Aslı Tunç yazdı: Ekranlardan ekran beğen

Geçenlerde televizyon ekranının dörde bölündüğü bir tartışma programına denk geldim. Evet, bildiniz; hani o artık kimsenin izlemediği kanallardan birinde. Ekrandaki üç erkek kafasını öne eğmiş, elindeki cep telefonu ekranına bakıyordu. Geriye kalan diğer erkek konuşmacı da hararetle bir şeyler anlatıyordu. Kimse konuşulanla ilgilenmiyordu ve bunu canlı yayın ekranında gözünü telefondan ayırmayarak adeta dünyaya ilan ediyorlardı. Bu ne zaman norm hâline geldi diye düşündüm bir süre. Artık canlı yayın tartışma programlarında ne izleyicinin ne konukların yüzüne bakılmıyor mu? Bu insanları hiç kimse uyarmıyor mu mesela?

Aslı Tunç yazdı: Ekranlardan ekran beğen
Aslı Tunç yazdı: Ekranlardan ekran beğen

Eskiden bazı acar gazeteciler canlı yayında “bir duyum aldım”, “şimdi önüme düşen bir tweet”, “kaynağım şimdi bilgi verdi” diye havalı ifadelerle anlık olarak telefonundan haber geçerdi. Ben en son o aşamada kalmışım demek.

İki gün önce de bir spor programında ekrandaki yorumcunun eşi, canlı yayın esnasında kocasının telefonuna mesaj atıp hamile olduğunu müjdelemiş. Adamcağız canlı yayında nasıl sevineceğini bilemiyor; hep bir gözü telefon ekranındaydı zaten. Biz akademisyenlerin durumu farklı mı ki sanki? Ders verdiğimiz sınıftaki öğrencilerin yarısı ile göz teması kurmak neredeyse imkânsız. Çoğu haldır haldır cep telefonuyla meşgul: Instagram mı istersiniz, TikTok’ta gezinen mi, çeşit çeşit sosyal medya kullanımı gırla; online alışveriş yapan kız öğrenci gördüm geçenlerde mesela. Sevgilisi ile yazışanlar artık demoda bile sayılabilir. Ancak sebep ne olursa olsun kafalar cep telefonu ekranından kalkmıyor. Hoca olarak her türlü performatif çaba nafile.

Besbelli, fiziksel varlığımızla zihin dünyamız birbiriyle örtüşmüyor. Bedenimizi bir yerlere taşıyoruz, ancak ilgimizi bulunduğumuz noktadaki meselelere odaklayamıyoruz. Eskiden bunu çaktırmadan yapardık; yakalanınca da mahcup olurduk. Artık her şey fütursuzca, pervasızca.

Aslı Tunç yazdı: Ekranlardan ekran beğen
Aslı Tunç yazdı: Ekranlardan ekran beğen

Ekran bağımlılığı, medya çalışmaları ve psikoloji literatüründe ciddi bir rahatsızlık. Bu, en net tanımıyla cep telefonu, tablet ya da bilgisayar ekranından uzaklaşamama hâlidir. Her fazla ekran süresi elbette bir bağımlılığa işaret etmiyor. Bağımlı olmak için kontrolün kaybedilmesi, ekran yoksunluğu halinde duygusal ve psikolojik belirtilerin ortaya çıkması, hatta uzun vadeli fiziksel rahatsızlığın belirmesi gerekiyor. Sosyal medya ise bu bağımlılığı en fazla tetikleyen etkenlerden biri.

Geçtiğimiz hafta Danimarka Hükümeti bu konuda çok radikal bir adım attı. Genç Kadın Başbakan Mette Frederiksen, cep telefonları ve sosyal medyanın “çocuklarımızın çocukluğunu çaldığını” söyleyerek 15 yaş altına yasak getirmeyi düşündüklerini açıkladı. Geçen yıl da Avustralya Hükümeti 16 yaş altı için sosyal medyayı yasaklamıştı; ancak bu kararın nasıl uygulanacağı henüz bilinmiyor. Sadece bu yasağı delen sosyal medya şirketlerine çok ağır para cezaları geleceği belirtiliyor.

Avrupa Birliği içinde gençler ve dijital dünyanın zararları üzerinde çok tartışılıyor. Demokratik ülkeler, endişeyle dev sosyal medya şirketlerinin karanlık içeriklerinden çocukları nasıl koruyacaklarını düşünüyor. Çevremizde ise sadece cep telefonu ekranından uzaklaşamayan gençler değil, umursamazca canlı yayında bile ekrana yapışmış yetişkinler var. Akıllı telefon bağımlılığı (nomofobi) ise ekranla kontrolsüz ilişkimizin sadece bir alt grubu.

Bu yeni nesil saplantımızın boyutunu ölçmek için herhangi bir restoranda karşılıklı oturan çiftlere bakmak yeter. Bakalım sevdiklerimizle göz teması kurmayı tekrar ne zaman öğreneceğiz?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.