CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kahramanmaraş’ta yaptığı grup toplantısında, Epstein belgelerinde geçen İhlas Holding CEO’su Mücahit Ören’e, “Mücahit Ören, şimdi yaz boyunca olmayan uçağı bizim yapan, bize kiralayan, içinde kızlarla bilmem ne olduğu haberlerini yaptıran, iftira attıran, kul hakkına giren şimdi Epstein belgesine girmiş. Paralıyor kendini. Herkes layığını bulur. Layığını bulacaksın iftiracı, layığını bulacaksın” diye seslendi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında, Kahramanmaraş’ta gerçekleştirdiği, TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.
Özgür Özel, depremin üçüncü yılı vesilesiyle CHP olarak bölgede olduklarını hatırlattı, “Tarifsiz acıları, bir kez daha yaşadık. Öyle şeyler gördük, öyle şeyler yaşadık, öyle şeyler yaşadınız ki. Gerçekten insanın ömründe görüp görebileceği en büyük acılara, en büyük yaslara tanıklık ettik” dedi ve depremde hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi.
1999 depremini hatırlattı
Deprem politikaları nedeniyle iktidarı eleştiren Özel, “21 yıldır iktidarda. Depreme hazırlanmak için ne lazımsa vardı, ne lazımsa. Ne vardı biliyor musunuz en önemlisi? Toplumsal duyarlılık ve rıza vardı. 1999 depremi olmuştu. Üçüncü gün daha ‘Herkesin çadırı yok’ diye Tayyip Bey, Bülent Ecevit’e en ağır sözleri söylemişti. Bir hafta sonra ‘Efendim hala daha millete bir çorba, bir çeyrek ekmek veriyorsunuz. Nerede üç öğün sıcak yemek? Nerede şunlar, nerede bunlar?’ dedikleri bir süreçte, topluma ‘Biz olsak şöyle yaparız. Biz olsak böyle yaparız. Onu eksik yaptılar, bunu eksik yaptılar’ diyerek. Rahmetli Ecevit’e ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam? Yaşlısın işte, hastasın. Bırak ben geleyim’ diyecek saygısız bir dil söylerken. Kendi partisinin, geçmişte siyaset yaptığı partinin kurucusu Erbakan Hoca’ya ‘Yaş 70, iş bitmiş’ deyip, ‘Ona değil, bana görev’ dediği bir sürede millet depremin acısı ve yaraları sarmak için uygulanan ekonomik programa tepkisiyle geldi, çağırdı, ‘Al yönet’ dedi” diye konuştu.

Özel Erdoğan’a deprem üzerinden eleştirmeye şu sözlerle devam etti:
“Yani şunu açık söyleyeyim: 6 Şubat gecesi biz depreme yakalandığımız sırada eğer gelirken millete verdiği sözü tutsa ve kanunu uygulasa, var olan parayı kullansa doğru yere, bu evleri yine yapardı, yıkıp kendi yapardı ve o gece bir kişi bile ölmezdi. O yüzden elbette deprem Allah’tan ama buna karşı hazırlanmak kulun görevi. Bu memleketin vatandaşları da görevi Erdoğan’a vermiş. O gece biz depreme hazırlıksız yakalandıysak bunu savunacak bir tane de mazeret vermemiş. Herkes bunu böyle bilecek. Doğrusunu bileceğiz, doğrusunu konuşacağız.”
Depremin ilk üç günü, depremzedelerin “Ordu nerede?” diye sorduğunu söyleyen Özel, “Depremi duyduk. Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak sabah 09.00’da mesaj çektik. ‘İlk bulduğunuz vasıtayla deprem bölgesine gidin. Nerede olduğunuzu bildirin’ diye. Açık tek havaalanı Adana Havaalanı’ydı; Şakirpaşa. Çoğu arkadaşımız oraya uçtular. Karayollarıyla da varabilenle 120 milletvekiliyle ertesi gün görev dağılımını yapmıştık, sahadaydık. Kulağımızda ilk günün sesi şuydu. ‘Sesimi duyan var mı?’ Ama üçüncü, dördüncü, beşinci günün sonunda kolumuzdan tutanların sorduğu bir soru vardı. ‘Üç gün boyunca ordu neredeydi?’ Üç gün boyunca şanlı, şerefli Türk ordusu, tüm eğitimi, gencecik ve bu ülkeye adanmış yürekleriyle, bütün ekipmanlarıyla bir talimat bekledi. O talimat üç gün gelmedi. 1999’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin enkaz altından 10 bin 528 vatandaşı çıkarıp, hastaneye ulaştırıp, yaşamda tuttuğu deprem. Çıkarıp da ölenler bu rakamda değil. 10 bin 528 kişiyi Mehmetçik çıkarıyor ve yaşatıyor. Bu depremde üç gün duran ordu üç gün sonra çıkıyor ya. Aynı kayıt, o da TSK’da. Kurtardığı kişinin adı, soyadı, TC’si, hangi enkazdan çıkardığı, hangi hastaneye teslim ettiği… O gün 10 bin 528. Bu depremde sayı 327 arkadaşlar. Eğri oturacağız, doğru konuşacağız” dedi.
