Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor

Kısa bir süre önce Kanada’ya, dış kapısını kilitlemeden uyuyabileceğiniz müstakil bir köy evine yerleştim. Bunu neden söylüyorum; çünkü Türkiye’de üstümüzden geçen kamyonun resmini en iyi bu dinginlikte çizebiliyor insan. Fark etmesi gerçekten kolay olmadı. Zaten gelişimin kırkı çıkana kadar genellikle evden çıkmayıp manyak gibi Türkiye gündemini takip etmeyi sürdürdüm. Fark edip kendime koyduğum “bağımlı” teşhisinden sonra memleket gündemini bilinçli olarak azalttım. Kısacası, bir süredir yeni “memleket”imdeki gelişmelere göz atmayı ihmal etmiyorum. “Dünya Kupası yazısı nereden çıktı?” diye soran olursa diye yazıya -biraz da sohbet havasında- bu girizgâhla başlayayım.

ABD’nin ve Amerika kıtasının bu hafta en çok konuşulan konusu Super Bowl Half Time Show oldu. 600’den fazla özel süper jetin Santa Clara’ya indiği, ABD’nin en pahalı, en steril ve en kontrollü kültürel vitrinlerinden biri olan final maçı, Porto Rikolu sanatçı Bad Bunny üzerinden kıtanın tamamına hitap eden ve Trumpizm’i doğrudan hedef alan bir çağrıya dönüştü. Şarkılar tamamen İspanyolca seçilirken, sahnedeki koreografi Amerika kıtasındaki tüm ülkelerin bayraklarıyla adeta California’da bir Latin Amerika çıkarmasını çağrıştırdı.

Finalde açılan pankart ise şovun tamamını tek cümleyle özetliyordu: “Birlikte, biz Amerikayız.” Kıta medyasında bu mesaj, Trumpizm’in Amerika’yı yalnızca ABD çıkarları ekseninde tanımlayan siyasal tahayyülüne, yine ABD’nin kalbinden verilmiş güçlü bir yanıt olarak okundu.

Şov, İspanyolca konuşulan sosyal medyada büyük memnuniyet ve heyecan yarattı.

“Super Bowl devre arası şovu Amerika’nın büyüklüğüne bir hakaret. Başarı, yaratıcılık veya mükemmellik standartlarımızı temsil etmiyor. Bu adamın söylediklerinden kimse bir kelime bile anlamıyor ve dansı iğrenç.” Trump’ın sosyal medya hesabında paylaştığı bu cümleler ise kıtadaki etnik gerilimi daha da görünür kıldı.

Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor
Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor

ABD’deki bir spor organizasyonunun, başkanlık makamını bu denli rahatsız edecek ölçüde politik bir zemine kayması tesadüf değil. ABD’de kültürel alan ile siyasal iktidar arasındaki gerilim, özellikle Trumpizm döneminde, temsil ve aidiyet soruları etrafında keskinleşti.

Peki bu gerilim artacak mı? Örneğin, bu yaz ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenecek FIFA Erkekler Dünya Kupası’nı nasıl etkileyecek?

Dünya Kupası, futbolla yatıp kalkan Güney Amerika halklarının Trumpizm’e birikmiş öfkesini ve kolektif hafızasını Kuzey Amerika’nın merkezine taşıyan bir kasırgaya dönüşmeye aday görünüyor. Son play-off’lar oynanırken, bugün itibarıyla en az 16 Latin Amerika takımı turnuvada yer alacak. Bunların arasında ev sahiplerinden Meksika dışında, Trump’ın hışmına uğrayan Brezilya, Kolombiya ve Panama gibi takımlar da bulunuyor.

Futbol belki de en çok Latin Amerika’da sadece futbol anlamına gelmiyor; ulusal kimlik, sınıfsal hafıza ve siyasal itiraz çoğu kez futbol içinde ifadesini buluyor. Üstelik bu turnuvayı özel kılan bir diğer unsur, maçların oynanacağı kentlerin Latin Amerikalılar lehine demografisi.

ABD ve Kanada’da yaşayan yaklaşık yüz milyon Latin Amerika kökenli nüfus, son yılların en zor dönemini geçiriyor. Trump’ın gelişiyle başta ABD’de olmak üzere kıta genelinde sıkılaşan göçmen politikaları, sınır rejimleri, ICE gibi insanlık dışı kolluk uygulamaları ve gündelik hayatta artan dışlayıcı dil, bu toplulukların yaşamını doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda, 2026 Dünya Kupası’nın atmosferini tahmin etmek için maçların oynanacağı kentlerden biri olan –geçmişte benim de iki yıla yakın yaşadığım– Toronto’ya bakmak yeterli.

Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor
Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor

Kent, dünyanın neredeyse tamamından gelen toplulukların bir arada yaşadığı bir yapıya sahip. Hâlihazırda gündelik hayatta kentin her köşesine başka bir ülkenin bayrağı asılı, her mekânda başka bir kültürün ezgisi kulağa çalınıyor. Güney Amerikalı uluslar ise hem nüfus olarak hem de Toronto kültürü içinde ciddi bir ağırlığa sahip. Her yıl Güney Amerikalılar tarafından düzenlenen festivaller, sokak etkinlikleri ve kolektif kutlamalar, şehrin özellikle yaz dönemindeki ritmini belirliyor.

