Tarık Çelenk ile Sağduyu (91) – Osmanlı’dan cumhuriyete Bandırma’nın bilinmeyen tarihi: Rahmi Akdaş anlatıyor

Sağduyu programında Tarık Çelenk’in konuğu araştırmacı-yazar Rahmi Akdaş, Bandırma’nın kuruluşundan Osmanlı vakıf sistemine, Haydar Çavuş’un rolünden Rum ve Ermeni nüfusun yaşadığı tehcirlere kadar uzanan unutulmuş bir kent tarihini anlatıyor. Anıtların kapatılması, mezarlıkların yok edilmesi, kültürel mirasın sistematik olarak silinmesi ve devlet zihniyetinin sürekliliği üzerinden Türkiye’nin tarih algısı sorgulanıyor. Bandırma özelinde yürüyen bu tartışma, Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan hafıza, inkâr ve cehalet meselesini gözler önüne seriyor.

Tarık Çelenk’in Sağduyu programına konuk olan araştırmacı-yazar Rahmi Akdaş, 30 yılı aşkın süredir yürüttüğü çalışmalarla Bandırma ve Kapıdağ Yarımadası’nın bilinmeyen tarihine ışık tuttu. Akdaş, yerel tarihe yönelik ilgisizlikten kültürel mirasın tahrip edilmesine kadar pek çok soruna dikkat çekti.

Bandırma’nın kuruluş hikâyesinin bugüne kadar araştırılmadığını vurgulayan Akdaş, şunları söyledi:

“Bugün herhangi bir yerleşimin ne zaman kurulduğu yaklaşık da olsa bilinir. Bandırma’nınkini hiç kimse merak etmemiş.”

Bandırma'nın bilinmeyen tarihi | Rahmi Akdaş anlatıyor (Video)
Bandırma’nın bilinmeyen tarihi | Rahmi Akdaş anlatıyor (Video)

Osmanlı arşivinden çıkan vakıf senedi

22 yıl süren araştırmalarının ardından Osmanlı Arşivi’nde Haydar Çavuş’un vakıf senedine ulaştığını belirten Akdaş, 17. yüzyılın başında Dergâh-ı Muallâ Çavuşu olan Haydar Çavuş’un, 8–10 haneli bir balıkçı köyünü tam teşekküllü bir kente dönüştürdüğünü anlattı.

Bandırma’nın kuruluşunun bilim dünyası açısından önemine de değinen Akdaş, şu ifadeleri kullandı:

“Bilim insanlarından aldığım bilgiyi aktarıyorum; benzer bilinen tek örnek, sıfırdan kurulduğu için Nevşehir.”

“Yanlış iskân politikası medeniyeti yok etti”

Mübadele sonrası uygulanan iskân politikalarını eleştiren Akdaş, ciddi hatalar yapıldığını belirtti:

“Rüşvetle yanlış iskân edilmeler olmuş. Dağdan geleni denize, denizden geleni dağa yerleştirmişler.”

Rum nüfusun bölgede kalması durumunda ne olacağına ilişkin soruya ise Akdaş şöyle yanıt verdi:

“Rumlar kalsaydı medeniyet devam ederdi. Bitki örtüsü, mimari, ibadethaneler ve tarihi yapılar onarılırdı. Çünkü o insanlar bunları seviyordu; atalarının yadigârı olarak görüyorlardı. Canlarının bir parçasıydı ve vatanlarıydı.”

“Denizle bağı olmayanlar geldi, kültür kayboldu”

Deniz kültürü olmayan nüfusun Kapıdağ’a yerleştirilmesinin sonuçlarını bir anekdotla anlatan Akdaş, bir düğünde yaşadığı olayı şöyle aktardı:

“Denizin ortasında yüzlerce bira şişesi gördüm. ‘Atmasanıza’ dedim. Adam ne yaptı biliyor musun? Elindekini fondip yaptı, röveşata gibi geriden attı. ‘Sizin ekmeğiniz, yapmayın etmeyin’ dedim. Bana ‘Abi konuşma, başımız belaya girer’ dedi.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.