Lisans eğitiminden doktora eğitimine kadar Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim gören CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, iktidarın üniversitelerdeki politikasını, Boğaziçi’nin kültürünü ve üniversitelerin durumunu Emir Berke Yaşar’a değerlendirdi. Taşkın, Boğaziçi’ni Boğaziçi yapan değerlerin başında öğrencilerin heves duygusunun geldiğini ifade etti.
Türkiye’de son yıllarda sıkça tartışılan Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik uygulamaları hakkında değerlendirmelerde bulunan CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, meselenin yalnızca bir idari atama olmadığını söyledi. Taşkın, “Boğaziçi’nin temsil ettiği özgürlükçü akademik geleneği çökertmek istiyorlar” dedi.
Taşkın’a göre Boğaziçi Üniversitesi yalnızca bir yükseköğretim kurumu değil; farklı düşünce ekollerinin bir arada var olabildiği, kulüp kültürünün güçlü olduğu ve demokratik müzakerenin mümkün olduğu bir kamusal alan niteliği taşıyor. Bu nedenle üniversiteye yönelik müdahaleler daha geniş bir siyasal dönüşümün parçası olarak değerlendirilmelidir.

“Kayyum üniversitedeki tek adam rejimidir”
Rektör atamalarının cumhurbaşkanı kararıyla yapılmasını değerlendiren Taşkın, bunun yapısal bir otoriterleşme göstergesi olduğunu savundu:
“Bu çok net bir tek adam rejimi yansımasıdır. Güç, yetki ve sorumluluğun paylaşılmadığı bir siyasi kültür üniversitelere de yansıyor.”
Taşkın, geçmişte rektör adaylarının seçimle belirlendiğini ve akademik iradenin esas alındığını hatırlatarak mevcut sistemde üniversite özerkliğinin zayıflatıldığını ifade etti. Üniversitelerde yetkinin tek elde toplanmasının akademik üretkenliği ve özgür düşünce ortamını doğrudan etkilediğini söyledi.
Taşkın, iktidarın eğitim anlayışına ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin teknik üretim yapan ama siyasal alanın dışında tutulan kurumlara dönüştürülmek istendiğini öne sürdü, “Bilim insanı ol ama siyasetle ilgilenme. Teknik üretim yap ama sorgulama. Böyle bir anlayış var” diye konuştu.
Üniversitenin yalnızca teknik bilgi üreten bir yapı olmadığını vurgulayan Taşkın, sosyal bilimlerin, eleştirel düşüncenin ve demokratik kültürün üniversite hayatının ayrılmaz parçası olduğunu söyledi.







