Alişer Delek ile Gazeteci Bakışı (1) –CHP’nin Kürt Sorunu

CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımını değerlendiren gazeteci Alişar Delek, partinin yalnızca Türkiye’deki soruna değil, kendi içindeki “Kürt realitesi”ne de yanıt aradığı bir döneme girdiğini söyledi. Delek, parti içindeki çok sesliliğe rağmen Özgür Özel’in sürece sahip çıkan bir liderlik sergilediğini vurguladı.

Gazeteci Alişar Delek, Medyascope’ta başlayan “Gazeteci Bakışı” programının ilk yayınında Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Kürt meselesine yaklaşımını ve parti içindeki tartışmaları değerlendirdi. Delek, CHP’nin yalnızca Türkiye’deki Kürt sorununa değil, aynı zamanda kendi içindeki “Kürt realitesi”ne de cevap aradığı bir döneme girdiğini söyledi.

Programın açılışında 11 yıl aradan sonra Medyascope’a döndüğünü belirten Delek, gazeteciliği kamu yararını önceleyen, analizlere dayalı ve gördüğünü söylemeye çalışan bir meslek olarak icra etmeye çalıştığını ifade etti.

CHP’nin “Kürt sorunu”

Delek’e göre Türkiye’de uzun süredir var olan Kürt meselesinin yanında, CHP de artık “kendi Kürt sorunuyla” yüzleşmek zorunda. Bu sürecin, Devlet Bahçeli’nin yaklaşık bir yıl önce başlattığı yeni çözüm tartışmaları ve Suriye’deki gelişmelerle birlikte hız kazandığını belirtti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in çözüm sürecine açık destek verdiğini söyleyen Delek, buna karşın parti içinde hem “çok seslilik” hem de “sessizlik” yaşandığını ifade etti. Komisyona üye verilmesi tartışmaları ve PKK’nın silah bırakma açıklamasına farklı isimlerin verdiği zıt tepkiler, parti içindeki ayrışmanın örnekleri olarak gösterildi.

Delek, Özel’in bu farklılıklara rağmen güçlü bir liderlik sergilediğini savundu. Özel’in “Kürtlerin sorunu olup olmadığına Kürtler karar verir” ve “Kürtleri Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi olmaya çağırıyorum” sözlerini hatırlatarak, liderlik çizgisinin tabanın dahi önünde olduğunu söyledi.

Gazeteci Alişar Delek CHP'nin
Gazeteci Alişar Delek CHP’nin Kürt sorununa yaklaşımını yorumladı

Parçalı CHP tabanı

CHP seçmeninin homojen olmadığını belirten Delek, bir kesimin devleti sahiplenerek sorunu çözme iddiasında olduğunu, diğer bir kesimin ise Ekrem İmamoğlu’na yönelik uygulamaları da demokratikleşme tartışmalarının parçası gördüğünü ifade etti. Bu durumun, Kürt meselesine ilişkin taleplerin farklı başlıklarla birlikte dile getirilmesine yol açtığını söyledi.

CHP’nin düzenlediği “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı”nın başlamadan önce yanlış bilgilerle hedef alındığını savunan Delek, etkinliğin açılışında saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunduğunu, salonda Türk bayrağı ve Atatürk posterinin bulunduğunu söyledi. Konferansı “kaliteli ve içi dolu” olarak nitelendiren Delek, CHP’nin bu hamleyle AKP’ye siyasi üstünlük sağladığını öne sürdü.

Delek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin yeni çözüm tartışmalarını Devlet Bahçeli kadar güçlü bir tonla sahiplenmediğini, sahadaki aktörlerin de süreci yeterince üstlenmediğini gözlemlediğini ifade etti. Buna karşın devlet kurumlarının sürecin içinde olduğunu vurguladı.

Öcalan ve CHP’nin tutumu

Delek, sürecin yalnızca Abdullah Öcalan eksenine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. CHP’nin Öcalan’ı ziyaret etmeme kararını anlaşılabilir bulduğunu, ancak böyle bir karar alınsa bile partinin sahada olmamasının seçmen sorularını artırabileceğini ifade etti.

Ekrem İmamoğlu’nun CHP açısından Kürt meselesinde önemli bir siyasi avantaj olduğunu belirten Delek, İstanbul’da Kürt seçmen desteğiyle kazanılan seçimleri ve “kent uzlaşısı” modelini hatırlattı. Son konferansın da İmamoğlu’nun desteğiyle gerçekleştiğini söyledi.

Delek, CHP’nin komisyona atadığı bazı isimlerin konferansa katılmamasını eleştirerek, “Aman gözükmeyeyim” kaygısının siyasetçilere yakışmadığını dile getirdi.

Programın sonunda Kürt meselesinin Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşamamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Delek, CHP’nin bu süreçte aktif rol almasının ve tartışmaları şeffaf biçimde yürütmesinin Türkiye demokrasisi açısından kritik olduğunu söyledi. CHP seçmeninin süreci dinlemeye hazır, itirazları olsa da kapsayıcı bir çizgiye açık olduğunu ifade etti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.