Gürkan Çakıroğlu, en son casusluk soruşturmasından tutuklanan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na açık mektup yazdı.
Ekrem Bey merhaba,
Öncelikle bir kez daha geçmiş olsun. Malum siz ve arkadaşlarınız 19 Mart 2025’ten bu yana hukuka aykırı şekilde yargının tazyiki altında büyük bir zorbalığa maruz kalıyorsunuz. Yolsuzluk, rüşvet vesaire derken şimdi de karşınıza casusluk davası çıktı. Dayanması zor elbet. Lakin başka çare yok. Allah sabır, sebat ve direncinizi artırsın.
Zaman su gibi akıyor. Daha önce yakın çevrenize ve bizatihi sizin yüzünüze karşı ifade etmiş; öyle hazirana veya altı-yedi aya kadar çıkamazsınız, çok zorlu bir süreç sizi bekliyor demiştim. Zira sizi mağdur edip bırakmayacaklar, hırpalamakla yetinmeyecekler, boğup atmaya, yok etmeye çalışacaklar diye de eklemiştim.
Evet Başkan, mutlak butlan davasının reddi de gösteriyor ki esas hedef CHP değil, doğrudan sizsiniz. Peki neden CHP değil de siz? Kimsiniz ki siz? Gücünüz ne ki? İşte atıverdiler zindana değil mi? Hedef neden sizsiniz o vakit? Çünkü CHP kadroları hâlâ resmi tarih anlatısının dili ile ahkam kesiyor. Hedef sizsiniz, çünkü sizin resmi tarih anlatısının ötesine geçip hakikate temas etme potansiyeliniz var.

“İsyan etmek vatana ihanetle eş bu topraklarda”
Dayanılır gibi değil, değil mi Başkan? Tüm bu olanlar karşısında “Bu kadarına da isyan ediyorum artık” dediniz geçen gün. İsyan etmemek mümkün mü? Çok haklısınız. Yalnız isyan etmek yani itiraz etmek vatana ihanetle eş bu topraklarda. Sizin bilmeniz lazım bunu, malum, vaktini resmi tarih okumaları yaparak heba eden sizsiniz. Resmi tarih isyan edenlerin başına neler geldiğini anlatmaktan öteye geçmez; insanların neden isyan ettiklerine, neye itiraz ettiklerine değinmez. Başkan, resmi tarih okuyarak isyan edemezsiniz. Zira resmi tarih, nisyan ile malul ettiği düşünce dünyanızın hakikat ile aydınlanmasına müsaade etmez. Ve hakikati barındırmayan hiçbir isyan başarıya ulaşamaz.
- “Roma’yı benim yaktığım daha gerçekçi”: İmamoğlu’nun savcılıktaki ifadesinin tam metni
- Casusluk soruşturması: İşte Hüseyin Gün’ün iddialarına İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ’ın verdiği cevaplar
- İmamoğlu nasıl “İngiliz ajanı” olarak gösterildi?
“Maruz kaldığınız zorbalığa itirazı farklı kesimlere yayamıyorsunuz”
Ekrem Bey hem siz hem de kıymetli eşiniz ve ekibiniz maruz kaldığınız zorbalığa dair itirazı partinizin ötesine taşıyamıyor, farklı kesim ve kitlelere yayamıyorsunuz. Sebebi; değerler ve kavramlar üzerinden değil mitler ve putlar üzerinden çözüm arıyorsunuz. Kolaya kaçıyorsunuz, kaçak dövüşüyorsunuz. Nur içinde yatsın Atatürk’ü rahat bırakın artık. Ya da onun hatırasını incitmeden ama hakikati de yok saymadan değerlendirmeler yapın. Yapın ki yaşadığınız zulmü başkalarına yaşatmayın, yapın ki yaşadığınız zulmü başkaları yaşamasın.
En basitinden misal; Atatürk’ün Kazım Karabekir ve arkadaşlarına yaptığı ile Erdoğan’ın size ve arkadaşlarınıza yapmaya çalıştığı arasında ne fark var? Bunu kendinize sorun. “Devlet nerede” diye soruyor Dilek Hanım; 1925, 60 ve 80’de nerede ise bugün de hâlâ orada. Sorun da zaten burada. “Dönemin şartları” diyerek meseleye yaklaşmak zulmün üstüne örtmek. Dönemin şartları, o dönem yaşayanlar için anlaşılabilir. Bu anlayışın, 100 yıl sonra yaşayanlar için de kabul edilebilir, anlaşılabilir olması ise eleştirel bakışla o yaşananların aşılabilmesine bağlıdır. Aksi halde “her dönemin bir şartı” olur ve bu şartlar genellikle küçük bir zümrenin lehine, milletin ise aleyhine olacak şekilde netice doğurur.

