İslam Özkan yazdı: Yemen’de kızışan Suud-BAE rekabeti

Arabistan’ın en mutsuz köşesi Yemen. Ama bu acının, yıkımın ve unutulmuşluğun ortasında öyle bir güzellik saklı ki; tarih dediğimiz o büyük masalda sanki paralel evrende yaşayan yabancı varlıklar burada kerpiçten gökdelenler inşa etmiş. Bir yanda dünyanın ilk dikey şehir planlaması olan, çamurdan Manhatta’ı andıran Şibam’ın silueti. Diğer yanda, Sana’nın eski kentinin kireç sıvalı, müthiş bir estetikle bezenmiş masalsı evleri. Burası, sadece mimarisiyle değil, efsaneleriyle de zirvedeydi: Kraliçe Belkıs’ın efsanesiyle yoğrulmuş, dünyanın ilk büyük su mühendisliği harikası Me’rib Barajı’nın binlerce yıl bereket saçtığı, tütsü ticaretinin imparatorlukları beslediği topraklar. Üstelik bir de dünyanın başka hiçbir yerinde göremeyeceğiniz Ejderha ağaçlarının bekçilik ettiği, sanki başka bir gezegenden fırlamış gibi duran Sokotra Adası var.

İslam Özkan yazdı: Yemen’de kızışan Suud-BAE rekabeti

Yemen, gümüş telkari sanatının en ince işçiliğiyle süslenmiş bir mücevher kutusu gibiydi. “Arabia Felix” yani “Mutlu Arabistan” unvanını boşuna taşımıyordu. Arabia Felix, Romalıların Arap yarımadasını böldüğü üç bölgeden biriydi: Arabia Deserta, Arabia Felix ve Arabia Petraea. Yunanlar ve Romalılar Yemen’e Arabia Felix adını verdiler. İşte bu paha biçilmez miras, bugün vekiller ve efendileri arasında süren o tanıdık nüfuz savaşının tam ortasında, ağır ağır eriyor. 

Yemen artık eskisinden daha kaotik, karışık ve parçalı. Son dönemde işleri iyice içinden çıkılmaz hale getiren dizi filmin yeni bir bölümü sahneye konmuş görünüyor dünyanın en eski gökdelenlerinin yükseldiği ülkede. Başrolde kim mi var? Elbette, bölgenin iki büyük “hamisi” ve tabii ki onların sadık vekilleri.

Gelen haberler, sanki 2015’te Körfez Koalisyonu’nun başlattığı o büyük müdahale hiç yaşanmamış, binlerce Yemenli katledilmemiş, Yemen Gazze’den sonra en büyük felaketi yaşayan ülke değilmiş gibi, Suudi Arabistan’ın BAE karşısında yeni mevziler kazanmaya çalıştığını söylüyor. Riyad, Mart 2015’ten bu yana en kapsamlı askeri güçlerini sessiz sedasız, tıpkı eski usul bir “Özel Komite” operasyonu gibi, güney ve doğu vilayetlerine yığıyor.

Bu operasyonun zamanlaması manidar. Zira Suudi Arabistan’ın güney komşusu, yani Yemen, yüzyıllardır Riyad’ın “arka bahçesi” sayılır. Yemen cumhuriyete geçtiğinden beri uygulanan bir politika bu: Liderlerin, şeyhlerin, hatta gazetecilerin sadakati maaş bordrolarıyla satın alınır, nüfuz garanti altına alınırdı. Şimdi ise yöntem biraz daha modern: “Sadık Askeri Oluşumlar.”

BAE-Suud rekabeti

Peki, Riyad neden şimdi bu kadar telaşlı? Çünkü Yemen’in güneyindeki ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi (GGK) ipini koparmış durumda. GGK, bilindiği gibi BAE’nin can yoldaşı, sevgili vekili. Son günlerde Hadramut ve Mehre’ye doğru yayılma, ayrılık planlarını canlandırma hamleleri, Riyad’ın canını sıkmış olmalı. Ne de olsa, Yemen’in birliğini savunan meşru hükümetin hamisi rolünü Suudi Arabistan üstlenmişti.

İşte tam bu noktada, o tanıdık nüfuz mücadelesi draması devreye giriyor. GGK’nın enerji zengini Hadramut üzerindeki çatışmayı alevlendirmesi, el-Alimi başkanlığındaki “meşru” hükümeti zorda bırakıyor. el-Alimi, tıpkı köşeye sıkışmış bir lider gibi, uluslararası toplumu göreve çağırıyor, GGK’nın adımlarını tek taraflı, anayasaya aykırı ilan ediyor. Ama çağrılarının yankısı ne kadar güçlü, orası tartışılır. Zira Yemen’de anayasa dediğin şey, uzun süredir bölge devletlerinin vekil güçlerinin elindeki bir oyun kartından ibaret.

