Mütalaa programının dördüncü bölümünde gazeteciler Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, Aziz İhsan Aktaş davasındaki son gelişmeleri, Ekrem İmamoğlu hakkındaki casusluk iddianamesini, İBB’ye uzanan fuhuş soruşturmasını ve ESP’ye yönelik operasyonu konuştu.
Fırat Fıstık, 6 Şubat deprem davalarına dair, “Olası kasttan ceza verilen dava sayısı 1 veya 2. Onun dışında taksirle adam öldürmeden cezalar verilebiliyor. Ve bu da ne anlama geliyor? İzleyeceğimiz için söyleyelim. Cezayı alan kişinin daha az ceza alması anlamına geliyor. Olası kasta daha büyük bir ceza öngörülüyor” dedi.
Aziz İhsan Aktaş davasında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar hakkında verilen tahliye kararı üzerine de konuşan Fırat Fıstık, “Tahliye sevindirici fakat hâlâ tutuklu belediye başkanları var, mesela Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara. Kendi iptal ettiği ihale üzerinden bir suçlama yapılıyor” diye belirtti.

Fıstık devamında Ekrem İmamoğlu hakkındaki casusluk iddianamesine değindi ve şunları söyledi:
“İBB verileri, bu milyonlarca insanın, 16 milyon insanın verisi paylaşıldı ve yabancı istihbarat örgütlerine bunlar satıldı veya verildi. Birincisi, sondan başlayalım. Herhangi bir şekilde hangi yabancı istihbarat örgütüne bu verildi? Ne zaman verildi? Bu veriler nasıl çekilip nasıl paylaşıldı? Buna dair iddianamede bir şey göremedim ben. Ekrem İmamoğlu’na sadece bir fotoğraf var ve özellikle seçimin manipüle edildiğine dair bir suçlama yapılıyor iddianamede. Ama tek görüşme ikinci seçimden, yani artık seçim bitmiş, bir buçuk ay sonra bir tebrik ziyareti. Şöyle ifadeler var, yine İmamoğlu’nun asıl yargılandığı İBB dava soruşturmasında da benzer şeyi görmüştük. Mesela aynen ifadeyi okuyorum. Ekrem İmamoğlu hakkında Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirerek Cumhurbaşkanı adayı olma yolunu açmak amacıyla bu faaliyetlerde yürütülmüştür. Şimdi CHP’de yani Ekrem İmamoğlu mesela genel başkan olmadı ama aday da olabilirdi ve kazanılabilirdi. Bir taraftan Cumhurbaşkanı adayı olmak da sanki böyle bir suçmuş. Hani muhalefet olarak seçimi kazanmak bir suçmuş gibi bir görüntü bu iddianamede de var.”
Casusluk iddianamesine dair konuşan Furkan Karabay, “Ben açıkçası bu iddianameyi çok büyük bir hevesle açmıştım. Bir şey vardır, bakarız, okuruz diye. Ancak soruşturma sürecinde basına yansıyan savcılığın bilgi notları haricinde bir şey göremedik iddianamede ki iddianamenin çoğunluğunu konuşmalar oluşturuyor. Biz Hüseyin Gün’ün not defterini okuduk iddianamede. Bu iddianameyi son bir yıldaki iddianameler arasında en zayıf iddianame olarak görüyorum” dedi.

İBB’ye bağlatılan “fuhuş” soruşturması
İBB’ye bağlanmaya çalışılan fuhuş soruşturması hakkında konuşan Furkan Karabay, “Birkaç İBB bürokratının ismini veriyor. Bu isim serbest bırakılıyor. Diğer isimler diyor ki ‘ben kimseyi tanımıyorum. Kimseyle birlikte olmadım, uyuşturucu kullanmadım, fuhuş yapmadım, fuhuşa teşvik etmedim, yer de temin etmedim.’ Bu isimler suçlamaları reddettikten sonra tutuklanıyor, diğer isim birkaç isim verdi diye serbest bırakılıyor. Şimdi bu dosya İBB’ye nasıl bağlandığı kısmında da açıkçası bir garabet var. Çünkü en başından bir kere narkotik bürosunun yaptığı operasyonla terör bürosu savcısı tutuklamaya sevk yazısı yazamaz. Böyle bir usul yok” diye belirtti.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yapılan operasyona da değinen Furkan Karabay şunları söyledi:
“ESP’ye son yıllarda düzenlenen kaçıncı bu operasyon? Ben artık sayamadım. Her sene aynı operasyon düzenleniyor. Şimdi bu operasyonu da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından duyurdu. Yani bir kısa film çekmişler, operasyona dair. Videoyu izleyen kişiler sanır ki çok büyük bir örgüt çökertildi. Büyük bir terör örgütüne devlet büyük bir operasyon düzenledi. Ama hiç öyle bir şey yok ortada, bunu söyleyelim. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi nasıl tutuklanıyor biliyor musun? Büyük bir terör örgütü operasyonu diye anlattılar ya. MESEM eylemlerine katıldığı için, suç anmalarına katıldığı için terör örgütü faaliyeti, terör örgütü faaliyetinde bulunduğu isnadı yapılıyor ve bu yüzden tutuklanıyor bu insan. Yani şimdi suç oturumlarına katılmak, suç anmasına katılmak, MESEM eylemine katılmak bir terör örgütü faaliyeti mi oldu?”





