Tunç Soyer: “İzmir’de adalet, kasten ve örgütlü biçimde yere düşürüldü”

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kooperatif soruşturma kapsamında hakkında verilen tutuklama kararının ardından cezaevinden bir açıklama yayımladı. Tunç Soyer, “İzmir’de adalet, kasten ve örgütlü biçimde yere düşürüldü” dedi.

İzmir İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’nde “zimmet” iddialarına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya, Şenol Aslanoğlu, Yıldırım Kuruoğulları ve Burak Bakır hakkında tutuklama kararı verildi.

Tutuklu bulunduğu Buca-Kırklar Cezaevi’nden bir açıklama yayımlayan Tunç Soyer, “İzmir’de adalet yere düştü. Ayağı kaymadı ‘kasten ve örgütlü olarak’ düşürüldü” dedi:

“‘İzmir’in havası, suyu farklıdır’ diyenler yanılmışız..! Yeni bir yıla girerken bu yazıyı yazmak istemezdim. Kusuru bakmayın mecbur kaldım. Çünkü; İzmir’de adalet yere düştü. Ayağı kaymadı ‘kasten ve örgütlü olarak’ düşürüldü.”

5 Ocak 2026’da yapılması planlanan duruşmada tahliye beklentisi oluştuğunu, ancak bu yeni tutuklama kararıyla olası bir tahliyenin fiilen engellenmek istendiğini belirtti.

Hakkındaki suçlamaların çelişkili hale geldiğini belirten Soyer, ilk dosyada “kamu kurumları üzerinden hile ve desise ile haksız kazanç” iddiasının yer aldığını, ancak belediyenin zararının bulunmadığını ve savcılığın da kişisel çıkar sağladığına dair bir tespit yapmadığını hatırlattı.

“Kooperatiflerin iç işlerinden belediye başkanı sorumlu tutulamaz”

Soyer açıklamasında, kooperatiflerin iç işleyişinde yaşanabilecek olası usulsüzlüklerden belediyenin en üst yöneticisinin sorumlu tutulmasının hukukla ve akılla bağdaşmadığını vurguladı.

Durumu çarpıcı benzetmelerle anlatan Soyer, bir otomobil kazasında üretici firmanın yöneticisinin ya da teşvikten yararlanan bir şirketin hayali ihracatında bakanın sorumlu tutulmasına benzetti.

Hakim ve savcılara çağrı

Tunç Soyer, İzmir Adliyesi’ndeki hakim ve savcılara seslenerek, yaşanan hukuksuzluğa sessiz kalınmaması çağrısında bulundu. Adaletin toplumsal düzenin temeli olduğunu vurgulayan Soyer, “vicdandan başka güvenilecek bir şey kalmadığını” ifade etti.

Tunç Soyer’in cezaevinden kaleme aldığı yazının tamamı:

