Murat Aksoy ile söyleşi: CHP iddianameye hazır mıydı? 

CHP iddianameye hazır mıydı? Ruşen Çakır’ın konuğu Murat Aksoy İBB iddianamesini bu soru üzerinden değerlendirdi. Aksoy, iddianamenin hukuki olmaktan çok, siyasi bir araç izlenimi verdiğini ve sürecin hedefinin davanın olabildiğince uzatılması olduğunu söyledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, gazetecilerle yaptığı basın toplantısında İBB iddianamesini açıkladı. İddianamenin 3 bin 900 sayfa olduğu, 402 şüpheli bulunduğu ve 143 eylem olduğu kaydedildi. Ekrem İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Ruşen Çakır’ın “CHP bu iddianameye hazır mıydı?” sorusunu cevaplayan Aksoy, partinin gelişmeleri tam anlamıyla öngöremediğini söyledi:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbarın bu şekilde sonuçlanacağını CHP yönetimi bekliyor muydu, emin değilim. O ihbar, parti kapatma ya da hazine yardımının kesilmesi gibi seçenekleri gündeme getirebilir. Bu, CHP’nin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanacak bir durum. Seçime beş ay kala veya üç gün kala da böyle bir dava açılabilir.”

Murat Aksoy ile söyleşi: CHP iddianameye hazır mıydı? 
Murat Aksoy ile söyleşi: CHP iddianameye hazır mıydı? 

“İddianameyi büyütmek davayı uzatmak anlamına geliyor”

İddianamede dikkat çeken unsurlardan birinin dosyaya yeni isimlerin eklenmesi ve suçlamaların genişletilmesi olduğunu belirten Aksoy, “Bu örgütün yapısı itibariyle karmaşık bir iddianameyle karşı karşıyayız. Ekrem Bey tepede, altında altı yönetici, onlara bağlı isimler ve doğrudan Ekrem Bey’e bağlı kişiler var. Ama Türk Ceza Kanunu’ndaki örgüt hiyerarşisine uygun bir yapı değil. Hayatımıza 20 gün önce giren bir kişinin Hüseyin Gün’ü beş dakikalık bir fotoğraf üzerinden örgüt yöneticisi yapması, hayatın olağan akışına aykırı. Bu iddianamenin hedefi, davayı olabildiğince büyütmek ve dolayısıyla da uzatmak” dedi.

Murat Aksoy ile söyleşi: CHP iddianameye hazır mıydı? 
Murat Aksoy ile söyleşi: CHP iddianameye hazır mıydı? 

“CHP etkili bir strateji yürütmeli”

Aksoy, CHP’nin bu süreçte yalnızca savunma değil, etkili bir iletişim stratejisi yürütmesi gerektiğini vurguladı:

“CHP’nin yapması gereken, iddianamedeki çelişkileri halka anlatabilecek bir strateji kurmak. Sadece internet sitesiyle değil, ev ev, mahalle mahalle dolaşarak anlatmalı. Televizyona çıkan parti temsilcileri de hamasetten uzak, iddiaları soğukkanlı biçimde değerlendirmeli.”

Parti kapatma hamlesi söylentilerinin CHP içinde daha güçlü bir birliktelik doğurabileceğini söyleyen Aksoy, “CHP içindeki konsolidasyon bir kez daha güçlenecek ama yönetim, toplumda karşılığı olan eleştirel milletvekillerini kazanmalı. Şu anda CHP’nin hiçbir milletvekilini ya da belediye başkanını kaybetme lüksü yok. Üst yönetimin kucaklayıcı bir diyalog başlatması gerekiyor” diye konuştu.

Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Murat Aksoy’la birlikteyiz, meslektaşımız Murat Aksoy’la. Murat, merhaba.

Murat Aksoy: Merhaba, iyi yayınlar diliyorum.

