Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (17): Alçaklara kar yağıyor

Dünya nüfusu 8,2 milyar… Avrupa Birliği’nin nüfusu 450 milyon…

Hindistan’ın nüfusu 1,5 milyar…

Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR’un üyeleri Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ın nüfusu 700 milyon.

Ocak ayı içinde AB önce MERCOSUR’la, hemen ardından da Hindistan ile Serbest Ticaret Antlaşması imzaladı.

Böylece dünya nüfusunun dörtte birinden fazlası arasında gümrükler kalkmış oldu. Gümrük Birliği sağlandı.

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (17): Alçaklara kar yağıyor
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (17): Alçaklara kar yağıyor

Dünyadaki gelişmelere sağır olan Türkiye’nin siyasi yorumcuları, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret antlaşmasına da yeterince ilgi göstermedi.

Ancak son haftalarda taleplerini Ankara’nın argümanlarıyla sınırlayan iş dünyasının daha ısrarlı bir şekilde Gümrük Birliği Antlaşması’nın güncellenmesini istediğini gördük.

Dünyadaki ve Türkiye’deki bu gelişmeler Basın Tarihi’ni de kaçınılmaz olarak 1995 yılına yolladı.

Gümrük Birliği Antlaşması o dönemde Türkiye’de büyük bir tartışma yaratmıştı.

Dünya rekabetinden uzakta, rahatça iç pazarı talan etmeye devam etmek isteyen statükocular bu antlaşmaya karşıydı.

Hâlbuki Türkiye bu sayede Rekabet Yasası’nı çıkardı… 1995 yılına kadar rekabet kanununa ihtiyacı olmayan bir toplum olmaktan ancak Gümrük Birliği sayesinde çıkıyorduk.

Rekabetin olmadığı bir ülkede kaynakların verimli kullanılmayacağı açıktı.

Gümrük Birliği’nden yana olmak için bu argüman bile fazlasıyla yeterliydi.

Kör topal

Kör topal da olsa Türkiye 1 Ocak 1996 itibarıyla Gümrük Birliği üyesi oldu.

“Kör topal” diyorum çünkü doğal uygulamaların aksine yapılan gümrük birliği anlaşması sadece imalat sanayini kapsıyordu.

Hizmetler ve tarım sektörü antlaşma kapsamının dışında tutulmuştu.

Tarım ve hizmetler sektörünü AB ile yapılan antlaşmanın dışında bırakmak Türkiye’nin lehine mi oldu, aleyhine mi?

Durum ortada, dünyada fiyatlar düşerken Türkiye’de gıda fiyatları zirvede.

Türkiye’de gıda fiyat endeksi 2021 yılından bu yana yüzde 583 arttı.

2025 yılı itibarıyla hem FAO hem TÜİK verileri Türkiye’deki gıda fiyatlarının dünya ortalamasından 7 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.

Hâlbuki tarım, o zaman gümrük birliğine dâhil edilse dünya fiyatlarından böylesine radikal bir şekilde kopmayacaktık.

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (17): Alçaklara kar yağıyor
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (17): Alçaklara kar yağıyor

Tarım fiyatları enflasyonu çok daha düşük olacaktı. Halk ucuz gıdadan yararlanacaktı.

Aynı durum hizmetler sektörü için de geçerli.

Hizmetler sektörü içinde yer alan “kamu alımları ve ihaleleri” Türkiye’de sürekli yükselen yolsuzluk barometresinin temel gıdası.

Bu, her seferinde olduğu gibi son AB Türkiye Raporu’nda da vurgulanıyor.

Hizmetler…

Kamu alımları…

İhaleler…

Eğer bunlar Gümrük Birliği’ne dâhil edilseydi, depremlerde insanlarımız ölmeyecekti.

Adıyaman’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ihalesini AB mevzuatına göre yaptığı Komegane Kültür Merkezi’nin camı bile kırılmazken kent tuzla buz oldu.

Başka söze gerek var mı?

Şimdi bütün bu yakıcı gerçekler ortada iken Ankara ve iş dünyasının “tarım ve hizmetler sektöründen” hiç söz etmeksizin sadece Gümrük Birliği mevzuatının yenilenmesinden söz etmesi garip değil mi?

Zaten siyasal iktidar da AB reformlarından vazgeçeli çok oldu… AB kuralları, siyasal rantları engellediği için emekliye sevk edildi.

Tabii ki Gümrük Birliği’nin bu hâliyle Türkiye’yi ciddi kayıplara uğrattığı doğru… Ancak ülkeyi ağır kayıplara uğratan asıl eksiklikler hukukun, insan haklarının ve temel özgürlüklerin sırra kadem basmış olması.

Kendi halkından refahı ve özgürlükleri esirgeyen bir zihniyetin, AB ile ilişkileri gümrük birliğinin yenilenmesine indirgemesi bundan.

AB ise gümrük birliği antlaşmasını yenilemek için kendi değerlerine geri dönülmesini talep ediyor.

2026’da AB dünyanın en büyük serbest ticaret alanını oluşturunca, Gümrük Birliği bizde de yeniden iş dünyasının gündeminde öne çıktı.

Basın Tarihi’ni de 1995 yıllarına taşıdı.

Bugünden o döneme bakmak, kimin neyi neden isteyip istemediğinin bir kez daha altını çizmek de önemli oldu.

Bir azınlığın çıkarları için çoğunluğun çıkarlarından vazgeçerseniz sonunda ülkenin halkı dünyanın en pahalı gıdasını yemek zorunda kalır…

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.