CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 19 Mart’tan itibaren yaşanan süreci, İBB iddianamesini ve Türkiye’nin gidişatını Ali Deniz Çakır’a değerlendirdi. Gürsel Tekin’in İstanbul İl Başkanlığı binasına polis eşliğinde girdiği günü anlatan Çelik, “‘Gürsel Tekin’le görüşmezsen tutuklanabilirsin’ dediler. ‘Partinin kurumsal kimliği benim özgürlüğümden, canımdan daha değerlidir’ dedim ve o görüşmeyi yapmadım” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik Medyascope‘ta Ali Deniz Çakır’ın sorularını yanıtladı.
“Kayyum atandığını televizyonda altyazıyla öğrendim”
“Gürsel Tekin’in İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla kayyum atandığını nasıl öğrendiniz?” sorumuza Çelik, şu cevabı verdi:
“Şimdi o karar açıklandığında ben bir grup esnafla sohbet halindeydim. Bulunduğumuz esnafın işyerinde de televizyonda ‘Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atandı’ diye bir altyazı geçti. Hepimiz döndük böyle televizyona baktık. Sonra ben kalktım. İstanbul İl Başkanlığı binasına gittim. Yöneticiler geldi ve il binasına gittik. O kayyum kararının kamuoyu gündemin geldiği andan İstanbul İl binasına 5 bin polisle gelinen sürece kadar kayyum olarak atanan kişiyle tek bir temasımız olmadı.”
“‘Gürsel Tekin ile görüşmezsen tutuklanabilirsin’ dediler”
Sürecin başından beri Gürsel Tekin ile hiç temasa geçmediğinin altını çizen Çelik, Tekin’in polisler eşliğinde CHP İstanbul İl Başkanlığı’na girdiği gün yaşananları anlattı:

“O gün oraya 5 bin tane polisle geldiler ve yine bize, ‘Siz gidin konuşun, yoksa sizi gözaltına alıp tutuklayacaklar’ dediler. ‘Bugüne kadar siyasallaşmış, yargının kararını kabul etmem diye tek bir açıklama yapılmamış. Sonra 5 bin polisle İstanbul İl Binası’na gelinmiş. Gençlere, kadınlara gaz sıkılmış, gözaltına insanlar alınmış, insanlar yaralanmış. Benim bu durumda oturup konuşmam, bu durumu kabullenmem partinin kurumsal kimliğine zarar verir. Partinin kurumsal kimliği benim özgürlüğümden, canımdan daha değerlidir’ dedim ve o görüşmeyi yapmadım.”
Kılıçdaroğlu’nun “arınma” çağrısı: “Talihsiz bir açıklama”
Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB soruşturmasına dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. CHP’nin rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarından arınması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “CHP üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz. Derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir” dedi. Bu açıklamayı “talihsiz” bulduğunun altını çizen Özgür Çelik, şunları söyledi:
“‘Cumhuriyet Halk Partisi arınmalıdır’ derken kimden bahsediliyor mesela? 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye’de 104 miting gerçekleştirmiş Ekrem İmamoğlu’ndan mı bahsediliyor? CHP Ekrem İmamoğlu’ndan mı arınmalıdır? Tüm siyasal yaşamı boyunca AK Parti iktidarına karşı kurulduğu günden bugüne kadar çok az sayıda seçim kaybetmiş, tam 4 kere seçim kazanmış Ekrem İmamoğlu’ndan mı arınmalıdır? Türkiye’ye umut olmuş 15,5 milyon oyun 15,5 milyon insanın sandığa gidip oy verdiği ve beni temsil edebilir dediği, Türkiye’yi yönetebilir dediği halka umut olmuş Ekrem İmamoğlu’ndan mı arınmalıdır? Ya da 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde biz kazanalım diye 40 ilde saha çözüm ekipleri ile çalışma yürütmüş Rıza Akpolat’dan mı arınmalıdır? Canını dişine taktı Hakan Bahçetepe’den, 2023 seçimlerine proje sunan Resul Emrah Şahan’dan mı, yoksa Mehmet Murat Çalık’tan mı arınmalıdır CHP? Dolayısıyla talihsiz bir açıklamadır.”

“İBB iddianamesi siyaset kalemiyle yazılmış”
İBB iddianamesini okumaya başladıktan sonra ilk verdiği reaksiyonu “acı bir gülümseme” olarak tarif eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“İlk okur okumaz beş dakika içerisinde anladım, siyasetin kalemiyle yazılmış bir iddianame. Niye? Sayın Cumhurbaşkanı konuşuyor. AK Parti grup toplantısında Ahtapot’un kolları. İddianamenin birinci sayfasında Ahtapot’un kolları gibi her tarafa yayılmış diye bir ifade var. Siyaset kalemiyle yazılmış. Neyi suç sayıyor? Beylikdüzü’nde belediye başkanı seçilmeyi suç sayıyor. İBB’yi kazanmayı suç sayıyor. İddianamenin içerisinde İstanbul İl Başkanlığı seçimleri var. Özgür Çelik’in İstanbul İl Kongresi’ni kazanmasını suç sayıyor. Genel Başkan Sayın Özgür Özel’in kurultay kazanmasını suç sayıyor. Kurultayda açılan sloganları, pankartları suç sayıyor. Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmesini suç sayıyor.”
“Ekrem İmamoğlu’nun morali çok yüksek”
Ekrem İmamoğlu’nu Silivri Cezaevi’nde ziyaret ettiği zaman moralini her zaman yüksek olduğunu gözlemlediğini vurgulayan Çelik, “Kötü uygulamalarla karşı karşıya kaldığında, insani duygularla zaman zaman üzüntü duyduğu ya da insani olarak sinirlendiği anlar olabiliyordur ama %99 oranında morali yüksek, çok dirençli, çok çalışkan, çok üretken bir biçimde cezaevinde. O %1’lik üzüntüler, kırgınlıklar, üzüntüler nelerdir? Şimdi düşünün. Yani bir sabah uyanıyorsunuz. Bütün ailenizin malvarlığına el koyulmuş. Şimdi bu bir acı bir şey değil mi? Başka bir sabah uyanıyorsunuz casusluk davası. Başka bir sabah uyanıyorsunuz Hasan İmamoğlu’nun emekli maaşına tedbir koyulmuş. İnsanların dişiyle tırnağıyla biriktirdiği malvarlıklarına el koyulmuş. Bir emekli maaşına el koymak nedir ya? Ya da bir sabah bakıyorsunuz çocuğunuz hakkında soruşturma açılmış ve Emniyet Müdürlüğü’ne ifadeye götürülüyor çocuğunuz. Ne bu çocuğun suçu? Ekrem İmamoğlu’nun oğlu olmak. Hasan İmamoğlu’nun suçu ne? Ekrem İmamoğlu’nun babası olmak” dedi.








