Yazar Müge İplikçi ile Doğan Kitap’tan son çıkan romanı Müge İplikçi ile Sahte Cennetten Kaçış üzerine konuştuk. Tarikat yapıları, aile baskısı, kadınların kaçış ve direnme yolları… İplikçi, anlattığı dünyanın bir kurgu değil, bugünün gerçeği olduğunu söyledi.
Yazar ve Mikroscope Yayın Yönetmeni Müge İplikçi ile, Doğan Kitap’tan çıkan son romanı Sahte Cennetten Kaçış üzerine söyleştik. Romanın çıkış noktasından karakterlerin savrulma nedenlerine, tarikat yapılarının “modern yüzü”nden kadın dayanışmasının imkânlarına kadar pek çok başlığı konuştuk. İplikçi’nin altını özellikle çizdiği nokta ise şuydu: “Bu bir distopya değil. Biz bunu yaşıyoruz.”
“Dinin sömürülmesi uzun zamandır kafamı kurcalıyordu”
İplikçi’ye bu romanı yazmaya neyin ittiğini sorduk. Yanıtı, meselenin zamansal değil yapısal olduğunu gösteriyordu:
“Bu dinin sömürülmesi meselesi sadece şu zamanın değil, nicedir kafamda beni böyle bir takım yerlere iten bir sorun saldı. Bunu bir edebi metne dönüştürebilir miyim, dönüştüremez miyim düşüncesi önemliydi.”
Yaklaşık üç yıl boyunca zihninde döndürdüğü romanı defalarca yeniden yazdığını anlatan İplikçi, metnin kendisini de zorlayan bir süreç olduğunu söyledi.
Tarikatlar değil, aile yapısı
Sahte Cennetten Kaçış ilk bakışta tarikatları anlatan bir roman gibi okunuyor. Ancak İplikçi’ye göre hikâyenin asıl meselesi aile. Bu noktada özellikle vurguladığı şey şuydu:
“Asıl mesele tarikat gibi gözüküyor ama benim temas etmek istediğim husus aile yapısı. Ailenin o muhafazakâr çizgi üzerinde ilerlediği aks çok kırılgan bir aks. Saçma sapan kurallarla, gereksiz yaptırımlarla dolu.”
İplikçi, genç bireyin özgürlük arayışının bu baskı altında başka yapılara yönelmesinin tesadüf olmadığını söyledi.
Bilimkurgu, distopya ve gerçek
Romanda dikkat çeken unsurlardan biri de bilimkurgu ve distopya öğeleri. İplikçi, bunun bilinçli bir tercih olduğunu şöyle anlattı:
“Bu bir distopya değil. Yaşadığımız hayatın kendisi. Biz bunu yaşıyoruz yeryüzünde. Artık oluyor.”
İplikçi’ye göre bilimkurgu, gerçeği kaçış alanı olarak değil, tam tersine daha görünür kılan bir araç.
Kadın dayanışması ve umut
Roman karanlık bir dünyayı anlatıyor ancak merkezine kadın dayanışmasını yerleştiriyor. İplikçi, hikâyenin sonunu en başından bildiğini ve bilerek umutlu bir yerden kapattığını söyledi. “Her zaman bu kadar umutlu bitirmem” derken, bu romanın istisna olduğunu da ekledi.