Yemen artık Suudi Arabistan ve BAE arasında bir nüfuz çatışması alanı haline gelmiş durumda. Bu çatışma süreci, BM’nin tanıdığı Riyad hükümetine bağlı Ulusal Ordu aleyhine işlediği için olsa gerek Riyad yönetimi yeni planı devreye soktu. Aden’den Sokotra’ya, Mehre’den kritik Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki Meyun Adası’na kadar uzanan doğrudan Suudi askeri varlığı, ülkedeki nüfuzun boyutunu gözler önüne seriyor. Buna ek olarak, Suudi Arabistan’ın kurduğu ve desteklediği “Vatan Kalkanı Güçleri”, “Hadramut Koruma Güçleri” ve “Elviye Yemen es Said” gibi yerel askeri oluşumlar da Riyad’ın sahadaki gücünü konsolide ediyor.

Riyad’ın Geçiş Konseyi’ne ayar verme hamleleri de cabası: Aden Havalimanı’ndaki uçuşların, koalisyon komutanlığından izinsiz kalkış-iniş yapılamadığı gerekçesiyle askıya alınması, Riyad’ın “Hükümet benim elimde” demesinin en kibar yolu.

Suudi Riyali’nin rolü

Yemen’deki Suudi varlığı, sadece Meyun Adası’nda deniz yollarını gözetlemekten ya da Marib’de drone’ları kontrol etmekten ibaret değil. Asıl mevzu Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadramut Koruma Güçleri gibi “Vekil Güçler” mekanizmasında gizli. Bu tablonun nedeni gayet açık aslında: Riyad, kendi askerinin canını yakmak istemiyor. Faturayı, Yemenli vekillere ödetiyor. Nasıl mı? Cevap yine o meşhur Riyad altınlarında ya da bir başka ifadeyle Suudi Riyali’nde.

Bir Vatan Kalkanı askeri, modern silahlarla donatılmış olarak ayda 2000 Suudi Riyali (yaklaşık 500 dolar) maaş alıyor. Peki ya Riyad hükümetine bağlı Ulusal Ordu askerleri? Onun maaşı 150 Riyal’i bile bulmuyor ve onu da aylarca alamıyorlar.

Hal böyle olunca, Yemen Savunma Bakanlığı’na bağlı askerlerin maaşlarının bile Arap Koalisyonu Müşterek Kuvvetler Komutanlığı’nın (yani Riyad’ın) elinde rehin kalması şaşırtıcı değil. Yemen’in Ulusal Ordusu, ülkesini değil, koalisyonu savunmakla görevli bir tür hudut birliğine dönüşmüş durumda.

Bu, aslında Yemen’i kantonlara, bölgelere ve farklı bölgesel devletlere sadık küçük ordulara bölme projesinin ta kendisi. Bölgesel devletlerin kendi sadık askeri birliklerini kurma politikası, Husilere karşı yürütülen o ana mücadeleyi geciktirmekle kalmıyor, ülkenin bir daha asla toparlanamayacağı şekilde parçalanmasına zemin hazırlıyor.

“Mutlu Arabistan”, bir zamanlar sadece kahvesiyle değil, dehasıyla da ünlüydü. Şimdi ise, bölge abilerinin maaş bordrosuyla satın alınmış vekil güçlerinin çarpıştığı, bölünmüş, yorgun ve ne yazık ki kimsenin birliğini umursamadığı bir kantonlar coğrafyasına dönüşüyor. Bu filmin sonunda kazanan kim olacak bilmiyoruz, ama kaybedenin Yemen halkı olduğu aşikâr.

Yemen’deki bu yeni askeri düzen, Riyad’ın ülkeyi “arka bahçesi” olarak görme politikasının devamı niteliğinde. Ancak GGK ile yaşanan bu nüfuz çatışması, Yemen’in istikrarı ve geleceği üzerindeki belirsizliği derinleştiren yeni bir perde açmış durumda. Riyad, Yemen’deki askeri varlığını yeniden tanımlarken, sahadaki vekil güçler arasındaki gerilim de ülkenin birliğini ve yeniden toparlanma ihtimalini her geçen gün daha fazla aşındırıyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.