Dünya Alem (30) | Selefîlik: Onuru kırılmış bir coğrafyanın “kaçış teolojisi”

“Dünya Alem” programının bu bölümünde İslam Özkan’ın konuğu Prof. Dr. Mehmet Evkuran oldu. Programda bir ideoloji olarak Selefîlik ve onun siyonizm ile ilişkisi konularını değerlendirdi.

İslam Özkan’ın sunduğu Dünya Alem programına konuk olan Mehmet Evkuran, programa çoğu zaman birbirleriyle karıştırılan “Selef” ve “Selefîlik”  kavramları arasındaki farkı açıklayarak başladı. Selef’in İslam’ın kurucu nesli olduğunu ve tarihsel bir gerçekliğe tekabül ettiğini belirtirken; Selefîliğin ise bu tarihin modern bir perspektifle, kurgusal ve parçacı bir şekilde yeniden üretilmesi olduğunu belirtti

Evkuran, “Bugün hiçbir İslam ekolü yoktur ki kendisini Selef’e dayandırmasın. Mutezile de Hariciler de kendilerini bu kurucu nesille meşrulaştırır. Ancak Selefîlik, bu süreci “akıl, kelam, felsefe ve tasavvufun olmadığı” steril bir alan olarak kurguluyor. Oysa Selef nesline dâhil olan Ebu Hanife, aklı merkeze alan Ehl-i Rey okulunun kurucusudur. Dolayısıyla bugünkü Selefîlik, tarihi geriye doğru işleten bir şablon denemesidir.” diyerek akımın entelektüel kökenindeki çelişkiye dikkat çekti.

Dünya Alem (30) | Selefîlik: Onuru kırılmış bir coğrafyanın "kaçış teolojisi"
Dünya Alem (30) | Selefîlik: Onuru kırılmış bir coğrafyanın “kaçış teolojisi”

Bir semptom olarak Selefîlik: Kaçışın teolojisi

Evkuran, Selefîliği bir “kriz teolojisi” olarak tanımladı. Sosyal bilimlerin kavramlarıyla İslami hareketleri okuyan Evkuran, Selefîliğin bir neden değil, bir sonuç olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Bir toplumda adalet, ahlak ve refah krizi baş gösterdiğinde; toplumsal kurumlar işlevini yitirdiğinde insanlar “eve dönüş” özlemiyle kurgusal bir geçmişe sığınırlar.”

İbn Teymiye’den alıntı yapan Evkuran, Moğol istilası ve Haçlı seferleri arasında onuru kırılmış bir İslam dünyasında yaşanan zillete dair söylediği “İslam’dan uzaklaştığınız için bu hâldesiniz.” sözünü paylaştı.

Evkuran, bu bakış açısının modern dönemde de karşılık bulduğunu, dünyadan “öç alma” duygusunun dışa dönük bir yıkıcılık olarak Selefîlik üzerinden formüle edildiğini belirtti.

Metin merkezcilik

Selefîliğin “literalist” yapısının metni bağlamından kopararak onu bir silaha dönüştürdüğünü belirten Evkuran, programda “tekfir” (Müslümanı kâfir ilan etme) mekanizmasının psikodinamiklerini de ele aldı. Evkuran, bir insanın mümin ya da kâfir olduğuna karar verme iddiasını “Tanrıyı oynamak” olarak nitelendirdi ve ekledi:

“Tekfir, sadece bir niteleme değildir; hukuki bir infaz kararıdır. Kanı helal kılmak, malı helal kılmak demektir. Selefîlik, Tanrı’nın konuştuğu yerde insana konuşma hakkı tanımaz. Oysa yorumlanmamış, teolojisi yapılmamış bir din yeryüzüne inmiş sayılmaz. Selefîlerin zihninde İslam, arz ile arş arasında gezen, insanı sürekli suçlu hissettiren, terörize edici bir hayalettir.”

Dünya Alem (30) | Selefîlik: Onuru kırılmış bir coğrafyanın "kaçış teolojisi"
Dünya Alem (30) | Selefîlik: Onuru kırılmış bir coğrafyanın “kaçış teolojisi”

Jeopolitik suikast: Selefîlik ve Siyonizm ilişkisi

Evkuran, “dış mihraklar” kolaycılığına kaçmadan, Selefîliğin uluslararası ilişkilerde “bir performans öznesi” olarak kışkırtıldığını şu sözlerle anlattı:

“Ben İslam dünyasını tasfiye etmek isteyen bir yönetici olsaydım, bütün yatırımımı Selefîliğe yapardım.”

Bu akımın gittiği yere kültür karşıtlığı, mezhep çatışması ve nihilizm taşıdığını belirten Evkuran, Siyonizm ile Selefîlik arasında “asimetrik bir dayanışma” olduğunu öne sürdü. Evkuran’a göre bu hareketler, İslam’ın kadim ve modern kazanımlarını itibarsızlaştıran, “pimi çekilmiş birer bomba” işlevi görüyor.

Kur’an’dan IŞİD çıkar mı?

İslam Özkan’ın, özellikle Batı dünyasında ve seküler mahfillerde sıkça dile getirilen “IŞİD aslında gerçek İslam’dır” iddiasına yönelik sorusuna Evkuran, Kur’an’ın bir metin olduğunu ve onu konuşturacak olanın insan olduğunu vurgulayarak şu yanıtı verdi:

“Eğer zorlarsanız Kur’an’dan reenkarnasyonu da teslisi de çıkarabilirsiniz. Bazen metni kapatıp hayata, ilişkilere bakmak gerekir. IŞİD, metni bağlamından kopararak evrenselleştiriyor. Oysa İslam, kölelik ve savaş gibi tarihsel gerçeklikleri ortadan kaldırmak için onları etik bir sınır içine sokmaya çalışmıştır. Bugün çocukların ve kadınların öldürülmediği bir savaş ahlakını Müslümanlar Hz. Peygamber’den öğrendi. IŞİD’in yaptığı vandalizm metinden değil, o metni okuyan hastalıklı zihniyetten besleniyor.”

Modernite ve “ergenlik hastalığı”

Evkuran, Selefîliği kısmen bir “çocukluk hastalığı” olarak gördüğünü şu sözlerle ifade etti: “Yetişme çağındaki bir bireyin akletme, yargılama ve sorumluluk alma süreçlerini askıya alıp her şeyi bir otoriteye devretmesi gibi, Selefî birey de failliğini askıya alır. Ancak bu “ergenlik”, yetişkinlerin hayattan bunalmışlığı ve anlam kaybıyla birleştiğinde ortaya IŞİD gibi can yakıcı yapılar çıkar.”

Evkuran, Selefîlikle mücadelenin seküler bir söylemle ya da dışarıdan bir müdahaleyle mümkün olmayacağını vurgulayarak şunları söyledi: “Bu yapı, İslam’ın kendi iç dinamikleriyle; kelam ve mezhepler tarihi disiplinlerinin zenginliğiyle ve en önemlisi “evin diliyle” (İslami literatürle) aşılabilir. Selefîlik, İslam dünyasının kendi geleceğine ve aklına karşı düzenlenmiş bir suikast girişimidir ve bu girişimi bertaraf edecek olan yine Müslüman aklın kendisidir.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.