“Sokağa çıkın, sokağa”
CHP lideri, hâlâ deprem bölgesindeki evlerin inşa edilmediğini söyledi:
“Peki ne oldu? Bir yıl bitti. Biz buradaydık. Tüm Türkiye’de yüzde 2,7. Yüzde 2,7’si bitmişti evlerin. İkinci yıl bitti, tüm Türkiye’de 11 ilde yüzde 30’u bitmişti evlerin. Üçüncü yıl bitti, şimdi bitiyor. Evlerin yüzde 70’i bitmiş. Şu anda daha 270 bin kişi konteynerlerde yaşıyor. Osmaniye’de gittim, Gaziantep’te gittim. Her şehirde konteynerde yaşayan toplam 270 bin kişi var. Kiracılara ev yok. Kiracıda para yok. Eve girmeye imkan yok. Geliyor, konteynerdeki elektriğini kesiyor. ‘Çık artık.’ ‘Nasıl çıkacağım kiraya?’ diyor. ‘Depremden önce nasıl oturuyorsan otur’ diyor. Dün ağladı adam. ‘Lastikçiyim ben. Bir gelirim vardı. Şimdi yeniden iş buldum ama eve eşya alacağım yok, ev tutacağım 15 bin lira ev. En ucuz ve 15 bin lira. Bir depozito istiyor üç aylık da peşin kira. Ben 60 bin lira ömrümde görmedim. Nasıl çıkacağım buradan? Elektriğimi, suyumu kesti’ diye ağladı adam. Bakan Kurum, milletvekillerimizin gözüne bakarak Meclis’te komisyonda ‘O kadar çok ev yaptık ki’ diyor. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Öyle kapalı salonlarda kışın ısıtıp, yazın serinletip, kendi seçtiklerinize bile değil, atadıklarınıza nutuk atarak bu milletin aklıyla alay etmeyin. Sokağa çıkın, sokağa. Millete anlatın bakalım.”
Kahramanmaraş’ta 112 bin 414 konut sözü verildiğini ancak 73 bin 956 evin teslim edildiğini söyleyen Özel, “Malatya’da yüzde 22’si, Adıyaman’da 43’ü, Antep‘te 26’sı bekliyor. Hatay’da 254 bin konutun 153 bini verilmiş, yüzde 40’ı bekliyor. İnsanlar anahtarı alıyorlar, hazır değil. ‘Hazır’ diyorlar, hepiniz biliyorsunuz en az 100 bin lira ama çoğunlukla 300 bin lira masraf edilmeden geçilemiyor. Evin çatısı akmasa, borusu akıyor. Borusu akmasa, camı akıyor. Parkesi kabarmış, boyası kabarmış. Bunların tamamıyla deprem bölgesinin boğuştuğu bir sürecin içerisindeyiz. O yüzden asla ve asla boş söze, ‘Buradan konuşayım, bilen bilir bilmeyen bilmez” dedi.

“Abdullah Hoca’yı görevden almışlar”
Özgür Özel, şunları söyledi:
“Geçen sene de 6 Şubat günü Elbistan’da bir mevlit okuttuk. Mevlidi çok da güzel okudu, teşekkür ettim, harika bir dua yaptı. Hepimizi duygulandırdı. Elbistan Müftülüğü’nden Abdullah Hoca okudu. Abdullah Hoca’ya ertesi gün surat asmışlar. ‘Senin orada ne işin var?’ demişler, ‘Oradan soruyorlar, buradan soruyorlar’ demişler. En son buraya geleceğim tekrar belli oldu. 23 Ocak günü Abdullah Hoca’yı Elbistan Müftülüğü görevinden almışlar, Kahramanmaraş Müftülüğü’ne bağlamışlar. Hızlı arabayla 1 saat 15 dakika, toplu taşıma ile 2 saat. Karı var, kışı var, buzu var. Abdullah Hoca’ya had bildiriyorlar. ‘Sen nasıl olur da Özgür Özel’in katıldığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin mevlid okuttuğu yerde gider mevlid okursun, dua yaparsın?’ Buradan Abdullah Hoca’yı alanlara, sürenlere diyorum: Abdullah Hoca bu zulmü hak eden bir şey yapmadı. Siz ne devlet, millet ayrımı bıraktınız. Ne parti, devlet ayrımı bıraktınız. Bırak acı günde, bırak ibadette, bırak cenazede, bırak mevlidde, bunları bırak. İyi gününüzü, en güzel gününüzü partiyle devleti, devleti partiyle iç içe yaşıyorsunuz. Siz Abdullah Hoca’yı ya o göreve iade edersiniz, ya biz Abdullah Hoca’ya nasıl sahip çıkacağımızı biliriz. Günü gelince de bunun hesabını hepiniz verirsiniz. Öyle kimse sahipsiz değil.”
Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na da iftira atıldığını vurgulayarak, “Yaz boyunca Ekrem Başkan hakkında, onun değerli çalışma arkadaşları hakkında atmadıkları iftira kalmadı. ‘Yolsuz’ dediler, ‘hırsız’ dediler. Efendim jammer olan çantalara ‘Para dolu’ dediler. Efendim ‘İBB’nin parkesinin altında 2 milyon Euro para çıktı. Videosu var’ dediler. ‘Ekrem Başkan toplantıdan para dolu çantalarla çıktı, videosu var’ dediler. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler. Hiçbirisi çıkmadı. Birinin kanıtı çıkmadığı gibi yalan olduğu çıktı. İddianamede bir satır bile geçmedi. Bütün yaz boyunca hırsız, yolsuz, rüşvet, ihale, yetmedi ve sonra yeni bir soruşturma. ‘Ajan’ dediler. Yetmedi şimdi bir uçak icat ettiler. ‘Uçağa o indi, bu bindi. O oldu, bu oldu’ diye insanların aile düzenlerini bozmak için, karıyla kocanın arasına nifak sokmak için yalan attılar” dedi.
Epstein belgelerine değinen Özel, “Geçen sene bu kişinin otelinde, Antalya’da, bir çocuk turizm okuyor. Otelde çalışırken, oradaki bir çocuğun babası 14 yıldır bağırıyor. Burak Oğraş için. ‘Oğlum görmemesi gereken bir şey gördü. Oğlumu tepeden boş havuza attılar.’ Diyorlar ki, adam buna inanıyor. Otel Rixos. Fettah Tamince’nin. O geceki nöbetçi savcıyı buldu bana getirdi babası. Adam diyor ki ‘Olamaz. Bir çocuk oradan oraya atlayamaz. Ben tutanağı tutarken gördüm. Bunu birisi öldürmüş. Gitmişler oraya atmışlar’ diyor. Ama o dönem FETÖ’nün başsavcısı, bilmem nesi kovuşturmaya gerek yoktur filan. Bu adam 14 yıldır bağırıyor. ‘Göremeyeceği bir şeyi gördü’ diye. Şimdi Epstein belgeleri çıktı. Oradan bu trol ordularına bizim arkadaşlarımıza haysiyet suikast yaptıran Erdoğan da diyor ya ‘Milletin parasıyla…’ Bir şey kastediyor. Bir yalanı kastediyor. Bu kişinin oteline o Epstein’ın geldikleri, orada 18 yaşından küçük kızları eğittikleri, oradan yurtdışına götürdükleri – getirdikleri, bu adamın onlarla iç dışlı olduğu ortaya çıkıyor. Bak, dur daha Allah nasıl bunları tarih yönünde mahcup edecek” dedi.

Özel’den Epstein belgelerinde adı geçen Mücahit Ören’e: “İftiracı”
Özel Epstein belgelerinde adı geçen Mücahit Ören’e seslendi:
“Uçak yalanını, oturmuş sabah – akşam attılar ya. Uçağın sahibi AK Partili çıktı. Kiralayan AK Partili çıktı, ‘Hayatta Reis’ten sapmayız. Ekrem’e selam vermeyiz, ona uçak – muçak kiralamadık’ dedi. Uçakta gezen AK Partili, iş ortağı AK Parti’nin bir önceki İstanbul İl Başkanı çıktı. O uçakla bizim alakamızın olmadığı çıktı. Bunu sabah akşam konuşan TGRT‘nin sahibinin Epstein belgelerinde adı çıktı. Haydi bakalım. Haydi bakalım. Ey Mücahit Ören, bu Epstein böyle bir çıkar grubu. Her ülkede belli adamları var. Para, pul, ilişki… Ayrıca rezaletin bini bir para… Pedofili, taciz bilmem ne falan… Bu Mücahit Ören şimdi diyor ki, ‘Evet. Ben ona mail attım. Ama o manada atmadım.’ ‘Beni içinize alın’ diyor. ‘Ben de sizin halkınız olayım’ diyor. ‘Türkiye ayağınız olayım’ diyor. Bu Epstein’in has adamına. Bak, bak, bak. Attığı şeye bak. ‘Yanlış anlamayın, başka şeye çekmeyin’ diyor. ‘Daha terbiyesiz olmak için senden çok şey öğrenmeliyim’ yazmış. Mücahit Ören, şimdi yaz boyunca olmayan uçağı bizim yapan, bize kiralayan, içinde kızlarla bilmem ne olduğu haberlerini yaptıran, yaptıran, yaptıran, iftira attıran, kul hakkına giren şimdi Epstein belgesine girmiş. Paralıyor kendini. ‘Yaptım ama o manada yazmadım. O uçağa binmedim.’ Ona da baktırıyorum. ‘Ama Türkiye’den giden, gelen küçük çocuklarla alakam yok. Ben onlarla ticari ilişki kurmak istedim.’ Herkes layığını bulur, layığını. Layığını bulacaksın iftiracı, layığını bulacaksın.”








