Bildiğimiz sanatçı imgesi tarihe mi karışacak? Yapay zekâ gerçekten kültür-sanat alanında sanıldığı çapta bir güç mü? Yoksa pek de kalıcı değerleri olmayan bir üretimler kümesi, yarattığı illüzyonla bizi yanıltıyor mu? Emre Dündar, Spekülatif’in bu bölümünde yapay zekâ ve sanat ilişkisini ele aldı.
Yapay zekâ, hayatımıza en görünür biçimde dilsel iletişimin dışında, sanat üretiminde elde ettiği şaşırtıcı çıktılarla girdi. Geleceğin kültür-sanat üretimi, en azından kültür üretimlerinin niceliği bağlamında, artık bu teknolojiden bağımsız yol alamayacak. Peki ne olacak? Şaşırma duygumuz, kolayca etkilenmemiz, dahası; etkilenmeye teşne olmamız, yapay zekâ ile üretilen sanatı haddinden fazla ciddiye almamıza mı yol açıyor? Bu program, “prompt” kavramını tarihsel bir bakış açısıyla ele alıyor ve geçmişin sanat üretiminin, kimileri az bilinen detayları üzerinden bugünün yapay zekâ–sanat sorununu ele alıyor.

Yapay zekânın sanattaki sınırı
Dündar, yapay zekânın yalnızca insanın kafasında kurduğu şeyin benzerini verebileceğini, bir şeyler üretmek için insanın kendisinin uğraşması gerektiğini dile getirdi:

“Yapay zekânın tembelleştirdiği, sanatçının kafasını karıştırdığı, yazarın, yaratıcının falan düşünmesi gereken şey ne? Birincisi, illüzyondan kurtulmak. Yapay zekâ, sanatta sana sadece iyi ve kaliteli bir promptla kafanda kurduğun, istediğin şeyin benzerini verir. İstediğin şeyi oluşturmak için senin yazman, çizmen, uğraşman ve hareket etmen gerekir. Zaten sen, bir sanatçı profili olarak bu anlamda kendini dışa vurma arzusundan uzaklaştıysan ve yapay zekânın sonuçlarıyla ciddiye alınır bir tatmin yaşıyorsan, sanattan bütün ilişkin kopmuş demektir. İnsanlar, yapay zekâ ile ancak kendisinin bir benzerini, bir taklidini ortaya çıkarmış olur. Hepimiz belli oranlarda yaratıcı bireyleriz ve bu, sahip olduğumuz en değerli şeylerden biridir. Doğası gereği yaratıcı bir varlık olan insanın, gelecekte karşısına çıkabilecek en büyük tehlikelerden biri, insanın benzerine, kendi varoluşunun takdirine ikna olması ve onu kendisi sanmasıdır. Yapay zekâ, bunu pekâlâ gerçekleştirebilecek bir tehlike gibi duruyor.”








