Netizen’in bu bölümünde Atıf Ünaldı, eğitimci Fatih Meral ile eğitim sisteminin geleceğini, yapay zekânın öğretmenlik mesleğine etkisini ve okulların dönüşen rolünü konuştu. Meral, yapay zekânın öğretmenin yerini alacağı yönündeki korkuların yersiz olduğunu, asıl riskin bu teknolojiyi kullanamayanların sistem dışında kalması olduğunu vurguladı.
Netizen’de bu hafta Atıf Ünaldı’ya konuk olan Fatih Meral, eğitim sisteminde yapay zekâya dair kaygıların öğretmenler ve veliler arasında yaygın olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapay zekâ okulun yerini alacak mı, öğretmenin yerini alacak mı sorusu en büyük korku. Ben bir insanın yapay zekâ yüzünden işinden olacağını düşünmüyorum. Ama yapay zekâyı doğru kullanan bir insanın, kullanamayan bir insanı işinden edeceği çok açık. Bu sadece eğitim için değil, bütün sektörler için geçerli.”
“Okul artık bilgi verilen yer olmaktan çıkıyor”
Eğitimde yaşanan dönüşüme değinen Fatih Meral, geçmişle bugünü karşılaştırarak okulun işlevinin nasıl değiştiğini anlattı. Eskiden okulun temel amacının bilgiye erişim olduğunu hatırlatan Meral, “20–30 yıl önce biz okula bilgi almak için giderdik. Çünkü bilgiye ulaşabileceğimiz başka mecralar yoktu. Ya öğretmene sorardık, ya aile büyüklerine, ya ansiklopedilere bakardık. Okul başarısı geleceğin anahtarıydı” dedi.

Meral, bugün öğrencilerin bilgiye ulaşmak için okula ihtiyaç duymadığını vurguladı:
“Çocuk artık şunu düşünüyor: ‘Öğretmenim anlatıyor ama ben bu bilgiyi akşam internette dinleyebilirim, farklı bir hocadan dinleyebilirim, İngilizcesini izleyebilirim.’ Bu yüzden okullarda bilgi öğrenme güdüsü azalıyor. Hâlâ sadece kuru bilgi veren okullar sistemin dışında kalacak.”
Fatih Meral, asıl kritik dönüşümün sosyal alanda yaşandığını; eskiden çocukların sosyalleşme ihtiyacını dışarıda karşıladığını, bugün bunun mümkün olmadığını söyledi. Meral sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eskiden akademik bilgiyi okulda alır, sosyal hayatı dışarıda yaşardık. Şimdi sokak yok, akran yok, geniş aile yok. Çocuk sosyalleşme ihtiyacını karşılayacak alan bulamıyor. Bu ihtiyaç mecburen okula döndü. Okul artık bilgi veren yer değil; sosyal becerileri geliştiren, çocuğun yetkinliklerini artıran, bilgiye rehberlik eden bir yer olmak zorunda.”