Ruşen Çakır: Öncelikle sen bu iddianamelerin Kasım ayı içerisinde peş peşe geleceğini söylemiştin. Önce Aziz İhsan Aktaş’la oldu, şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi oldu ama birtakım başka iddianamelerin de olmasını bekliyoruz. Herhâlde hepimiz gibi sen de hızlıca bir göz atmışsındır. Tamamını okumak bu kadar kısa sürede mümkün değil ama ana hatlarıyla gördün. Ne diyorsun? Seni şaşırtan bir şey var mı?

Murat Aksoy: Ben kendi iddianamem olmak üzere, bu arada öncelikle sana da geçmiş olsun çünkü sen de bu iddianamede şüphelilerden birisin, bir meslektaş olarak. Sana da geçmiş olsun. Burada aslında haberde de belirttiğiniz gibi, yani aslında içeriği ya da kurgusu çok başka bu örgütün. Yani Ekrem Bey var tepede, altında 6 tane yardımcısı ya da yönetici diyelim. Sonra o yöneticilere bağlı isimler, bir de doğrudan Ekrem Bey’e bağlı. Oysa örgüt hiyerarşisi, Türk Ceza Kanunu’na göre bir tane kurucu vardı, bir emir komuta zinciri içinde yukarıdan aşağıya bir silsile olur. Yani burada böyle bir yapı itibarıyla bir farklılık var. Ama beni en çok şaşırtan, hayatımıza 20 gün önce giren bir kişinin, yani Hüseyin Gün isminde bir insanın Ekrem Bey’le beş dakikalık bir fotoğraf çekme şeyi var ve onun örgüt yöneticisi olarak, onunla irtibatı olduğunu iddia ettiği Necati Özkan’ın bile üstünde 6 kişilik örgüt yöneticisinden biri olması. Yani ben bunu hayatın olağan akışına ne kadar uygun sorusunu dün geceden beri kendi kendime soruyorum. Tabii ki iddianamenin ek klasörlerini vesaire bilmiyoruz ama ben açıkçası karşımızda olabildiği kadar uzatılmış, olabildiği kadar da çeşitlendirilmiş suç şeyleri bakımından ve yapısı itibarıyla karmaşık bir iddianame gördüm ve bunun hedefi de bence olabildiği ölçüde davayı da uzatmak. Çünkü nitekim Sayın Akın Gürlek dün 14.30’da adliye muhabirleriyle yaptığı bir toplantıda da İBB’nin bazı iştiraklerine yönelik de ek iddianameler, bu da aslında belki ek operasyonlar da gelebilir izlenimini verdi. Bu da belli ki dosyayı olabildiği kadar büyütecek ve büyütmesi demek de aslında süreyi uzatması anlamına geliyor. Bu açıdan da bunun da ben çok böyle hukuki olduğunu açıkçası düşünmüyorum. Çünkü ne dediler bize 19 Mart’tan itibaren? Öyle belgeler çıkacak ki kimse kimsenin yüzüne bakmayacaktı. Öyle belgeler çıkacaktı, şöyle olacaktı, böyle olacaktı. Şimdi biraz önce haberde de izlediğimiz gibi “duymuştum, görmüştüm” ve o tırnak içinde elde edilen gelirle ilgili 160 milyar dolardan bahsediyordu. Çünkü bu sürecin başında da o 546 ya da 564 milyar dolardı. Onunla ilgili neredeyse hiçbir somut veri yok. Kim kimden ne kadar para aldı, kim kime kaç seferde ne kadar para yolladı vesaire. Dediğim gibi ekleri bilmiyoruz ama bu açıdan baktığımız zaman uzun ve insanların okumaktan ziyade sadece yorumlarla bilgilenebileceği ve öyle olması istenmiş bir iddianame karşımızda açıkçası.

Ruşen Çakır: Peki, şunu sormak istiyorum. Yayınımızın başlığı “İddianame Sonrası Cumhuriyet Halk Partisi.” CHP herhâlde böyle bir iddianameye hazırdı. Yani ilk tepkilerinden anladığımız kadarıyla çok büyük bir şoka falan uğramış bir CHP görmedik. Bundan sonra CHP’nin davayla ilgili, şimdi siyaseti bir kenara koyalım, onu bilahare soracağım ama davayla ilgili CHP’nin nasıl bir strateji izlemesini bekliyorsun?

