Mümtaz’er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi

En yüksek ses ve tepki MHP liderinden geldi. Bahçeli’nin bugünkü grup konuşmasını, Venezuela krizi bağlamında analiz etmeden önce, arkadaki fonu aydınlatmaya çalışalım. Sazan gibi çok uzağımızdaki bu olaya balıklama atlamadan önce gerçeklerle işimiz var.

Arka fonda ve zincirleme reaksiyonla bize dokunacak sorularımız şunlar:

Venezuela krizinin Ortadoğu’ya, bilhassa Suriye’de kurulan yeni düzene etkisi ne olur? Çözüm sürecinin hissesine ne düşer, hassas kimyasına hangi elementler dahil olur? Yangın yerine dönen İran’da, Pezeşkiyan ve protestocular Venezuela’da olan bitenden kendi hesapları için ne devşirir? AK Parti iktidarının ve Erdoğan’ın gücü azalır mı, artar mı? Maduro’nun tereyağından kıl çeker gibi alınıp ABD’ye götürülmesi, Türkiye’de iktidar değişimini geciktirir mi, çabuklaştırır mı?

Mümtaz'er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi
Mümtaz’er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi

İzlediğimiz bir Hollywood yapımı değil, Venezuela üzerinden dünya düzeni değişiyor. Adına ister emperyalizm ister hegemonya ya da yeni sömürgecilik deyin, elimizdeki bütün analiz ve tanımlama araçları çöpe gitti. Çıplak gücün, güç gösterisinin egemen olduğu, bütün meşrulaştırma araçlarının lüzumsuz addedilip kenara itildiği yeni bir düzene intibak edeceğiz. Açık, sade ve göstere göstere işleyen bir sömürü düzeni. İçerdiği meydan okumayı hafife almayın. “Ekonomik çıkar” güdüsüyle en kestirme yoldan ilerleyen uluslararası ilişkiler ağı içinde kendimizi korumaya çalışacağız. “İki sene dişinizi sıkın” diyen, Trump’la birlikte bu dönemin kapanacağını ima edenlere inanmayın. ABD’nin emperyal politikası, kendi halkından aldığı destekle devam edecek. Müstakbel yönetimler önlerine çıkan fırsatları aynı şekilde değerlendirecek ve yeni fırsatlar yaratacak. Aksini düşünüp, önümüzdeki tabloyu Trump’ın kişisel hırsına bağlayanlar, emperyalizmin mantığı ve işleyişi hakkında hiçbir şey bilmiyor demektir.

Artık Washington’da oturanlar dünyaya, ellerindeki teknolojinin, dünyanın geri kalanına eşit miktarda harcadıkları parayla sahip oldukları askerî gücün uygulama alanı olarak bakacaklar. Uluslararası dengeler ve gelişmeler bu gücün gölgesinde oluşacak.

Ne zamana kadar?

Soru iyi bir soru, ancak cevabı belirsiz.

İdeolojik yaldızlar dökülürken

Durum biraz 19. yüzyıl başlarına benziyor. 19. yüzyılın ilk yarısında İngiltere, rakipsiz donanması ve bu donanma ile koruduğu uluslararası finans ağıyla dünyanın büyük kısmına egemen oldu. Bugün ABD’nin yaptığı işle benzerliği vurgulamak için hatırlayalım. 1839’da biz Tanzimat Fermanı’nı ilan ederken, Türkiye’de yetişen kalitesi yüksek afyon, İngiliz tüccarları tarafından Çin’e pazarlanıyordu. Çin yönetimi, yol açtığı çürümeyi engellemek için afyonu yasaklayınca İngiliz donanması Çin’in önemli limanlarını işgal ederek bu ticareti zorla sürdürdü. Çin’de İngiliz egemenliğinin kurulmasıyla sonuçlanan Afyon Savaşları hadisesi budur.

Büyük rakamlara ulaşan uyuşturucu pazarı, her ülke için standarttır; bir ülkede günlük tüketilen ekmek gibi miktarı bellidir. Devletler istihbarat örgütleri aracılığıyla bu pazarı ortadan kaldırmak yerine kontrol altında tutar. Uyuşturucu operasyonları, kontrol dışı trafiği engellemek için yapılır. Kartel savaşları, devletlerden önce uyuşturucu baronlarının kendi aralarında çıkar. ABD’nin uyuşturucu pazarı, günlük tüketilen kahve miktarı kadar sabittir. Narko-terör efsanesi kısmen doğru olmakla birlikte, devletlere kullanışlı müdahale araçları sağlar. Bu yüzden ABD’nin Maduro’yu narko-terörden yargılama senaryosunu ciddiye alamazsınız.

