Ruşen Çakır yazdı: Hayır, boşuna çiğnemedik

Perşembe günü İstanbul Bebek Camii’nde öğle namazının ardından Prof. Dr. Taha Parla’nın cenaze namazı kılındı. Cenazede Prof. Dr. Parla’nın ailesi, Boğaziçi Üniversitesi’nden mesai arkadaşları, öğrencileri, yol arkadaşları vardı. 1982 yılında Boğaziçi’nde okumaya başlamış -ama bitirememiş- biri olarak bazı eski hocalarımı, okul arkadaşlarımı ve 1980 sonrası yasal sol/sosyalist hareket içinde yer almış, çoğunu şahsen tanıdığım aydınları gördüm.

Taha Hoca’nın öğrencisi olamadım ama kendisiyle tanışma ve Levent Cinemre ile birlikte hazırladığımız Sol Kemalizme Bakıyor kitabı için söyleşi yapma şansını yakalamıştım. Umarım diğer söyleşi yaptığımız kişiler kızmaz ama kitaptaki en kapsayıcı ve ufuk açıcı söyleşinin Prof. Dr. Parla ile olanıydı. Bu da onun müthiş bilgi birikimi, analitik yeteneği, sorumluluk duygusu sayesinde olmuştu.

Ruşen Çakır yazdı: Hayır, boşuna çiğnemedik
Ruşen Çakır yazdı: Hayır boşuna çiğnemedik

“Yıllar Sonra”

O cenaze töreni bana yıllar önce izlediğim ama hiç aklımdan çıkmayan The Big Chill filmini hatırlattı. Lawrence Kasdan’ın yönettiği ve Tom Berenger, Glenn Close, Jeff Goldblum, William Hurt, Kevin Kline gibi sonradan iyice ünlenen isimlerin rol aldığı 1983 yapımı bu filmde Michigan Üniversite’sinden okul arkadaşlarının, intihar eden bir arkadaşlarının cenazesi için bir hafta sonu bir araya gelmelerini anlatır.

Türkiye’de galiba “Yıllar Sonra” adıyla oynayan bu film, benim de ucundan dahil olduğum “boomer” kuşağının hayalleriyle zaman içinde vardıkları yerleri anlatıyordu.

Boğaziçi günleri

Ben de cezaevinden çıkar çıkmaz, bir zamanlar “burjuva okulu” diye küçümsediğimiz Boğaziçi Üniversitesi’nde yepyeni bir hayata başlamış, yeni insanlar, yeni fikirler, yeni heyecanlarla tanışmıştım.

Bebek Camii’nin karşısındaki Bebek Kahve’ye az, Rumelihisarı’ndaki Ali Baba’nın kahvesine sık gider, saatlerce sinema, edebiyat, marksizm, sivil toplum vs. tartışırdık.

40 yıldan fazla oldu, ölenler, Türkiye’yi terk edenler, kendilerini unutturanlar, hayata küsenler oldu. Az da olsa hâlâ bir şeyleri iyi anlamda değiştirmeye çalışanlar da var kuşkusuz. Ama yaşlandık, yorulduk…

Boşuna çiğnemedik

İnsanın aklına Türkiye sosyalist hareketinin iz bırakan isimlerinden Sevim Belli’nin hayatını anlattığı kitabının başlığı geliyor: Boşuna mı Çiğnedik?

Hayır, kesinlikle boşuna çiğnemedik. İki gün sonra İstanbul’da DEM Parti’nin düzenlediği Uluslararası Barış ve Demokrasi Konferansı’nın ilk bölümünü izledim ve her türlü olumsuzluğa rağmen hayatın devam ettiğini, birilerinin her şeye rağmen daha iyi bir Türkiye için mücadeleye ettiklerine bir kere daha tanık oldum.

Ruşen Çakır yazdı: Hayır, boşuna çiğnemedik
Ruşen Çakır yazdı: Hayır boşuna çiğnemedik

Şimdi bu sözüme kızanlar çok olacaktır: Kürtlerin elde ettikleri ve edecekleri her kazanım hepimiz için çok iyi gelecek ve daha özgür, adil ve demokratik Türkiye’nin kapısını açacak, ya da daha temkinli olalım, aralayacak.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.