“Aziz İhsan Aktaş” davasının dördüncü gününde, tutuklu sanık Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış savunma yaptı. Çalış, üzerine atılı “özel belgede sahtecilik” suçlamasını reddederek imzasının laboratuvara gönderilmesini talep etti. 13 aydır tutuklu olan Çalış, iddianamede tarih hatası bulunduğunu öne sürdü ve “Tarih düzeltildiğinde her türlü iddia boşa düşecek” dedi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının dördüncü gününde duruşmaya devam etti. Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar savunma yaptı. CHP’li genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve sanık yakınları duruşmayı izledi.
Jandarma personeli, salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi aldı. Duruşmayı çok sayıda basın mensubu takip etti.
Duruşma saat 10.20’de, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasıyla başladı. Çalış, iddianamede bahsi geçen ihale sözleşmesinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldığını belirtti, “Ortada bir sorun varsa bu ihale sürecini başlatan bürokratlar neden burada değil? Ortada bir sorun yoksa biz neden buradayız? Ben, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı olduğum için tutuklandım” dedi.
Çalış, göreve geldikten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini aradığını söyledi. Aktaş’ın belediyeden daha önce ihale alan bir iş insanı olduğu için bu aramayı normal karşıladığını ifade etti. Telefon görüşmesinin yalnızca 35 saniye sürdüğünü belirten Çalış, “Niyet okuma hukukta var mıdır bilmiyorum başkanım. Savcılık niyet okumaya çalışmış. Bir insanın niyetini okumaya çalışıyorsanız onu tanımanız gerekiyor. Bu niyet okumalar yüzünden 13 aydır tutukluyum” dedi.

Tarih hatası iddiası
Görev süresi boyunca sık sık sahada olduğunu ifade eden Çalış, 1 milyon nüfuslu Esenyurt’ta herhangi biriyle aynı baz istasyonunda sinyal vermesinin çok normal olduğunu vurguladı. İmzaladığı sözleşmedeki imza tarihinin düzeltilmesi durumunda tüm iddiaların çökeceğini savundu,”Bu iddiayı her Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminde (SEGBİS) dile getirdim ama kimseye derdimi anlatamadım. Tarih düzeltildiğinde her türlü iddia boşa düşecektir” dedi.
Çalış, iddianamenin tek dayanak noktasının bu olduğunu öne sürdü. Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün kendisine bağlı bir birim olmadığını belirtti, “Dolayısıyla bu birim üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkimin olması söz konusu değildir” diye konuştu.
İmza laboratuvara gönderilsin talebi
Kendisine yöneltilen “özel belgede sahtecilik” suçlamasıyla ilgili savunma yapan Çalış, “Ben bir tane belge imzaladım. Bırakın özeli, resmisini dahi görmedim. Elektronik olarak geldi, imzaladım, gönderdim. Resmisini görmeden ne özel belgede sahteciliği?” dedi.
Çalış, “Bu kadar kolay olmamalıydı sahtekarlıkla suçlanmak. Hayatım boyunca onurumla yaşadım. İmzam alınsın, laboratuvara gönderilsin. O imza bana aitse eşimin, çocuklarımın, dostlarımın yüzüne bakamayacak duruma gelirim zaten. En büyük ceza budur. Ama o imza benim değil” ifadelerini kullandı.
80 yaşındaki annesinin, eşinin ve çocuklarının cezaevi kapılarında perişan olduğunu belirten Çalış, hiçbir suç işlemediğini savundu. Mahkemeden tahliye ve beraat talebinde bulundu.
Temizlik İşleri Müdürü de savunma yaptı
Tutuklu sanık Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek savunmasında, iddianameye konu belgede mevzuata aykırı bir durum olmadığını belirtti, “İhaleye fesat karıştırmak”la suçlandığı ihalelerde bir suç işlemediğini ileri sürdü. Üzerine atılı suçlamaları reddeden Şimşek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.
İfadem değiştirildi iddiası
Öğle arasının ardından yeniden başlayan duruşmada, Esenyurt Belediyesi İhale Komisyonu’nda mali üye olarak görevli tutuklu sanık Mert Çelik savunma yaptı. Çelik, “Üzerime atılı suçlama ile ilgili bir kanıt bulunamamıştır” dedi.
Soruşturma aşamasında kendisine “Ahmet Özer Kürt olduğu için ihaleleri Kürtlere mi veriyor?” diye sorulduğunu belirten Çelik, “Ben de ‘Hayır, ihale herkese açık’ demiştim. Ancak iddianamede ifademin değiştirildiğini gördüm. Bunun düzeltilmesini rica ediyorum” dedi.
Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, Çelik’e “İfadeniz sırasında Ahmet Özer ile ilgili yönlendirme ya da telkinle karşı karşıya kaldınız mı?” diye sordu. Çelik, “Yönlendirici olarak bir tek o soru geldi. Böyle bir ifade vermemiştim, iddianameyi görünce şaşırdım” diye yanıt verdi.
Eski İSFALT Genel Müdürü: “Cezaevinde yüz felci geçirdim”
İSFALT tutuklularının savunmalarına geçildi. İlk olarak eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali dinlendi. 1 Ağustos 2025 tarihinde tutuklanan Sırali, savunma sırasında zorlandı. Cezaevinde yüz felci geçirdiğini söyleyen Sırali, MS hastası bir oğlu olduğunu belirtti. Bu süreçte oğluna destek olamadığı için çok üzüldüğünü ifade etti.
Dosyada kendisiyle ilgili en kritik sorunun bilirkişi raporu olduğunu söyleyen Sırali, “İddianamedeki ihalelere ilişkin bilirkişi raporunda ihaleye fesat karıştırma olmadığı yönünde bir bulgu var” dedi. Aziz İhsan Aktaş’a gönderilen bir mektubun da kendisi hakkında delil olarak yer aldığını belirtti, “Mektuptaki el yazısının bana ait olmadığına dair raporu dosyaya sunduk” diye konuştu.
“Aktaş serbest, biz 6 aydır tutukluyuz”
İhaleler için danışman aramaları vesilesiyle sanıklardan Mustafa Mutlu’yu tanıdığını söyleyen Sırali, bağlı bulunduğu birimlere konuyu iletip gerekli onayları aldıktan sonra Mutlu ile sözleşme imzaladığını anlattı, “Aziz İhsan Aktaş ya da başka biriyle alakalı bana baskı kurması mümkün olamaz” dedi.
Sırali, “Bilgim olmayan bir konuyla ilgili 6 aydır tutukluyum. Bu konuda bilgisi olan Mustafa Mutlu ile Aziz İhsan Aktaş serbest olmasına rağmen biz 6 aydır tutukluyuz. Aktaş, defalarca verdiği etkin pişmanlık ifadelerinde benimle ilgili beyanda bulunmamıştır” diye konuştu. Tahliye ve beraat talebinde bulundu.
Duruşma 3 Şubat’a ertelendi
Sanık avukatları, bugün cuma günü olduğu için savunması alınan sanıklar adına ara karar oluşturulmasını istedi. Mahkeme başkanı, “Mevzuat gereği tutukluluk değerlendirmesi duruşma sonunda olabilir. Önümüzdeki hafta tutuklu sanıkların ifadesi biterse bittiği gibi, bitmezse cuma günü değerlendirilecek” dedi. Duruşma 3 Şubat Salı saat 10.00’a ertelendi.








