DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Mürşitpınar Sınır Kapısı açılarak Kobani’ye insani yardım ulaştırılması çağrısı yaptı. Türkiye’deki protesto eylemlerine müdahaleleri eleştiren Ayşegül Doğan, İçişleri Bakanlığı’na seslenerek “Demokratik tepkileri böylesine orantısız güç kullanımıyla engellemeye çalışarak insanların öfkesini daha fazla kabartmayın, bunu yapmayın” dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, düzenlediği basın toplantısında Suriye’deki gelişmelerle ilgili bir kriz koordinasyon masası kurduklarını açıkladı.
Kobani’nin 26 Ocak 2015’te IŞİD’den kurtarıldığını söyleyerek sözlerine başlayan Doğan, “Direnişin sembolü olan Kobani bugün yeniden kuşatma altında. Bugünkü kuşatma Suriye ordusuna bağlı güçler tarafından yapılıyor” dedi. Doğan, Suriye gündemiyle yarın (27 Ocak) CHP’yi, sonraki günlerde DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi’ni ziyaret edeceklerini belirtti.
Türkiye’deki süreç için provokasyon uyarısı
Doğan sözlerine, yeni çözüm sürecine yönelik provokasyon değerlendirmeleriyle devam etti:
“Türkiye’de ne zaman iç barışa dönük bir arayış olsa, Türkiye’de ne zaman Kürt meselesinin savaş, şiddet ve silah dışı yöntemlerle çözümünün devreye girdiği bir ihtimal güçlü bir şekilde belirse; gerek Türkiye içinden gerek dışından her zaman müdahaleler, provokasyonlar olmuştur. Çözüm ve barış arayışlarını sabote etmeye, süreci bitirmeye dönük girişimler olmuştur. Suriye’de bugün yaşananları, Rojava’daki kuşatmayı da bunlardan bağımsız değerlendirmemek gerekiyor. Şimdi öncelikli olarak yapılması gereken provokatif zemine çekmek değil; Türkiye’yi aksine, çözüm ve demokratik hak arayışına alan açmaktır.”
“Yürüyüşlere müdahale değil saldırı”
DEM Parti Sözcüsü, eylemlere yönelik müdahalelere değinerek, “Bunlar Türkiye’yi provokatif bir zemine çekmek için değil, aksine bunu yapmak isteyenlere dur demek için yapılan yürüyüşlerdir. Dayanışmayı büyütmek için yapılan yürüyüşlerdir. Oysa Suruç’tan İstanbul’a kadar bu demokratik tepkiye müdahaleler görüyoruz. Müdahale demek az kalır, doğrudan saldırı görüyoruz. İnsanların neredeyse doğrudan yaşamlarına kastediliyor” diye konuştu.
İstanbul Aksaray’da DEM Parti Milletvekili Celal Fırat’ın da darp edildiğini ve geceyi hastanede geçirdiğini söyleyen Ayşegül Doğan, İçişleri Bakanlığı’na seslendi:
“Bunun haklı, orantılı bir güç kullanımı olduğunu kim iddia edebilir? Buradan İçişleri Bakanlığı’na bir daha sesleniyoruz: Demokratik tepkileri böylesine orantısız güç kullanımıyla engellemeye çalışarak insanların öfkesini daha fazla kabartmayın, bunu yapmayın. Bu ülkedeki tüm yetkililerin bugün yapması gereken şey bu öfkenin nedenini anlamaktır. Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan özellikle altını çizdi. Kürtlerin derin bir kırılma yaşadığını söyledi. Kürtlerin öfkesini zorla bastırmaya çalışmak yerine bu öfkenin nedenini ve sonuçlarını ortadan kaldırmak gerekiyor. Üstelik Türkiye böyle bir yola girmişken yapılması gereken budur.”
Doğan, milletvekillerinin de hedef alındığını söyleyerek TBMM’nin de sorumluluk hissetmesi gerektiğini söyledi, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da inisiyatif almasını istedi.
Tarsus’ta Baran Abdi’nin ölümü
Mersin Tarsus’ta protesto eylemleri sonrası açılan ateşle hayatını kaybeden Suriyeli bir Kürt olan 24 yaşındaki Baran Abdi’den söz eden Doğan, Mersin Valiliği’ni eleştirdi:
“Savcılık soruşturması henüz tamamlanmamış, olay yerindeki kamera kayıtları incelenmemiş, tanık beyanları ve diğer maddi deliller toplanıp değerlendirilmemiş. Bunların hiçbiri yokken Mersin Valiliği, olanlara dair hukuken ilerletilmesi gereken süreç işletilmeden açıklama yapıyor. Soruşturma yükümlülüğüne aykırı bir şekilde davranıyor. Bu doğru değil. Lütfen son günlerde yaşananları yan yana getiriniz ve düşününüz. Tüm Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz: Sorumlu davranmamız gereken bir zamandan geçiyoruz. Bu sorumluluğa öncülük etmesi gerekenler de siyasetçiler, hak savunucuları, sivil toplum örgütleri, yaşam hakkı savunucuları ama en önce bu ülkeyi yönetenlerdir. Bu ülkeyi yönetenler provokasyonlara karşı tedbir almalıdır.”
“Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı, Kobani’ye yardım ulaştırılmalı”
“Siyaset, sorunların çözümünde sorumluluk üstlenmek, inisiyatif almak, cesur olmak için var” diyen Doğan, Suriye’deki son gelişmelere de değinerek sorunların diyalog ve müzakere ile çözülmesi çağrısını yineledi. Doğan, “Bugüne kadar yapılan bütün anlaşmaların gereklerinin yerine getirilmesi için çabalıyoruz” dedi, Türkiye’nin “sorumlu ve yapıcı bir rol oynaması gerektiğini” vurguladı. Suriye’de ateşkesin uzatılmasını olumlu değerlendirdiklerini kaydeden Doğan, “Sahada yeniden silahların konuşmasına, bir iç savaş denemesine kesinlikle alan açılmamalı” ifadelerini kullandı.
Doğan “Suriye’deki Kürt bölgesini soluksuz bırakan insanlık dışı kuşatma artık son bulmalıdır” diyerek, sağlık, barınma ve gıda krizine karşı insani yaşam koridorlarının açılması için çağrı yaptı. Doğan şöyle devam etti:
“Bu krizin büyümesini kimse seyretmemeli. Yapılacaklar da belli. Mesela Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı. Bunun için neden inisiyatif kullanılmıyor? DEM Parti olarak çağrımız sınır kapılarının açılmasıdır. Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı, Kobanî’ye acil bir şekilde yardım ulaştırılmalıdır. Biz bu çağrıları daha önce de yapmıştık. ‘Suriye’deki Kürtlerle dostluk ilişkileri kurulabilir, kapılar açılabilir’ dedik. Siyasi ilişkiler, kültürel ilişkiler, ekonomik işbirliği’ yapılmalıdır dedik. Kriz olması beklenmemeliydi. Şimdi işte zamanı, tüm bunları yapabiliriz. İnsani yardım koridoru bir an önce açılmalı. Sokaklardaki zorbalığa son verilmeli. Kürtlerin öfkesi kabartılmamalı ve bu kırılma derinleştirilmemeli.”








