Birkaç zamandır, yakında “Yüksek Güvenlikli Notlar” başlığıyla yayınlanacak olan Silivri günlüklerinin son rötuşlarıyla uğraşıyorum.

2016, 2017, 2018…
Tutuklanışımın birinci yıldönümüne denk gelen 22 Eylül 2017 tarihinde “Yıldönümü” başlığıyla şunları not almışım:
“Tutuklanışımın yıldönümü…
Tutuklandıktan sonra on beş güne yakın bir hücrede tek başıma tecritte kalmıştım.
Kâğıdım, kalemim, televizyonum yoktu. Sadece TRT yayını yapan duvara gömülü bir radyo vardı.
Beton daha da çıplak, daha da soğuktu…
Zeki Müren’in ölüm yıldönümü,
Neşet Ertaş’ın ölüm yıldönümü, buraya geldiğimde tecritteki radyodan duyduğum ilk ölüm yıldönümleriydi.
Şimdi 2. yılın başlangıcında yeniden aynı ölüm günleri bir yıl ileriye gitmiş olarak anılıyor.
Yıl bitti ama yaşam bitmediği için mecburen kendi izine geri döndü.”
Bir gün sonra 23 Eylül 2017…
O gün, aradan geçen sekiz yılda hiç söz etmediğim bir sürprizle karşılaşmıştım.
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı antetli bir kâğıda kendi el yazısıyla yazdığı içten, sıcak, dostça bir mektup aldım.
Mektubu aldığım gün günceme şunları yazmışım:
“Bugün eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den bir mektup aldım.
Mektubun üzerinde Cumhurbaşkanlığı amblemi vardı.
Böyle bir zamanda böyle dostça ve cesurca bir davranış beni çok sevindirdi.
Bunu herkes kolayca yapamaz.”
Sevgili Mehmet Altan
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün mektubu aynen şöyle:
“Sevgili Mehmet Altan,
Mektubuna cevap yazmakta epey geciktim. Doğrusu ilk duruşmada çıkarsınız ve görüşürüz diye düşünmüştüm.
Sizin demokrat, özgürlükçü ve vicdanlı bir üniversite hocası ve gazeteci olduğunuzu bilen bir kişi olarak yaşadıklarınıza çok üzülüyorum.
Senin ve Ahmet Altan’ın savunmalarını okudum. İnanıyorum ki geç de olsa Mahkeme Heyeti doğru karar verecektir.
Türk siyasi tarihi ne yazık ki sizin karşı karşıya kaldığınız örneklerle doludur. Ben de 80 darbesinde evliliğimizin ilk günlerinde aniden alınmış ve ailece acılar çekmiştik.
En kısa zamanda özgürlüğünüze kavuşmanızı ve bu günleri geride bırakmanızı temenni ediyor, hepinize selamlarımı iletiyorum.
Abdullah Gül”
Ben 21 ay, Ahmet Altan 5 yıl
Bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, her ne kadar Mahkeme Heyeti’nin doğru kararı vereceğine inansa ve “en kısa zamanda özgürlüğümüze kavuşmamızı temenni etse” de ben 21 ay, Ahmet Altan 5 yıl yattı.
Üstelik mahkeme, AYM kararına rağmen bana ve Ahmet Altan’a “ağırlaştırılmış müebbet hapis” verdi.
Dava istinaf aşamasında iken AYM kararına bir de AİHM kararı eklenmişti.
Şimdi Ersan Şen’in yanında avukatlık yapan İstinaf Mahkeme Başkanı Taner Akıncı iki kararı da yok sayarak “ağırlaştırılmış müebbet” cezasını onadı.
Silivri Notları beni aldı eski günlere ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tarihsel mektubuna götürdü.
Zaman geçer, geriye geçen zamanın içinde nasıl durduğunuz kalır.
Bazıları korkar saklanır, bazıları da en zor günlerde dostluğu ve cesaretiyle karanlık kayalıklardaki bir deniz feneri gibi parlar.