Nicolas Maduro
Mümtaz’er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi

Mesele Trump’un açıkça söylediği üzere petrol, yani ekonomik çıkarlar. Petrolün kendisinden öte pazar üzerinde hâkimiyet kurma meselesi. Fazladan bu cüretkâr operasyonun ABD’ye uluslararası alanda kazandıracağı caydırıcılık ve fiilî olarak devletlerin iç işlerine müdahale ayrıcalığı.

Taraf olmak saçma. Alın birini vurun öbürüne. Latin Amerika ülkelerinin hiçbiri homojen bir ulusa dayanmaz. Her birinin kendine göre, politikadaki karşılığı devam eden bir sömürgecilik hikâyesi vardır. Seçkin azınlıklar ve sahipsiz, örgütsüz ve amorf kitleler karşı karşıyadır. Ortak paydaları İspanyolca ve Portekizcedir. Tarihleri kölelik ve büyük plantasyonlarda tarımsal üretim üzerinde döner. Latin Amerika ülkeleri arasında yıllarca süren “Muz Savaşları” hikâyenin özetidir.

İdeolojiler bu kıtada dünyanın geri kalanından farklı karşılıklar bulur. Faşizm, Latin Amerika’da çoğu zaman ezilen sınıfların ideolojisi olarak yükselmiştir. Peronizm bunlardan biridir. Bu yüzden ideolojik kimlikleri ve yelpazeyi ciddiye alamazsınız. Maduro’nun yanında saf tutmak ile onun ezip cezaevlerine tıktığı muhaliflerini tercih etmek arasında, hele ABD devreye girmişken, çok anlamlı bir farklılık yoktur.

Bahçeli’nin duruşu ve Türkiye’nin ABD gerçeği

Bahçeli’nin daha işin başında gösterdiği sert ve abartılı tepki, galiba Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı olan AK Parti’nin onurunu kurtarmak içindi. Erdoğan, ince hesaplarla geri durdu, Bahçeli boşluğu doldurdu. Ayrıca Bahçeli’nin ABD emperyalizmine karşı çıkışı ve bu konuda kullandığı siyasî üslup da yeni değil. Bahçeli’nin bugünkü grup toplantısında aynı şiddet ve celadetle dile getirdiği ABD emperyalizmi retoriğinde, ideolojik bir savunma hattı oluşturma çabası ön plana geçti.

İktidar adına, Akıncı Serdengeçtiler gibi ateş hattına koşar adım yürüyen Bahçeli’nin konuşmasında asıl İsrail ve Yahudi cemaati ayrımı ile bu ayrımın Venezuela krizi ile bağlantısı üzerinde durmamız lâzım.

Mümtaz'er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi
Mümtaz’er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi

Türkiye’nin çözüm süreci ve Suriye’deki çıkarları ile ABD’nin Ortadoğu politikası arasında uzlaşma noktası arayışı, İsrail (Netanyahu) ile dünya Yahudi cemaati arasında gözetilen ayrımla mümkün. ABD, yani Trump, Türkiye’ye baktığı zaman gözlerinde bol miktarda altı köşeli Siyon yıldızı parlıyor. Tom Barrack, Erdoğan ile Netanyahu arasındaki polemiklerin retorikten ibaret olduğunu vurgulamıştı. Demek ki Türkiye İsrail’e karşı, görüntünün ve edebiyatın tamamen tersi reelpolitik tutum içinde konumunu belirliyor.

Bahçeli de siyonist Netanyahu hükümetini karşısına alıp dünya Yahudi cemaatini muhatap kabul edip sıcak bir mesaj veriyor.

Mümtaz'er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi
Mümtaz’er Türköne yazdı: Bahçeli’nin antiemperyalizmi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Kürtler arasında kalıcı uzlaşma, dünya Yahudi cemaatinin izlediği Ortadoğu politikasına sıkı sıkıya bağlı. ABD’de ve küresel finans kapital üzerinde etkili olan Yahudi cemaati, Netanyahu’nun kaos politikasının ve Gazze’deki katliamın Yahudi imajına zarar verdiğini düşünüyor. Bu bir tahmin değil. Netanyahu’yu UCM’de yargılayıp mahkûm eden onlardı. Türkiye’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumak için dayanağı, öyle anlaşılıyor ki, ABD yönetimi üzerindeki bu Yahudi etkisi.

Maduro olayı, binlerce kilometre uzağımızdan bize işte bu izi takip ederek geliyor. Bu izi takip ederken, ideolojik kavramlara ve kalıplara uzak durup reel çıkarların akış istikametine bakmanız gerekiyor. Venezuela ve Maduro, Türkiye için bu çerçevenin içine yerleşiyor; gerisinin pek fazla anlamı yok.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.