Burak Karataş yazdı: Hess sahiden yaşadı mı patron?

Spandau Hapishanesi’nin önünde kalabalık kıyamet… Merhum Falih Rıfkı’nın kullandığı deyimle, “kara kalabalıklar”… Ellerinde mumlar var, “mapus damında çürüyen” dostları için bunları yakacaklar az sonra. Bizde davul çalarlar ya, işte o hesap!

Mezkur “dost”, yakından tanımasanız dahi, az çok ismini işittiğiniz birisidir: Rudolf Hess. Nazi Almanyası’nın “önde gelenlerinden”, Adolf Hitler’in has adamı, SS örgütünün “onursal lideri”.

Bundan tam otuz dokuz sene evvel, o mapus damında öldü Hess. Tam doksan üç yaşındaydı; umudunu tüketmiş, anılarıyla ve katlettiği masum insanların gölgelerini başından defetmekle meşgul bir zavallıydı.

Burak Karataş yazdı: Hess sahiden yaşadı mı patron?
Burak Karataş yazdı: Hess sahiden yaşadı mı patron?

Bir keresinde, Hess için Spandau Hapishanesi “erkânı” tarafından mütevazı bir doğumgünü partisi bile düzenlendi! Gardiyanlar pasta yaptırmışlar, oğlu Wolf-Rüdiger Hess de elinde bir demet çiçekle ziyaretine gitmiş. Vallahi.

Hess, Mısır doğumludur… Zengin bir ailenin çocuğu. Birinci Dünya Savaşı esnasında gösterdikleri “yararlıklar” ile parlamış. Verdun muharebesinde de savaştığını tarihçilerden öğreniyoruz. Birçok defa yaralanmış. Münih’te bulunduğu da olmuş. Tüm bunların onu “milliyetçi, sosyalist ve Yahudi karşıtı” yaptığını söylüyormuş.

Azılı bir komünist ve Yahudi düşmanıydı. Yaşamı boyunca en çok vatanına zarar verdiği de net.

Hitler’in “sırtımızdan vurulduk, yoksa kesinkes biz kazanırdık” palavrasına ilk inananlardan biridir… Zaten, Birahane Darbesi sonrası mapus damına düşen dostunun notlarını toparlamasına yardımcı olacak kişi de odur. Meşhur “Mein Kampf”.

Yediği herzeler ve işlediği suçlar bini aşan bu deyyus, savaş sürüp giderken, Luftwaffe’nin ve Wehrmacht’ın Büyük Britanya’yı ele geçiremeyeceği anlaşıldıktan biraz sonra paraşütle atladığı İskoçya’da tutuklanıyor. “Kimi münafıklar”, paraşütten atlayıp ayağını kırdıktan sonra çevresine toplanan ve bu garip çehreli adamın kim olduğunu sorgulayan köylülerce dayak yediğini iddia etseler de bu konuda kanıt namevcut… Yıl 1941.

Lord Hamilton’la görüşmek istiyor, esas maksadı Başbakan Churchill’in istifası vasıtasıyla Hitler Almanyası ile Birleşik Krallık arasında bir barış antlaşması imzalanmasına önayak olmaktır. Tabii, savaş sürecek: Sovyetler’e karşı! Burada da “rivayet muhtelif”, acaba Hitler tarafından mı gönderildi, yoksa bir İngiliz operasyonu ile mi karşı karşıyayız? Hitler rejimi, bu “ricat” sonrası Hess için “deliydi” diye tezvirat yapar olmuş.

Ne tuhaf, benzer bir soru yakın zamana kadar Türk basının da gündeminden düşmezdi…

1946 senesine kadar savaş esiri olarak kaldı. Nürnberg’te “müebbet hapse” mahkum oldu, giriş o giriş… Bir ara, Göring’in ölümüyle “yeni Führer” olmak istemiş… Bak sen…

Burak Karataş yazdı: Hess sahiden yaşadı mı patron?
Burak Karataş yazdı: Hess sahiden yaşadı mı patron?

Hess, Prusya devrinden kalma, 600 hücreli bir mapus damında yaşadı. Tek başına kalıyordu. Müdürlük, “müttefik devletlerce” paylaşılmıştı. Spandau’da herhangi bir Alman’ın görev alması yasaktı üstelik!.. Batı devletleri, “ömrünün son deminde” Hess’i salıvermek için çok istekli olsalar da, bunu Sovyetler’e söktüremediler.

Fakat bu esnada bir iddia daha ortaya atıldı: Buna göre, hapishanedeki Hess, “hakiki Hess” değildi… İddiayı ortaya atan, Tabip Binbaşı Hugh Thomas… Doktor, Hess’in 1916 ve 1917 yıllarında çarpışırken göğsünden iki kere yaralandığını, buna rağmen hapishanedeki Hess’in göğsünde böyle bir yara olmadığını iddia ediyordu! Bu konuda bir kitap da yazmıştır.

İngilizler bu dublör iddiasını şiddetle reddediyorlar… Salzburg Üniversitesi’nden bazı araştırmacılar, Hess’in bir akrabasından elde ettikleri DNA örnekleriyle mahkumun kan örneklerinin uyuştuğunu saptamışlar. Buna rağmen, bir bardak suda fırtına koparılmaya devam ediliyor. Doğrusu, konu tam anlamıyla açıklığa kavuşmuş değildir. Ancak günümüz dünyasında faşizmin önderliğine soyunacak bir Hess ihtiyacı yoktur, ila maşallah bu konuda bir bolluk gözlemleniyor.

Fakat fazla heveslenmesinler: Spandau’nun avlusu, tam 215 gidiş-dönüşlükmüş… Günde 28 volta hakkı eder. Gün gelir, o kadarcık bile imkânları bulunmayabilir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.