’ın iyi yönlerini de es geçmemek lazım. Okan Hoca’nın Molde’yi iyi analiz ettiğini ve Yunus’u bu nedenle tercih ettiğini düşünüyorum. Galatasaray maç boyunca genellikle sağ kulvarı kullandı ve bunun nedeni de Molde’nin zayıf karnının sol bölgesi olmasıydı. Molde’nin sol stoper olarak kullandığı oyuncu aslında bir orta saha oyuncusu bu nedenle fazlasıyla ağır ve tek hamleli bir oyuncu. Onun karşısına içeriye dışarıya çalım atabilen hızlı bir Yunus’u koymak oldukça mantıklı bir tercihti. Öyle ki Galatasaray’ın bulduğu hemen hemen bütün pozisyonlar Yunus’un tarafından geldi ve iptal edilen gol olmasa Yunus bu maçtan 1 gol, 1 asistle çıkacaktı. Bu da tercihin doğruluğunu onaylar nitelikte bir durum. Bu maçtaki performansını tabiki sadece gole ve asiste indirgemek biraz haksızlık olacaktır. Yorulana kadar sağ taraftan sürekli zorladı ve Molde’nin sol kanadından hücum edebilme opsiyonunu oldukça kısıtladı. Zaten Molde’nin planı da biraz Angelino üzerinden hücum etmekti. Eğrisi doğrusuna denk geldi diyebiliriz. Sonuç olarak Yunus etkili performansıyla Galatasaraydaki son maçında belki de alt yapısından yetiştiği takım için turun anahtarını kendi elleriyle teslim edip İngiltere yolunu tutmuş olabilir.

Benim ilk 11 tercihi konusunda Okan Hoca’ya tek eleştiri getirebileceğim konu Molde gibi fizikli bir takımla deplasmanda oynarken neden başlı başına doğal fizik kalite Barış Alper ile başlamadığı hususunda olabilir. Galatasaray’ın ilk 20 dakikada baskı yediği ve oyunu kuramadığı dakikalarda Kerem yerine Barış ile başlanmış olsa geriden uzun vurarak çıkma ihtimali bir tık daha artabilirdi. Ne olursa olsun fizik kalite isteyen deplasmanlara Barış Alpersiz çıkmayı mantıksız görenlerdenim. Barış Alper bu konuda takımın en büyük değeri ve Icardi’ye mevcut kadroda bu alanda en iyi partner olabilecek isim. Kerem’in bu takım için değerini çok net anlasam ve Okan Hoca’nın kafasındaki durumu da çok net değerlendirsem de Molde deplasmanında Barış Alpersiz bir ilk 45 dakika oynamak bence mantıklı bir karar değildi.
Kısaca özetlemek gerekirse rövanş için Galatasaray’ın yapması gereken reçete belli. Doğru bir şekilde sahaya yayılıp iyi bir pres düzeni oluşturmak turun anahtarı niteliğinde. Molde’nin play-offa gelene kadar elemelerde ilk maçların hepsini tek farklı kaybedip ikinci maçta rakiplerini iki farklı elemesi istatistiğini de göz önüne alırsak hiçbir şey bitmiş değil. Galatasaray oyuncuları hem yapılan yatırımın karşılığını almak, hem gelir elde etmek hem de Galatasaray’ı tekrar Şampiyonlar Ligi arenasına taşımak için ikinci maçta da terlerinin son damlasına kadar mücadele etmeli. Ne olursa olsun Galatasaray Molde’den kat ve kat tehlikeli ve kaliteli bir takım. İlk maçtaki mental dağılmaya rağmen alınan sonuç ve kazanılan maç ortada. İyi bir oyun oynar, iyi bir pres düzeni oluşturur, duran top savunmasını da iyi yaparsak zorlanmadan adımızı Şampiyonlar Ligi arenasına yazdırabiliriz. Başarılar çocuklar, başarılar Okan Hoca.
Yazan: Uğurcan Kanca
Editör: Doğa Üründül