Sevgili Dostlar,
“İzmir’in havası, suyu farklıdır” diyenler yanılmışız..!
Yeni bir yıla girerken bu yazıyı yazmak istemezdim.
Kusuru bakmayın mecbur kaldım. Çünkü;
İzmir’de Adalet yere düştü. Ayağı kaymadı “kasten ve örgütlü olarak” DÜŞÜRÜLDÜ.
Benim de canım yandı ama isyanım sadece ondan değil.
Adaletin oksijen gibi şart olduğu bir gün herkes anlayacak.
O yaralanırsa, yarası beresi sarılıp yerden kaldırılmazsa, daha çok insanın canı yanacak.
1 Temmuz 2025 günü şafak operasyonuyla 157 kişi gözaltına alınmıştık.
6 aydır elene elene 2 kişi tutuklu kaldık. (Heval Savaş Kaya ve ben)
Dosyanın bomboş, iddiaların dayanaksız olduğu -mahkeme heyeti dahil herkes tarafından anlaşıldığından, 5 gün sonra, 5 Ocak 2026 tarihinde yapılacak duruşmada tahliye olma umudumuz büyüktü.
Bu dosyadan ayrılan (tefrik edilen) kooperatiflerin iç işleyişiyle ilgili dosyaya, 3 gün önce 26 Aralık’ta bir denetim raporu gelmiş. Raporda adım hiç geçmiyor ama son cümlede kooperatif modelini ortaya koyduğumuz için sorumlu olabileceğim yazıyor.
Rapor geldiğinde bu soruşturmaya dahil edileceğim ihtimalini ben dahil hiçbir hukukçu öngörmemişti.
Fakat öyle olmadı. Milyonda bir dahi ihtimal vermediğimiz şey gerçek oldu.!
Dün gece sabaha karşı aynı iki kişi ikinci kez tutuklandık.
Hem de bir kooperatifin, – bizim bilmemize imkan olmayan – iç işleri nedeniyle.
Böylece şunu anladık; 5 Ocaktaki duruşmada, Mahkeme heyeti tahliye kararı verse bile bizi dışarı çıkartmamaya çalışıyorlar.
Ancak bazı şeyler iyice anlaşılmaz hale geldi.
İlk dosyada; “kamu kurumları üzerinden, hile ve desise ile haksız kazanç elde edilmesi” suçu nedeniyle yargılanıyoruz.
Tek ilgili kamu kurumu belediye “zararım yok” diyor. Bırakın hile yapmayı, ben alenen ve bütün açıklığıyla projeyi duyurmaya çalışmışım ve iddianamede savcı da kişisel çıkar ve haksız kazanç elde etmediğimi kabul etmiş.
Hiç tanımadığımız birileri için böyle bir menfaat sağlamış olabileceğimiz şüphesi nedeniyle tutukluyuz.
İçeride lehine menfaat sağlamış olduğumuz varsayılan kimse kalmamışken ne yazık ki biz iki kişi hala hapisteyiz.
Bu yeni tutuklama kararıyla, maceramız tam anlamıyla Aziz Nesin’lik bir hikayeye dönüştü.
Kooperatifle kentsel dönüşüm isteyerek; meçhul birileri için dolandırıcılıkla temin edilen miktarı belirsiz (!) bir haksız kazanca mı yol açtık, yoksa, meçhul birilerinin zimmete para geçirmelerine yardımcı mı olduk iyice karıştı. Sahi sizin “kuvvetli şüphe” konusunda dayanağınız ne? ☺
Kooperatiflerle yapılan protokoller sonucunda kooperatiflerin içinde yaşanabilecek yolsuzluklar nedeniyle belediyenin en üst düzey yöneticisinin sorumlu tutulması bırakın hukuku, akıl ve mantık sınırları dışındadır. Raporlarda böyle bir zimmet tespiti de yok zaten.
Bu durum şuna benziyor;
Bir araba kaza yaptığında arabayı üreten firmanın başındaki kişiyi tutuklamak..!
Bir bakanlığın çıkarttığı teşvik kararnamesinden yararlanan bir firmanın hayali ihracatından bakanı sorumlu tutmak..!
E, hani suçsuz ceza olmaz ilkesi? Hani aynı suçtan ikinci kez yargılanılamaz ilkesi? Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı.. vb?
Ve neden bu öfke, bu nefret, bu telaş? Acaba kimler yaptığımız sosyal belediyecilikten bu kadar rahatsız oldular. Ya da Orta Çağ’daki gibi nesillerden intikam alma hırsı mıdır bu akıl almaz süreç? Bilmiyorum..
Tek bir delili olmayan “zimmete yardım” suçu için tek bir fiil, bir tek eylem yok dosyada.
Hukuk kurallarını birilerinin canını yakmak için bu kadar eğip, bükerek kitabına uydurma keyfiyeti, ne hukuka, ne hukukçulara, ne de adalete güven bırakır.
İzmir Adliyesindeki hakim ve savcılara sesleniyorum. Bulunduğunuz çatının altında yaşanan hukuksuzluğa lütfen sessiz kalmayın.
Adaleti iyileştirip ayağa kaldıracak olan sizlersiniz.
Bu şehirde yaşayan milyonların hayatlarının, huzurlarının ve toplumsal düzenin teminatı sizsiniz.
Sizin vicdanınızdan başka neye güvenebiliriz?
Bugün geldiğimiz nokta; tek kelimeyle, Hüsran.
“Hüzzam makamında bir kelime. Hüzünle yakın akraba, üzüntüyle arkadaş, efkarla kol kola, kederle tanış, korkuyla hemhal kızgınlığa gebe. İlla hayale tutkun, onunla sevgili.” (Figen Şakacı “Hayriye Hanım’ı Kim Çaldı?” romanından)
Yarın yeni bir gün, yeni bir yıl,
Yarın inadına umut, inadına mücadele..!
Yeni yılda adalet sizinle olsun.
Sağlıcakla kalın sevgili dostlar..!

Tunç SOYER
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu,

Koğuş B/63, Buca – Kırklar

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.