Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP kurultayının iptali davasında gerekçeli kararını açıkladı. Mahkeme kararında, menfaat temin ettiği belirtilen delegelerin kongrede oy kullanma karşılığında pazarlık yaptığı, aktif husumet yokluğu olduğu ve davanın konusuz kaldığı değerlendirmelerinde bulundu. CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan, mahkemenin irade fesadı hali olmadığı tespitini Medyascope’a değerlendirdi.

CHP’nin, 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davanın gerekçeli kararı yazıldı.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi gerekçeli kararında CHP’nin 38. Olağan Kurultayı öncesinde tanık beyanlarında delegelerin oylarının rüşvet karşılığı satın alındığı ve böylece bir kısım delegelerin iradelerinin fesada uğradığının iddia edildiği belirtildi. Bu iddiaya karşılık CHP kurultayının iptali davasında mahkeme, delegelerin oylarının rüşvetle satın alınmadığı, tanık beyanlarına göre bir kısım delegenin oy karşılığında pazarlık yaptığı tespitiyle karar verdi.
CHP kurultayının iptali davasında gerekçeli kararın açıklanmasıyla davacı tarafa itiraz yolu da açıldı. Davacı vekili Av. Onur Yusuf Üregen davanın reddi yönündeki mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunu yaptıklarını duyurdu.
CHP kurultayının iptali davasında aktif husumet yokluğu
Türk Medeni Kanunu’nun 83. Maddesine atıf yapılan gerekçeli kararda, Genel Kurul kararlarının iptali istemi ile toplantıya katılan üyelerin karar tarihinden, toplantıya katılmayan üyelerin kararı öğrenme tarihinden itibaren bir ay içinde ve her halde karar tarihinden itibaren üç ay içinde mahkemeye başvurarak kararın iptalini isteyebileceği, ayrıca kararın iptalini Genel Kurula katılma yeterliliği olan üyelerin isteyebileceği kaydedildi.
Davacılardan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile Yılmaz Özkanat’ın CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararlarıyla partiden ihraç edildikleri hatırlatılarak, kurultayın iptali talebiyle dava açamayacakları ve “aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar vermek gerektiği” belirtildi.
“İrade fesadı yok, menfaat temin eden kişiler yargılanabilirler”
Gerekçeli kararda, 38. Olağan Kurultay’da bir kısım delegelere menfaat temin edilerek iradelerinin fesada uğratıldığı iddiası üzerine “irade fesadı” ve “irade bozukluğu halleri” tanımlandı. Seçim kurullarından ve parti kongre-kurultaylarına açılan dava dosyalarından istenen delillerin sıralandığı kararda tanık beyanlarına göre şu değerlendirme yapıldı:
“Bir kısım delegelerin 38. Olağan Kurultay öncesinde çeşitli menfaatler edindiği beyan edilmiş ancak, söz konusu ifadeler incelendiğinde menfaat temin ettiği belirtilen delegelerin kongrede oy kullanma karşılığında pazarlık yaptığı, ‘Size oy verirsek bana ne vereceksiniz’ şeklinde talepte bulundukları, oy kullanma karşılığında çeşitli taleplerde bulunan delegenin iradesinin fesada uğradığından söz edilemeyeceği değerlendirilmektedir.”
Kararda ayrıca menfaat temin eden kişilerin ahlaki davranmadıkları ve seçime hile karıştırma iddiasıyla Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. Maddesi uyarınca yargılanabilecekleri de kaydedildi.
“Asıl dava konusuz kaldı”
CHP’nin 21 Eylül 2025’te gerçekleştirdiği 22. Olağanüstü Kurultayı ile Genel Başkan, Parti Meclisi ve YDK seçimlerinin ayrı ayrı yapıldığı belirtilerek “CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayının iptal edilmesinden beklenen hukuki yarar bulunmadığı davaların konusuz kaldığı anlaşılmakla, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir” denildi.
Ceza davasına atfı CHP avukatı Çağlar Çağlayan değerlendirdi
Ayrıca gerekçeli kararda Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davaya da atıf yapıldı. “İştirak halinde hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları” iddiasıyla, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 kişi hakkında açılan ve ikinci duruşması 13 Ocak 2026’da yapılacak olan davayla ilgili kararda şöyle denildi:
“Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında düzenlenen iddianame ile sanıkların bir kısım delegelere menfaat temin etmeleri sebebiyle seçime hile karıştırdıkları iddiasıyla Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemi ile ceza davası açılmış olup, açılan davada delegelerin iradelerinin fesada uğradığına ilişkin kanaat edilemediği anlaşılmakla, açılan davaların kabulüne karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır.”
CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan, ceza davasına atfı Medyascope için değerlendirdi.
Av. Çağlayan: “Ceza davasında elimizi kuvvetlendirecektir”
CHP kurultayının iptali davasında konu edilen menfaat temini iddiasının, ceza davasında ele alınacağını belirten Çağlayan “Menfaat temini dediğimiz şey, hukukta kişinin iradesinin sakatlanmasına neden olan bir şey değildir” dedi. Av. Çağlayan şöyle devam etti:
“‘İrade fesadı hali’ bir kişinin iradesinin kendi istemi dışında değiştirilmesi, hataya düşmesi, korkutulması gibi şeylerdir. Burada aslında kişinin iradesiyle ilgili bir problem yok. Biz bir menfaat temini olmadığını söylüyoruz ama bir menfaat temini olsaydı bile o kişinin iradesini sakatlamaz. İçeride ne oy veriyorsa, onu veriyor. Gerekçeli kararda ‘Burada bir kişinin iradesinin fesada uğradığını, değiştirildiğini gösteren bir şey yok, ceza yargılaması ile ilgili kısma Ceza Mahkemesi baksın’ diyor. Mahkemenin bir irade fesadı görmediği ifadesi, ceza yargılaması açısından bizim işimize yarar. Çünkü savcılık bu iddiayla dava açmıştı, biz bunu ceza davasında kullanırız.”
Gerekçeli karardaki ifadenin, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi için de bir referans olup olmayacağı sorusu üzerine Av. Çağlayan “Mahkeme davanın ana konusu ile ilgili ‘Ben irade fesadı hali görmedim burada’ dedi. Bu önemli çünkü savcılık bu iddiayla ceza davasını açmıştı. Gerekçeli karardaki bu ifade, ceza yargılamasında da bizim elimizi kuvvetlendirecektir” diye konuştu.
CHP’li Çiftci: “CHP’de karışıklık görüntüsü yaratma çabası taşıyan dönem geride kaldı”
CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP kurultayının iptal davasında gerekçeli kararın açıklanmasının ardından şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gerekçeli kararla mahkeme; siyasi partilerin iç işleyişine, kurultay kararlarına ve demokratik iradesine adli yargının müdahale edemeyeceğini açık biçimde ortaya koydu. Bu karar sadece partimiz için değil; ülkemizdeki tüm siyasi partilerin örgütlenme ve demokratik irade hakkının yargı kararıyla güvence altına alınması anlamına gelmektedir. Başından bu yana söylediğimiz gibi sonuç değil süreç odaklı olan ve tek amacı CHP’de karışıklık görüntüsü yaratma çabası taşıyan bu dönem artık geride kalmıştır.”







