Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri 1080. haftada Galatasaray Meydanı’nda Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (6 Aralık 2025) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu.
Cumartesi Anneleri 1080. haftada Hüseyin Taşkaya için adalet istedi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“1080. haftamızda kayıplarımız bulunsun, failler cezalandırılsın diyerek buluştuk.
Bu topraklarda gözaltında kaybetmeler, devlet politikası dahilinde ve insanlığa karşı suç oluşturacak biçimde, yaygın ve sistematik bir saldırının parçası olarak uygulandı. Bu nedenle kaybedilenlerin akıbetini ortaya çıkaracak ve failleri cezalandıracak nitelikte etkili soruşturma ve kovuşturmalar hiçbir dönemde yürütülmedi.
Yargı makamları yapılan başvurular karşısında hareketsiz kaldı; dosyalar sürüncemede bırakıldı ve adliye raflarında yıllarca bekletilerek zamanaşımına sürüklendi. Bu tutum, devletin ulusal ve uluslararası hukuk normlarından kaynaklanan yükümlülüklerine açıkça aykırı olmasına rağmen hiçbir iktidar tarafından sorun olarak görülmedi.Kayıp yakınları sistematik inkâr ve cezasızlık politikasıyla baş başa bırakıldı. Devlet, sevdiklerinin akıbetine dair bilgi vermeyerek kayıp yakınlarına işkence etti.
Bugün, diğer kayıplarımızda olduğu gibi 32 yıl önce Siverek’te gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Hüseyin Taşkaya için de etkili bir hukuk süreci işletilmediğini hatırlatmak için buradayız.
42 yaşındaki, dört çocuk babası Hüseyin Taşkaya Siverek’te müteahhitlik yapıyordu. 1990’lı yıllarda Siverek, Bucak Aşireti’nin hâkimiyetindeydi ve resmi raporlarda bu yapı “devlet içinde devlet” olarak tanımlanıyordu.Siverek’te yaşanan ağır ihlalleri eleştiren Hüseyin Taşkaya hem güvenlik güçlerinin hem de Bucak Aşireti’nin hedefi haline geldi. Artan tehditler nedeniyle ailesini İstanbul’a gönderdi; kendisi ise işlerini toparlamak için bir süreliğine amcasının evinde kalmaya başladı.
6 Aralık 1993 günü, amcasının Siverek/Bağlar Mahallesi’ndeki evine 30 araçlık bir konvoyla gelen askerler, polisler ve Bucak Aşireti’ne mensup korucular, Hüseyin Taşkaya’yı zorla gözaltına alarak askeri bir araca bindirip götürdü. Bu olay, akrabalarının ve mahallelinin tanıklığında gerçekleşti.
Aile, jandarma, emniyet, savcılık ve valilik arasında cevapsız bırakıldı. Askeri yetkililer Taşkaya’nın polise teslim edildiğini iddia etti; emniyet “Bizde yok, Sedat Bucak’a sorun” diyerek sorumluluktan kaçındı. Dönemin DYP milletvekili ve korucubaşı Sedat Bucak ise “Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonrası devletin bilgisi dahilindedir.” dedi. Ancak Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.
Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı, tüm tanıklığa rağmen olayı “ailenin soyut iddiası” olarak değerlendirdi ve dosyayı takipsizlik kararıyla kapattı.
Hüseyin Taşkaya’nın gözaltında kaybedilişinin 32. yılında bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Ailenin, Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini ve faillerin kimliklerini bilmeye hakkı vardır.
Ulusal ve uluslararası hukuk normlarından doğan sorumluluklarınızı yerine getirin. Hüseyin Taşkaya’nın kaybedilmesiyle ilgili gerçeği ortaya çıkaracak ve suçtan sorumlu olanları cezalandıracak nitelikte etkili bir soruşturma ve kovuşturma başlatın.
Kaç yıl geçerse geçsin, Hüseyin Taşkaya ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”








