MHP, Meclis’te kurulacak Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’na göndereceği dört ismi belirledi. Buna göre komisyonda Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Anayasa Komisyon Üyesi Muhammet Levent Bülbül, Adalet Komisyon Üyesi Halil Öztürk ve Adalet Komisyon Üyesi Yücel Bulut yer alacak.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de “Terörsüz Türkiye” hedefi için kurulacak Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’na gönderecekleri dört ismi duyurdu. Buna göre komisyonda Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Anayasa Komisyon Üyesi Muhammet Levent Bülbül, Adalet Komisyon Üyesi Halil Öztürk ve Adalet Komisyon Üyesi Yücel Bulut yer alacak.
Bahçeli komisyonda görev alacak dört vekili duyurdu
Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulacak 51 üyeli Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu’nda yer alacak isimleri duyurdu:
“Her partinin katılıp tarih ve millet huzurunda sözünü ve görüşünü paylaşması, demokratik sınırlar çerçevesinde tartışmaların sağduyuyla yapılması ülkemizin geleceği adına altın bir fırsattır. Milliyetçi Hareket Partisi söz konusu komisyona 4 değerli isimle katılacak olup bu isimler: Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Feti Yıldız, Sakarya Milletvekilimiz ve Anayasa Komisyon Üyesi Sayın Muhammet Levent Bülbül, Kırıkkale Milletvekilimiz ve Adalet Komisyon Üyesi Sayın Halil Öztürk, Tokat Milletvekilimiz ve Adalet Komisyon Üyesi Sayın Yücel Bulut’tur.”
“CHP korkuya kapılıyor”
Komisyona katılıp katılmayacağı henüz netleşmeyen CHP’yi de eleştiren Bahçeli, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin mezkur komisyona katılmayı şartlara bağlaması ve sürekli ayak diremesi esasen ‘Terörsüz Türkiye’den duyduğu kaygının eseridir. İpi sapı birbirine karışmış olanların hamaset ve habasetle karılmış siyasetleriyle ortalığı bulandırma sebebi ise terörün milletimizin gündeminden çekilip çıkarılmasıyla tezgahlarının kapanacak olmasından dolayı korkuya kapılmalarıdır” dedi.
Bahçeli yazılı yayımladığı mesajında, bölgede yaşanan çatışamalara değindi, İsrail Gazze’de soykırım yaptığını vurguladı ve “Geride kalan 20 ay içinde 5 ülkeye saldıran, devamlı alarm durumunda bulunan, insani, hukuki ve vicdani değerlerden bütünüyle sıyırılıp ayrılan İsrail’in hem bölgemiz hem de küresel sistem içinde tahammülü mümkün olmayan bir sınıra dayandığı da bir başka gerçektir” dedi.
Devlet Bahçeli şöyle devam etti:
“Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sarsmanın yanında sosyal ve toplumsal dengesini bozucu müdahalelerin orta yerine konuşlanan İsrail hükümetine, inanıyorum ki en ağır faturayı savaş karşıtı İsrail toplumu kesecektir. Netanyahu akıttığı kanların hesabını damla damla verecek, aldığı ahların hitamında hayatı boyunca rezil rüsva olmuş bir soykırımcı olarak anılacaktır. Bu gelişmeler yaşanıyorken Fransa’nın Filistin’i tanıyacağını açıklaması son derece saygın bir karardır. Dileğimiz bu cesur, isabetli, hakbilir ve haktanır kararların dalga dalga yayılması, soykırım şebekesi İsrail’in hür dünyadan soyutlanması ve dışlanmasıdır.”
Devlet Bahçeli, Şam yönetimi ile SDG’nin 10 Mart’ta mutabakat imzaladığını, PYD/YPG’nin hâlâ bunu uygulamadığını ifade ederek, “Suriye’de SDG kisvesine bürünen YPG/PYD’nin 10 Mart 2025 mutabakatına hala riayet etmemesi, hem Şam yönetiminin hem de ülkemizin güvenliğini tehdit eden temas ve faaliyetlerini ara vermeden sürdürmesi tarihi bir yanlıştır” dedi.
“PKK’nın kurucu önderliği tarafından 27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ örgütün tüm bileşen ve yapıları için bağlayıcı ve geçerlidir” diyen Bahçeli, MHP için dikkate alınması gereken asıl çağrının da İmralı çağrısı olduğunu belirtti.
Dervişoğlu’nu eleştirdi
Devlet Bahçeli açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Ankara’da esip gürleyen bayağı siyasetçilerin birden bire Diyarbakır’a giderek munis ve müşfik bir tavra gömülmeleri tanımı ve tarifi olmayan ilkesizliğin, siyasi ahlaklarıyla mündemiç olan dönekliğin mahsulü ve mecmuudur.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın vatan ve millet sevdasının sadakası verilecek olsa yedi ceddine fazla gelecek olan siyasi curcuna faillerinin milliyetçilik üzerinden istismar sayfası açma teşebbüs ve tevessülü ayıplı ve ahlaksız bir savrulmanın ağır kusurundan başka bir şey değildir.
Milliyetçi Hareket Partisi’ni mesnetsiz suçlamalarla durduracağını, melanet iftiralarla yıldıracağını sanan garabet ve gaflet yuvalarına sadece acıyor, onları aziz milletimizin vicdan terazisine havale ediyor, satışı ve hıyaneti en iyi kendilerinin bileceğini, bu hususta ustalaştıklarını herkese bildirmeyi yararlı görüyorum.
Diri tutulmuş duyguların, milli birlik ve huzura hizmet eden bir duruşun elbet bir gün hakkın ve haklının tecellisini göreceği, bunun için de ara vermeksizin mücadele edeceği tartışmasızdır.
Tarih harcının sabır, akıl, şuur ve inançla karıldığını, hamaset ile realitenin bağını kopartmadan hayata ve hadiselere bakışın en sağlıklı ve doğru yol olduğunu Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı kadar tecrübe etmiş bir başka siyasi oluşuma hiç kimse tanıklık edemeyecektir.
“MHP Terörsüz Türkiye’ye inanıyor”
Bu kapsamda;
Duygularımızla gerçekleri;
Olmasını istediklerimizle yapabileceklerimizi;
Bugünümüzle hayallerimizi hesaba katan bir yorum sentezine ulaşmak lazımdır.
Öncelikle, Türkiye’mizin yükselmesi, zenginleşmesi ve güçlenmesi için elimizden gelen her çalışmayı yapmakla mükellef olduğumuz unutulmamalıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi tek ses, tek nefes, tek yürek halinde Terörsüz Türkiye’ye inanmakta; aynı zamanda siyasi çıkar hesabı yapmadan, nefsin tasallutuna kapılmadan, sağın solun tahrik ve telkinine aldırmadan önce ülkem ve milletim anlayışına barış ve kardeşlik ruhuyla bağlanmaktadır.
Bilinmesini isterim ki, dün yapılan İl Başkanları Toplantımız bunun göz kamaştıran timsali olmuş, davasına ve ülkesine sadakatle hizmet eden dava arkadaşlarım bir kez daha serdengeçti yürekleriyle Türk milletinin ve Türkiye’nin yoluna baş koymuşlardır.
Hepsine müteşekkirim, hepsini de hasretle ve muhabbetle kucaklıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.”








