Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda

Efendiler! Bir şubat gecesi Kadıköyü’ne vasıl oldum. Vaziyet ve manzara-i umumiyeyi tetkik etmedim, film izlemeye gittim. Başrollerinde Russell Crowe ve Rami Malek’in “döktürdükleri” Nuremberg filmini izlemeye… İyi çekilmiş, ilgi uyandıran, keyifli bir film seyrettim. Herkese tavsiye ederim. Belki bu vesileyle hayatta kısır siyasal tartışmalar haricinde bir şeylerin bulunduğunu hatırlarsınız, mutlaka izleyin.

Filmin konusu, daha evvel defaatle işlenmiş bir konu, İkinci Dünya Savaşı sonrası müttefik devletlerce kurulan Nürnberg Mahkemesi süreci… Bu kez Hermann Göring’i merkeze alarak anlatmışlar. “Sıkılırım” falan demeyiniz; filmi kritik etmeyeceğiz ama konuya olan ilginizi kabartacak birkaç kelam etmeye çalışacağız.

Evvela neden “Nuremberg” dendiğine değinelim efendim, aslında iki isim de aynı anlama gelmekte ve fakat “Nürnberg”, lafın Almancası oluyor.

Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda
Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda

Bavyera eyaletine bağlı bir Alman şehridir. Almanya’nın “tam göbeğinde” bulunuyor. Nazi yönetimi altında başka bir nedenle bilinirdi, savaş sonrasındaysa Uluslararası Ceza Mahkemesi ile. (Hannah Arendt gibi pek çok gazeteci ve yazarın oradan aktardığı “intibaları” hatırlayınız.)

Weimer Cumhuriyeti’nin çatırdadığı ve yıkılmaya yüz tuttuğu yıllarda, Hitler iktidarı tarafından Nazi Partisi’nin kurultaylarını yaptığı, yıllık gösteriler sergilediği bir yerdi. Her sene eylül ayında binlerce militanı ağırlardı Nürnberg, güdümlü etkinliklerle faşizmin “bin yıllık yeni nizâm”ının nasıl bayraklaştıracağının en bariz göstergesiydi.

Faşist mimar Albert Speer’ın “antik Yunan” esintili tasarımları… Meşalelerin aydınlattığı patikalar, devasa bir sunak, alev topları, mermer merdivenler, sütunlar, kocaman bir kürsü, iri bir gamalı haç… Hitler orada konuşurdu. Bütün SA ve SS kıtaları, ayrıca “Hitler Gençliği”, konuşmayı sert ve fakat mütebessim bir ifadeyle dinler, sonra da önderlerine biat ederlerdi.

Oralarda bir de daha sonradan “Orman Sahnesi” adıyla (Waldbühne) yeniden yapılandırılmış bir konser salonu vardır, faşist şair ve Adolf’ün akıl hocası Dietrich Eckart’ın adına yapılmış eski açıkhava tiyatrosu… 

Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda
Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda

Üzerine yapılmış filmler de vardır, propaganda klipleri falan…

Daha fazla yabancı isim geçirmeyelim, ilgilisi incelesin deyip geçelim… Savaş sonrası, ABD ve İngiltere’nin başını çektiği “biz bunları kamu nezdinde öyle bir duruma getirelim ki kimse bu tarz bir işe kalkışamasın” görüşü, “biz bunları gövde gösterisi yaptıkları yerde yargılayıp idam edelim ki bu iş tekerrür etmesin” şeklinde gelişti.

Bulunabilen Nazi önderleri (Hitler, Goebbels ve Himmler başta olmak üzere bazıları intihar etmişti), bu arada onların şefi olarak eski bakan ve Hitler’in “gözden düşmüş” ikinci adamı Göring, burada misafir edilmeye başlandılar.

Aralarında meşhur Eichmann, hatta “Üçüncü Reich’ın eski Ankara büyükelçisi” Von Papen de bulunuyordu. Göring güvercin grisi, pirinç düğmeli ve çizgili bir Luftwaffe üniformasıyla geliyordu duruşmalara, saçlarını nizami tarıyor ve perhiz yapıyordu. Yanında oturan, “bir deli bir kemik kalmış” ve akıl hastası numarası yapan Rudolf Hess hergelesi…

Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda
Burak Karataş yazdı: Tarih bir iptila değildir derununuzda

Göring inanmıştı, savcıları yenecekti, bu sayede Almanya’nın yeni lideri olabilecekti. Bu ihtimale inanmıştı, kaderinin bu şekilde gerçekleşebileceğini sanıyordu. Ya kendi kendini kandıran bir budalaydı ya da acınası hale düşmüş bir Garp kurnazı…

Elbette öyle olmadı; pek çoğu asıldı ama Göring korktuğu için siyanürle intihar etti. Hayattan ve ölümden kaçtı.

Kendi insanını sırf Yahudi olduğu için öldüren Göring, ölümden korktu. Pek çok kaynakta “soykırımın işaret fişeği” olarak bilinen ve 1935 senesinde çıkartılan kanunların ilan edildiği yerde, daracık bir mapus damında öldü.

Nürnberg sayesinde soykırım belgelerle anlatılmaya başlandı, bu sayede dünya kamuoyu olaya “aydı”… “İnsanlık suçu”, “savaş suçları”, “dünya barışına karşı işlenen suçlar” gibi konular üzerinden uluslararası yargılamalar için yepyeni bir devrin yolu açılmış oldu. Göring bir keresinde yargıçlara, “beni asabilirsiniz ama yargılayamazsınız” demişti

Yargılayabileceklerini gösterdiler

Şimdi aklıma, Göring’in Hitler’den etkilendiğini söylediği ilk toplantı geliyor… 1922 senesiymiş, Adolf onları toplayıp “yeniden eskisi gibi şanlı bir devlet olabileceklerini” hatırlatmış. Ona büyük bir saygı duymuşlar ve biat etmişler. “Birkaç eski subaydık,” diyor Göring, “demek ki bizim gibi pek çok kişi daha vardı, özellikle orduda”. Öyle olduğu bir sene sonraki Birahane Darbesi’nde iyice ortaya çıktı. Tehlike kısa süreliğine savuşturuldu belki ama, başı ezilmeyen yılan aynı yerden bir kez daha sokmaya çalışacaktı elbet…

Nürnberg büyük bir deney tüpü gibidir, insanın ne denli dehşete düşebileceğini ve bunu nasıl normalleştirebileceğini en trajik şekilde gösterebilen bir çılgınlık ve acı anıtı…

Hoşunuza gittiyse bir ara da şu Hess’i yazalım canım, hiç olmazsa havamız değişir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.