11. Yargı Paketi TBMM Başkanlığı’na sunulacak. Pakette koronavirüs düzenlemesi de yer alıyor. Düzenlemeden yaklaşık 50 bin mahkûmun yararlanması bekleniyor.

11. Yargı Paketi yarın (27 Kasım) TBMM Başkanlığı’na sunulacak. Koronavirüs izni olarak bilinen düzenleme de paketin içinde bulunuyor. Düzenleme, 31 Temmuz 2023’ten önce cezası kesinleşmemiş hükümlülerin tahliyesini öngörüyor.
Koronavirüs düzenlemesinden 50-55 bin mahkûmun yararlanması bekleniyor. Koşulları tamamlayan mahkûmların da düzenlemeden faydalanacağı için bu sayının yükselmesi muhtemel. Düzenleme geçen hafta yargı paketine eklendi.
Yeni çözüm süreci de paketi etkiledi
Yeni çözüm süreci kapsamında MHP ve DEM Parti bu düzenleme için adım atılmasını istiyordu. Koronavirüs izninin pakete dahil edilmesi için 11. Yargı Paketi’nin Meclis Başkanlığı’na sunulması geçen hafta ertelenmişti. AKP konuyla ilgili etki analiz raporlarını değerlendirdi, binlerce mahkûma tahliye getirecek düzenleme ardından yargı paketine eklendi.
Düzenleme ile 31 Temmuz 2023 tarihi öncesinde suç işleyenler 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumlarına geçebilecek. Mahkumlar ayrıca 3 yıl daha erken denetimli serbestlikten yararlanabilecek.

Bakan Tunç çalışmaların tamamlandığını açıkladı
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Adalet Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçe görüşmeleri yapıldı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 11. ve 12. yargı paketleriyle ilgili çalışmaların tamamlandığını söyledi.
Bakan Tunç şu açıklamayı yaptı:
“11. Yargı Paketi’yle ceza adaleti sistemini güçlendirmeye yönelik bazı önemli değişiklik önerilerini Meclisimizin gündemine arz etmeyi planlıyoruz. 12. Yargı Paketi’yle de hukuk yargılamalarının makul sürede tamamlanması gibi konularda düzenlemeler yapılmasını amaçlıyoruz.”
LGBTİ+’lara yönelik düzenlemeler tepki çekmişti
ANKA’nın haberine göre yargı paketine ilişkin kamuoyuna da yansıyan taslakta yer alan LGBTİ’lere yönelik “cinsiyet değişikliğine” ilişkin düzenlemenin, insan hakları savunucuları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarından gelen tepkiler üzerine çıkarıldı.
Taslakta, “Aile kurumunun korunması, toplumun genel ahlak ve değerlerine yapılan saldırıların önlenmesi, tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme akımlarıyla daha etkin mücadele edilmesi amacıyla toplumsal yapıyı tahkim eden ve insan onurunu koruyan” düzenlemeler öngörülmüş ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndaki cinsiyet değişikliğine ilişkin yaş sınırı 18’den 25’e yükseltilmişti.
Cinsiyet değişikliğinin temelini oluşturan sağlık kurulu raporlarının tüm eğitim araştırma hastaneleri yerine Sağlık Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastaneleri tarafından ve en az üçer ay aralıklarla yapacağı dört değerlendirme neticesinde verilebilmesi öngörülmüştü.
Mahkemeden izin alınmadan cinsiyet değişikliğine yönelik hiçbir tıbbi müdahale yapılamaması şartı getirilmiş, “genetik ve/veya hormonal hastalıklar nedeniyle genital organlarında gelişme bozukluğu bulunan kişilerde ihtiyaç duyulan tedaviye yönelik tıbbi müdahaleler bakımından bu madde kapsamında izin alınmasına gerek bulunmadığı” hükmü yer almıştı.
Taslakta, “Kanunla belirlenen koşullara aykırı olarak kişinin cinsiyetini değiştirmeye yönelik herhangi bir tıbbi müdahalede bulunan faile 3 yıldan yedi yıla kadar hapis ve bin günden 10 bin güne kadar adlî para cezası verilir” düzenlemesine yer verilmişti.
Taslakta, “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapmaları halinde bu kişilere, bir yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası verilir” düzenlemesi öngörülmüştü.








