Bir yıl önce HTŞ liderliğindeki cihatçılar İdlib’den yola çıkıp Şam’a kadar ilerledi ve Esad hanedanlığının Suriye’deki 53 yıllık yönetimine son verdi. Böylelikle Suriye’de bir devir sona erdi ve yeni bir devir başladı. Colani adını geride bırakan Ahmet eş-Şara yönetimi ülkeye ne getirdi, ne götürdü? Ülkedeki değişime Suriyeli kadınların penceresinden bakarak cevap aranan programda Göksel Göksu ve Abir Naeseh Bilgin, Suriyeli kadının toplumsal yaşamda ve kamusal alandaki varlığını konuştu.
Suriye’de Esad sonrası dönemin konuşulduğu programda, kadınlara umut ve hayal kırıklığının, direniş ve korkunun iç içe geçtiği karmaşık bir manzara sunulduğuna dikkat çekildi.

Abir Naeseh Bilgin, ülkedeki yeni yönetimin ılımlı bir imaj çizmesine karşın cihatçı gruplar üzerinde kontrolsüzlüğün hakim olduğunu anlattı:
“Şara yönetimini takmayanlar var”
“Bence sormamız gereken soru: eş-Şara, onunla beraber Şam’a gelen tüm grupları kontrol altına alabilecek mi, alabiliyor mu? Bugün on binlerce savaşçıdan bahsediyoruz. Yani bu adama hadi inandık, tamam bunu yapmak istiyor, ılımlı, herkesi kapsayan bir yönetim yürütmek istiyor. Bunu ne kadar yapabiliyor acaba? Geriye baktığımız zaman eş-Şara yönetimini takmayan gruplar var farklı bölgelerinde Suriye’nin. Hatta o Amerika’ya gittiği zaman onun aleyhine açıklama yapan radikal grupların olduğunu da gördük. Dolayısıyla burada, ister mart ayındaki katliamlar olsun, temmuz ayındaki Dürzilere karşı yapılan katliamlar olsun ve sonrasında Humus’taki saldırılar olsun, bu mezhep bazlı katliam ve saldırıların faillerine baktığımızda ceplerinde silahla, kendilerinden çok emin bir şekilde dolaştıklarını, istedikleri yere gidip istedikleri adamı öldürdüklerini görüyoruz.”
Yeni hükümette kabinede yer alan 23 bakandan sadece birinin kadın olmasını da eleştiren Naeseh Bilgin, yıllar süren mücadelenin bir parçası olan kadınların siyasi alanda kendilerine verilen yerden memnun olmadığını anlattı. Bilgin, geçici anayasaya eklenen “kadınların sosyal statüsü korunacak, aile ve toplum içindeki saygınlıkları ve rolleri korunacak’’ maddesine de dikkat çekerek bu maddeye dolaylı olarak kadınlara dayatılan rolleri pekiştirdiği, kadınların rolünü aileyle sınırladığı gerekçesiyle itiraz edildiğini söyledi.
Dini söylemdeki değişime de dikkat çken Bilgin, bu kapsamda yaşanan değişimin, ılımlı din adamlarının yerini cihatçı ve Selefi zihniyetin almasıyla başladığını ifade etti. Bu kapsamda kadını “toplumsal ahlakın merkezi” olarak gören söylemler ve kadınların giyimine müdahale etmeye çalışan dini ve sosyal yaklaşımlardaki artışa dikkat çekti.
“Suriyeli kadınlar inatçıdır”
Suriyeli kadınların bu gelişmelere rağmen mücadeleye devam etme kararlılığını koruduğunu ve kadınların sosyal yaşamdaki yerlerini aldığını anlatan Naeseh Bilgin, Suriyeli kadının inatçı yanının önemine dikkat çekti:
“Bakın Suriyeli kadınlar inatçıdır. Kolay kolay kendi alanından ya da kamusal alandan vazgeçecek bir kitle değildir ki verdikleri mücadele olgunlaşmamış bir mücadele de değil. Tabii Suriye’nin yapısıyla alakalı da bir durum var. Sonuçta bir otorite olarak bir şeyi dayatabilmen için toplumda bunun bir karşılığı olmalı ki oradan güç alasın. İçlerinde radikal dinci kitleler var, karşılıklı nefret söylemi üretenler var. Ama genel tabloya baktığımızda bunlar zaten vardı. Ve toplum bunları koruyarak bugüne kadar devam etti.”