Murat Aksoy: Birincisi, açıkçası bu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbarı CHP yönetimi bekliyor muydu, ben ondan o kadar çok emin değilim. Çünkü o ihbarla ilgili bilgilendirme notuna baktığımız zaman orada bayağı bayağı, Anayasa’nın hem 68 ve sonraki maddeleri, yine Anayasa’nın 101 ve sonraki maddelerinde doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nı parti kapatma da dâhil olmak üzere ya da hazineden aldığı yardımın kesilmesi de dâhil olmak üzere çeşitli seçenekleri masaya bırakıyor. Dolayısıyla da bu da aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin üzerinde bir demokrasi kılıcı olarak sürekli sallanacak ve ne zaman gündeme geleceğini de, böyle bir şeyin gelip gelmeyeceğini de bilmiyoruz. Diyelim ki seçime 5 ay kala böyle bir dava pekâlâ açılabilir ya da üç gün kala ya da bir hafta kala. Dolayısıyla da ben onu çok açıkçası beklediklerini düşünmüyorum ama tabii bekleyenler mutlaka vardır. Burada aslında dün itibarıyla bir tane internet sitesi açıldı. Gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu aşamada yapması gereken, sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil, tabii Ekrem Bey ve bu davada şüpheli olan insanların da yapması gereken, iddianameyi gerçekten hiçbir şey içinde yokmuş ya da boş bir iddianame gibi değil, gerçekten kendilerine atfedilen suçlamalara somut cevaplar üretecek ya da iddianamede var olan çelişkileri kamuoyuna sadece bunu internet sitesiyle değil, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu noktada belki stratejisini bu mitinglerin dışında, yine bu programın başında olduğu gibi Özgür Özel’in bundan üç dört hafta önce söylediği gibi bu ev ev, yani halkın içine girme, mahalle mahalle dolaşma, ev ev dolaşarak anlatma meselesini hayata geçirmesinde yarar olacak. Bunu bir program için yapılması gerektiğini düşünüyorduk ki program konusunda da, orada da bir iki tane çift şapkalı bir durum var, onu da zamanı gelince konuşuruz. Ama şu anda gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapması gereken bu iddianamede ortaya çıkan çelişkileri ve insanların savunmalarını güçlü bir biçimde sadece internet sitesi üzerinden değil, halkın içinde de, yani bu mitinglerin dışında da aktaracak bir kanalı, bir hareketlenmeyi, bir organizasyonu hayata geçirmesinde yarar var. İkincisi, belki televizyona katılacak parti temsilcilerinin biraz daha böyle hamasetten uzak, yani bağırarak çağırarak değil, bu toplumun bir kesiminin hoşuna gidebilir ama gerçekten suhuletle bu iddianamenin içinde ne var, iddialar ne diyor, Cumhuriyet Halk Partisi buna karşı ne söylüyor ya da suçlanan insanların avukatları bunlara ne diyor gibi, yani bunları sakince anlatacak insanların çıkabildiği ölçüde televizyonlara çıkmalarında ben yarar olduğunu düşünüyorum açıkçası.

Ruşen Çakır: Peki, şunu sormak istiyorum. Şimdi butlan beklendi, olmadı. Her ne kadar İstanbul’da kayyum hâlâ görevinin başında olduğunu söylese de kimse artık çok fazla ilgilenmiyor onunla. Gidip geliyorlar mı hâlâ il binasına, inan merak bile etmiyorum artık ne zamandır. Şimdi CHP içerisindeki yönetime muhalif olayı kapandı mı? Şimdi ay sonunda kongre var, biliyorsun, kurultay var. Demin Özgecan söyledi, başka aday çıkması beklenmiyor. Muhtemelen liste çıkması da beklenmiyor. Yani belki çıkar ama etkili olması da beklenmiyor. Bütün bu süre içerisinde CHP içi tartışmalar hakikaten noktalandı mı? Bir de şunu tabii sormak istiyorum. İddianameden hareketle CHP içerisindeki birtakım muhalif gibi olan kişiler iddianamenin üzerinden bir eleştiri yapabilirler mi, yapmaya başlarlar mı? Ne demek istediğimi anladın.