Dünya Kupası yaklaştıkça bu ritim, geçmiş yıllardakinden daha ateşli olacak gibi görünüyor. Maçların oynanacağı New York, Vancouver, Boston gibi yerlerde demografik durum Toronto’dakine benzer. Los Angeles, Miami ve Texas gibi yerlerde ise Latin Amerika kökenlilerin nüfusu beyaz Amerikalılardan daha fazla.

Futbol heyecanının yanı sıra kıtada derin bir siyasi gerilim de birikiyor.

Kuzey Amerika’da yaşayan Latin Amerikalıların sorunları, ABD Başkanı Donald Trump’la doğrudan ilişkili. Monroe Doktrini’nden bugüne uzanan ABD’nin kıta üzerindeki tahakküm anlayışı, Trump döneminde daha kaba, daha çıplak ve daha saldırgan bir dile büründü. Göçmenlere yönelik insanlık dışı uygulamalar, sınır politikalarının kriminal bir mantıkla yürütülmesi ve Latin Amerika devletlerine yönelik tehdit dili –hatta Nicolas Maduro örneğinde olduğu gibi devlet başkanlarının tutuklanıp ABD’ye getirilmesi– bu topluluklarda örgütsüz ama giderek büyüyen bir öfkeye neden oldu. Super Bowl’da verilen mesajın tüm kıtada ses getirmesinin sebebi de tam olarak bu.

Reddit ve Facebook’taki taraftar gruplarının politizasyonuna bakıldığında, 2026 Dünya Kupası da benzer bir hareketlilik potansiyeli taşıyor. Latin Amerika kökenli taraftarlar, stadyumları, sokakları ve meydanları yalnızca bayraklarla değil, her iki Trump döneminin politik hafızasıyla da doldurmaya hazırlanıyor. Latin Amerikalıların gerek stadyumlarda gerekse yaşadıkları bu kentlerin her köşesinde –kendi restoranlarında, mahallelerinde, iş yerlerinde, okullarında, parklarında ve sahillerinde– düzenleyecekleri neredeyse tüm turnuva etkinliklerinde Trump karşıtı sivil protestoların gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Latin Amerikalıların festival kültürü, kupa süresince örgütlenecek tepkinin taşıyıcı aracı olarak işlev görecek.

Spor tarihi aslında böyle anlara daha önce de şahitlik etti. Alınan skorlardan çok, tribünde ve saha dışında yaşananlarla hatırlanan bazı turnuvalar hâlâ akıllarda.

Örneğin, 1968 Mexico City Olimpiyatları’nda ABD’li siyahi atletler Tommie Smith ve John Carlos’un madalya töreninde yumruk kaldırması, ABD’deki ırkçılığa karşı bir itirazdı. Fakat canlı yayınlanmasıyla tepki küresel bir siyah özgürlük sembolüne dönüştü.

Benzer şekilde, 1978 FIFA Dünya Kupası’nın ev sahibi Arjantin’de Jorge Rafael Videla liderliğindeki askerî cunta, organizasyonu uluslararası meşruiyet üretme fırsatı olarak kullanmak istedi. Stadyumlar modern, organizasyon kusursuz ve görüntü düzenliydi; amaç, “istikrarlı” bir Arjantin imajı sunmaktı. Oysa Arjantin tribünlerinden yükselen “¿Dónde están?” (Neredeler?) sorusu, cunta tarafından kaybedilen, kaçırılan ve öldürülen insanların akıbetinin arkasındaki karanlığı görünür kıldı. Dünya Kupası, cuntanın planladığı gibi yalnızca bir prestij gösterisine dönüşmedi; Arjantinli kayıpların hafızası küresel olarak dolaşıma girdi. General Videla daha sonra faili meçhuller ve işkence suçlarından 1985’te ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor
Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor

Trump, Dünya Kupası’ndaki protestolara ICE ile yanıt verebilir mi?

2026 Dünya Kupası, bu kez Trumpizm’in dünyaya en çarpıcı şekilde teşhir edileceği kampanyalara, tıpkı Super Bowl gibi sahne olabilir. 19 Temmuz’da New Jersey’de düzenlenecek final maçına Trump’ın katılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Öte yandan Trump’ın protestolara sessiz kalmayacağı hesaba katılırsa, siyaset ve sporun iç içe geçeceği ve Latin Amerika halklarının damga vuracağı bir turnuva bizleri bekliyor.

Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor
Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor

ICE’ın maçların oynanacağı ve yoğun Latin Amerikalı nüfus barındıran ABD şehirlerinde ve hatta stadyumlarında göçmen avına devam etme ihtimali, bu tepkileri bir ateş topuna çevirebilir.

Kupanın genel politik atmosferini sadece sokakta değil, tribünde de yaşamak için Trump’ın tehdidi altındaki bir başka ülke olan Panama’nın 23 Haziran’da Toronto’da Hırvatistan ile oynayacağı grup eleme maçına bir bilet almış bulunuyorum. Üst turlarda Güney Amerika takımlarının ABD’de oynayacağı maçlardan birine de gitmeyi planlıyorum. Turnuva yaklaştıkça kişisel gözlemlerimi Medyascope okurlarına aktarmaya devam edeceğim.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.