İsyan edilmeyecek gibi değil, değil mi Ekrem Bey? Üstelik daha sizin dilinize, dininize, kimliğinize dokunan da olmadı. Ama siz buna rağmen “Bu kadarına da isyan ediyorum artık” diyorsunuz ya haklı olarak; sizden önce isyan edenleri düşünün. Ne kadar zormuş değil mi? Onları Cumhuriyet ile CHP ile barıştırmaya çalışın. Hatırlayın Ekrem Bey; İstiklal Mahkemelerini, Karabekirleri, Seyit Rıza’yı, Şeyh Said’i, Menderesleri, Denizleri, 12 Eylül zindanlarını, Demirtaşları, Ergenekon-Balyoz ve 15 Temmuz yargılamalarını hatırlayın. Ve düşünün, düşünün bu millet neler çekmiş, idrak edin.
“Bu bozuk düzenin ilk kurbanı siz değilsiniz”
Sizin ve ailenizin işi çok zor. Allah yardımcınız, millet yoldaşınız olsun. Ama yardım için de yoldaşlık için de samimiyet gerekiyor Ekrem Bey. Bu zulüm ilk defa sizin başınıza geliyormuş gibi tavır yapmayın. Zira bu bozuk düzenin ilk kurbanı siz değilsiniz ve devam ettiği müddetçe son kurbanı da siz olmayacaksınız. Tekrar ediyorum, resmi tarih okuyarak bu düzeni değiştiremezsiniz. İmamoğlu’nu aşması gereken mitingleri İmamoğlu’na indirgeyerek kitleleri mücadeleye ortak edemezsiniz. Meseleyi kişisel algılarsanız, mücadeleyi bir mahalleye hapseder, milleti meseleye ortak edemezsiniz. Sizin önce kendinizi, sonra CHP’yi ve sonra da Erdoğan’ı aşmanız gerek.
Ekrem Bey; haklar gasp edilerek yapılan yasadan ve halkları yok sayarak yapılan anayasadan hukuk değil zorbalık çıkıyor. Yasalar ve yargı ruhunu anayasadan alır; anayasa toplumsal mutabakat ile yapılmazsa eğer yasa koyucu, yargı ve yasalar eliyle hukuku çiğner. Bunu artık idrak etmeniz gerekiyor. Böyle düzenlerde yargı, adaletin tecelli ettiği değil zulmün meşrulaştırıldığı, hırs ve ihtirasların ikmal edildiği mecralara dönüşür. Birileri veya bir kesim için değil, her kesim için adalet ancak ve ancak hukuk devleti ile mümkün. Ve hukuk devleti, hakikat ile mümkün.
“Sadede gelin, sizin iktidarınız ne vaat ediyor bu millete?”
Ekrem Bey; bırakın “Ben Ekrem İmamoğlu” efelenmelerini, bırakın “Mustafa Kemal’in askerliyiz” hamasetini de sadede gelin, sizin iktidarınız ne vaat ediyor bu millete? Bize bunu anlatın artık. Zira gördük ki dün hakkı yağmalanan, hakkını geri aldığı gibi kendisi yağmaya girişiyor. Sizi onlardan farklı kılan ne? Bakın Ekrem Bey, kitabın ortasından konuşalım; eğer bir devlet hukuka dayanmıyorsa, en büyük hırsız da en büyük zorba da en büyük terörist de o devlettir. Böyle bir durumda halkın devleti fethetmesi gerekir ki bu ancak ve ancak hukuk ile olur.
Hukuk ise hakkı gözeterek, hakikati konuşarak ve halkın bir kesimi ile değil her kesimi ile beraber olarak mümkün. Hukuk devletini ve demokrasiyi içselleştirmek gerek. Madem değişim dediniz, madem bu bozuk düzene isyan ediyorsunuz; o vakit yurttaşlar olarak gereklerini yerine getirmenizi bekliyoruz. Lakin maalesef şimdilik bundan çok uzak olduğunuzu üzülerek görüyor, bir an evvel değişimin ve isyanın hakkını vermenizi temenni ediyorum. Kalın sağlıcakla…