Murat Aksoy: Bence özellikle bu partiye yönelik kapatma hamlesinin gündeme gelmesinden sonra ben CHP içindeki konsolidasyonun bir kere daha güçleneceğini düşünüyorum. Birincisi bu. Ama burada CHP yönetimine de şu görev düşüyor: Gerçekten muhalif olan ama toplumda karşılığı olan ya da sözünün değeri olan bazı milletvekilleri var, şu andaki mevcut yönetimin de onları kazanma zorunluluğu var. Yani bu noktadan itibaren CHP’nin içinde eleştirel olsa bile nitelikli siyasetçilerin devre dışı bırakılmaması gereken bir süreci başlatması gerekiyor mevcut yönetimin. Yoksa belki alternatif bir liste çıkmaz ama geçmiş dönemde bu alternatif listeyi ortaya çıkaran isimlerden ya da o listede olanlardan, şu anda parti meclisinde yedek iki, üç, dört, beş, altıya baktığımız zaman o insanlara bakıp gerçekten bu insanlar partiye önümüzdeki dönem yararlı olabileceklerse bu insanlarla gerçekten samimi bir diyalog kurarak onları kazanmak yoluna gitmeli. Yoksa şu aşamada CHP’nin ne bir milletvekilini, ne de bir parti meclisi üyesini, ne de bir başka şeyini küstürme lüksü yok. Buna belediye başkanları da dâhil. O yüzden belki bu aşamada partinin üst yönetimine düşen yukarıdan aşağıya belki yeni bir kucaklaşma, kendini dışarıda hissedenlerle öyle bir süreci başlatmasında da yarar var.

Ruşen Çakır: Peki, şunu da sorayım. Dün Ahmet Özer’in tahliye olması, tam iddianamenin çıktığı gün. Bu tabii başka bir bağlam gibi gözüküyor ama sonuçta çok önemli bir olay, CHP için önemli bir olay. Süreçle bir alakası da var ama sonuçta CHP’nin belediye başkanı, uzun süredir cezaevindeydi. Bunu nasıl okuyorsun sen? Bir yandan havuç-sopa gibi bir şey oldu bu aynı gün.

Murat Aksoy: Yani hem biraz öyle hem de burada özellikle Ahmet Özer meselesinde Bahçeli’nin özel bir hassasiyeti oldu. Hem kendisinin bu Kürt meselesi ile ilgili çalışmaları hem Feti Yıldız’ın geçtiğimiz aylarda onun bazı çalışmalarına referans vererek paylaşımlar yapması. Ama şu gerçek de ortada duruyor. Mesela kent uzlaşısıyla ilgili, şu anda 7 kişilik, Ekrem Bey’in de içinde olduğu bir 7 kişilik suçlama şeyi vardı ve onunla ilgili hiçbir adım atılmıyor. Yani mesela Mehmet Ali Çalışkan hâlâ İzmir’de kuyu tipinde, gerçi oradan alınmış herhâlde ama ya da işte Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Elif Atayman, böyle 7 kişi konusunda hâlâ ne bir iddianame, ki o iddianamelerin de biz çıkmasını bekliyorduk. Gerçekten süreçle ilgili olsaydı diğer arkadaşlarla ilgili, yani kent uzlaşısındaki suçlamayla ilgili de bir adım atılması gerekiyordu. Burada sanki Ahmet Özer ismi üzerinde bir tırnak içinde hassasiyet gözetilmiş ve bu aşamada da denk getirildiği için tam da tensip zaptı zaten, hani bu Aziz İhsan Aktaş soruşturması ile ilgili tensip zaptı dün açıklandı ve Ahmet Özer de dört kişiyle birlikte, kendisi de beşinci, tensip zaptıyla birlikte tahliye edildi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.