DEM Parti grup toplantısını Suriye sınırında yaptı. Yürüyüşün ardından konuşan Tülay Hatimoğulları, “10 Mart Mutabakatı’na uymayan HTŞ’nin kendisidir, Şara yönetimidir. Bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğunu Şara yönetimindedir, HTŞ’dedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir” dedi.

DEM Parti haftalık TBMM grup toplantısını, Suriye’de devam eden çatışmalara dikkat çekmek için Suriye sınırındaki Mardin-Nusaybin’de bulunan Sınır Parkı’nda yaptı.
Grup toplantısına Ahmet Türk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar, Keskin Bayındır’ın yanı sıra siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve yurttaşlar katıldı. DEM Parti, toplantı öncesinde Demiryolu Kavşağı’nda toplanma çağrısı yaptı. Hatimoğulları ve Bakırhan’ın alana gelmesinin ardından yürüyüş saat 13:20 itibarıyla başladı. DEM Partililer, Kışla Caddesi üzerinde yürüyüp Sınır Parkı’na gitti.
Çatışma çıktı
Grup toplantısı sırasında, Suriye’nin Kamışlı kentine gitmek üzere sınır hattına yürümek isteyen gruba polis müdahale etti. Grup toplantısı devam ederken sınır hattına yönelen kalabalığa polis ekipleri tarafından müdahalede bulunuldu. Müdahalenin ardından dağılan grup, bir süre sonra yeniden sınırı geçmek üzere harekete geçti.
Bu sırada jandarma ekipleri, gruba tazyikli su ve biber gazı kullanarak müdahale etti. Müdahalelere rağmen bir grubun sınır tellerini aşarak Kamışlı yönüne doğru ilerleyişini sürdürdü. Sınır hattında görevli askerler, grubun hattan uzaklaşması amacıyla havaya uyarı ateşi açtı. Sınır hattında güvenlik önlemleri artırıldı.
DEM Parti, Suriye'deki çatışmalar nedeniyle bu haftaki grup toplantısını Kamışlı sınırındaki Sınır Parkı'nda yaptı
— Medyascope (@medyascope) January 20, 2026
Mardin- Nusaybin'deki grup toplantısı esnasında sınır hattına gitmek isteyenlere polis müdahale etti
Tamamı: https://t.co/jmYSugwsoi pic.twitter.com/N0qvp9pV7q
“Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz”
Öte yandan grup toplantısında önce Tülay Hatimoğulları konuştu. Hatimoğulları, Kamışlı’da Kürtlerin şiddetli bir savaş tehlikesi altında olduğunu söyledi, “Rojava’da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşmeler devam ederken Suriye’de Geçici Şam Yönetimi ve SGD arasında görüşmeler devam ederken birden masayı devirip savaş ve çatışmanın önü açıldı. Halep’te öncelikle Şeyh Maksud, Eşrefiye mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz” dedi.
Rojava’da işgalin başladığını ifade eden Tülay Hatimoğulları, “Önce Fırat’ın batısı, şimdi de Fırat’ın doğusuna yani Rojava topraklarına bir işgal harekatı başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yalan yanlış bilgileri başta Türkiye’de yandaş medya, havuz medya AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar. Ve diyorlar ki Rojava’daki yönetim 10 Mart Mutabakatı’na uymadı. Külliyen yalan. 10 Mart Mutabakatı’na uymayan HTŞ’nin kendisidir, Şara yönetimidir. Bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğunu Şara yönetimindedir, HTŞ’dedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir” diye devam etti.
“Rojava toprağını Kürt’ten mi temizlemeye çalışıyorsunuz?”
Türkiye’yi eleştiren Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Bugün Türkiye’de Suriye’deki operasyon devam ederken Cumhur İttifakı’nın sözcülerinin yaptığı açıklamaya bakılacak olursa sanki savaşı ve çatışmayı Türkiye’den yönetiyormuş gibi açıklama yapıyorlar. Bir yandan Türkiye’de Kürt’e ‘kardeşim’ diyecek ‘İç barışı tesis edeceğim’ diyecek öte yandan oradaki operasyonları yönetecekler. Bakın sadece bu değil. Onların ideolojik olarak burada akrabaları olan Furkan günleri düzenleyenler ve bunların sözcüsü basın yayın organları neyi öne çıkardılar biliyor musunuz? Temizlik hareketi başlamalı diyorlar Rojava’da. Temizlik! Neyi neyden temizliyorsunuz? Rojava toprağını Kürt’ten mi temizlemeye çalışıyorsunuz?”
