Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk bayrağının indirilmesine tepki gösterdi, “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız” dedi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Erdoğan bayrak indirilmesine tepki gösterdi
Nusaybin-Kamışlı sınırında Türk bayrağının indirilmesine yönelik tepkilerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,”Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla, dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır. Dün varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız” diye konuştu.
Erdoğan, Suriye’de yaşananlara değindi, “Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden adına SDG denilen yapı ile biliyorsunuz geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek, böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı” dedi.
SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uymadığını ifade eden Erdoğan, “İşgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak süreyen, sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk” diye konuştu.
10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için başka aktörlerin de devreye girdiğini belirten Erdoğan, SDG’nin tavırlarında herhangi bir değişikliğe gitmediğini söyledi. Halep’te yaşanan çatışmalara değinen Erdoğan, “Değerli arkadaşlar, bu arka plan temelinde Suriye Ordusu ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere ardından Fırat’ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi. Son bir hafta içinde de Halep’teki mahallelerin yanı sıra Fırat’ın doğusundaki topraklar Suriye Ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendi” dedi.
“Suriye’deki Kürt kardeşlerimi hakları teslim edildi”
Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“Suriye’deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı. Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık.”
Suriye’nin geçici Devlet Başkanı Ahmet eş Şara’nın yayımladığı kararnameler ile ülkedeki Kürtlerin haklarını teslim ettiğini söyleyen Erdoğan, “16 Ocak’ta açıklanan deklarasyon Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanıdır. Bütün bu olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak buna yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir” dedi.
“Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır”
Erdoğan şöyle devam etti:
“Suriye’deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların, yapılan tahriklerin gerçek niyeti görerek suhuletle, sağduyuyla, basiretle, ferasetle davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır.”








