İstanbul Onur Yürüyüşü davasının ikinci duruşması İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme derhal beraat taleplerini reddetti, duruşmayı 5 Haziran 2026’ya erteledi.

23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nü takip ederken gözaltına alınan bianet editörü Evrim Gündüz, eski Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik, gazeteci Nur Kaya ve fotoğrafçı Cansu Yıldıran’ın da aralarında bulunduğu 53 kişinin “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.
29 Haziran’daki Onur Yürüyüşü’ndeki gözaltıların ardından açılan soruşturma neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlanmıştı. İddianamede, “Yasada değil yaşamda ısrar”, “Neredesin aşkım buradayım aşkım” sloganlarına ve taşınan dövizlere yer verilmişti. Yürüyüşü “yasa dışı eylem” olarak kabul eden savcılık, 2911 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan cezalandırma talep etmişti.
Salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle duruşma, İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesi salonuna alındı. Mahkeme salonu önünde ve koridorda çok sayıda polis memuru yer aldı.
Kimlik tespitinin ardından aralarında LGBTİ+’lar, aktivistler ve gazetecilerin olduğu kişiler iddianameye karşı savunma yaptı.

Derhal beraat kararı reddedildi
Avukatlar, savunmalara geçilmeden önce derhal beraat kararı verilmesini talep etti. Avukat Fatih Arslan “Sanıklar arasında üç arkadaşımız İstanbul Barosu üyesidir. Yargılamada tefrik kararı verilerek soruşturma izni alınmasını talep ediyoruz” dedi. Mahkeme, sanıkların savunmalarının alınması gerektiğini belirterek tefrik ve derhal beraat taleplerinin reddine karar verdi.
Savunma yapan isimler, 29 Haziran’da Onur Yürüyüşü sırasında ters kelepçe yapılarak gözaltına alındıklarını, gözaltı işlemleri sırasında işkenceye uğradıklarını, LGBTİ+ haklarını savunduklarını, yaşam hakkının mücadelesini verdiklerini söyledi.
“Her eylemde ters kelepçelenmekten kollarımda sinir sıkışması oluştu”
bianet editörü Evrim Gündüz, “Ben gazeteciyim, gazetecilik faaliyeti için orada bulundum. Basın kartım yanımdaydı, kartımı göstermeme rağmen video kaydı alırken elimden telefonum alındı. Daha sonra bilgisayarım ve kameram da alındı. Hastanedeki kontrolde de ters kelepçe ile bekletildik. Uzun zamandır gazetecilik yapan biri olarak mesleğimi yapmak için oradaydım. Uygulanan gözaltı işleminin basın ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu düşünüyorum” dedi.
Gazeteci Nur Kaya ise “Gazetecilik faaliyetlerini yürütmek için oradaydım. Alanı takip ediyordum, hiçbir anons yapılmadı. Basın kartımı gösterdiğim halde bir kolluk kuvveti üzerime doğru koşarak geldi, gözaltına aldı. Yaptığım hiçbir şeyin suç teşkil ettiğini düşünmüyorum, beraatımı talep ediyorum” diye konuştu.
Gazetecilerin ardından savunması alınan LGBTİ+ aktivisti İris Mozalar, “Her eylemde ters kelepçelenmekten dolayı kollarımda sinir sıkışması var” dedi. Mozalar devamında “O gün de yine ters kelepçe yapıldı. Ve bunu yapan polisler şu an duruşma salonunun önünde bekliyor. Gözaltı süresinde polisler transfobik ifadeler kullandı. Maalesef ben bunları hayatımda ilk kez duymuyorum, bu laflar beni yaralamıyor, öfkemi ve direncimi artırıyor. Onur yürüyüşünün kriminalize edilme çabası söz konusu. Beraatımı talep ediyorum” diye belirtti.
Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, dinlenmeyen beş kişinin savunmasının alınması için gerekli işlemlerin yapılmasına, olay günü tutulan tutanakta imzası olan polislerin dinlenmesine hükmetti.
Mahkeme duruşmayı, 5 Haziran 2026 tarihine erteledi.