Hatimoğulları’nın ardından konuşan Tuncer Bakırhan ise Kuzey ve Doğu Suriye’de soykırım olduğunu öne sürerek, “Onlarca selefi örgüt, onlarca baş kesen, çocukları, gençleri, kadınları katleden bir örgüt, onun uzantıları, onu destekleyen ulusal, bölgesel ve uluslararası güçler var. Yani Rojava’da Kürtler tek, dünya bir olmuş. Kürtlere düşmanlık yapıyor, soykırım yapıyor. Kürtlerin kimliksiz bir şekilde, dilsiz bir şekilde, statüsüz bir şekilde yaşaması için düşmanlık yapıyorlar. Bizler dün olduğu gibi bugün de Rojava’da onuru için, kimliği için, dili için mücadele eden Rojava halkıyla birlikteyiz” dedi.
Şam yönetiminin 10 Mart Mutabakatı’na uymadığını söyleyen Bakırhan, “Rejim Halep’te bir pusu kurdu. Alçakça! Kürtler anlaşmaya uyarak geri çekildiklerini belirtmesine rağmen rejim ve destekçileri orada Kürt kadınlarını, Kürt gençlerini katletmiştir. Mahallelerini bombalamıştır. Toplarla, tüfeklerle birlikte Kürtleri sürmeye çalışmıştır. 10 Mart Mutabakatı’na uymayan eş Şara’dır. Suriye rejimidir. Onun arkasındaki o sahtekar o iki yüzlü güçlerdir. Emin olan, tek bir Kürt yaşayıncaya kadar ne bu saldırıları ne o saldırıların arkasındaki güçleri unutmayacaktır. Bu Kürt karşıtlarını, bu Kürt düşmanlarını unutursak kalbimiz kurusun” diye konuştu.
“Bin yıldır Kürtler teslim olmadı, şimdi asla olmaz”
“Kürtler bin yıldır teslim olmadı, olmaz” diyen Tuncer Bakırhan şöyle devam etti:
“Bakın Devlet Bahçeli diyor ki böyle kader birliği mi olur? Kader birliği diyor Devlet Bahçeli. Biz de kendisine diyoruz ki böyle kader birliği mi olur? Kürt’ü düşman gören, Kürt’ü toprağından sökmeye çalışan, Kürt’ü katletmeye çalışanlara çanak tutan bir yaklaşım mı kader birliğidir? Kürt’ün kaderi neden kimliksiz olsun Sayın Bahçeli, Kürt’ün kaderine niye statüsüzlük, kimliksizlik, dilsizlik düşsün? Recep Tayyip Erdoğan da kavimiyetçilik bizim kadim kadim kültürümüzün reddettiği bir hastalıktır diyor. Soruyorum Erdoğan’a kavimiyetçilik bir hastalıksa niye senin bakanın çıkıp Suriye Arap Cumhuriyeti diyor? Bundan iyi kavmiyetçilik olur mu? Önce kendi içerisi içindeki bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalış. Numan Kurtulmuş, Kürtlerin onuru, Türklerin gururu diyordu. Hadi oradan hadi! Kürt’ün onurunu Rojava’daki insanları katliamla karşı karşıya getirerek mi sağlayacaksın? Madem Kürt’ün onuru diyorsun, 10 gündür Rojava’da insanlar katlediliyor. O Selefiler, o cihatçılar Kürt kadınlarının başlarını kesiyor. Niye sesini çıkarmıyorsun? Niye itiraz etmiyorsun? Niye bir şey demiyorsun Sayın Kurtulmuş? Ancak Kürtlere teslimiyet dayatıyorlar. Kusura bakmayın bin yıldır Kürtler teslim olmadı. Şimdi asla olmaz.”
Kaynak: Mezopotamya Ajansı








