Selin Sayek Böke Medyascope’a konuştu: Ekonomi Eşgüdüm Konseyi neden önemli, ne hedefliyor?

Selin Sayek Böke

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, ilk toplantısını yapan Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’ni Medyascope’a anlattı. Konseyin CHP’nin iktidara hazır olduğunu net şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Böke, “Hem güne çare üreten, hem iktidara geldiğinde değiştireceği düzeni de bütün reçetesiyle ortaya koyan bir yer burası” dedi.

CHP’nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK) ilk toplantısını dün (12 Şubat) CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke başkanlığında gerçekleştirdi. Toplantının ardından Böke, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu’ndan ekonomiyle ilgili alanlarda görevli kurmaylardan oluşan konseye dair Medyascope’un sorularını yanıtladı. 

“Hem güne çare, hem iktidara geldiğimizde düzeni değiştirecek reçete”

Ekonomi Eşgüdüm Konseyi neye hizmet edecek, hangi ihtiyaca binaen kuruldu?

Burada iki şey var. Bir tanesi ve en önemlisi CHP iktidara doğru yürüyor. Dolayısıyla iktidar olmayı beklemeksizin iktidarda yapacaklarını yapıyor olmasını çok önemsiyoruz. CHP iktidara geldiği zaman birbiriyle konuşan, birlikte üreten, politikalarını bütünleşik bir yerden gören bir düzen kurma iddiasında. Bu konseyin en önemli faydası ve işlevi, bugünden onu yapmak. İkincisi de bugün parti yine iktidar iddiasıyla çok örtüşük bir şekilde, biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ni kurdu ve orada bir yürütme kurulu, politika kurulu başkanlıkları ve gölge bakanlıklarımız var. Bir yanıyla da MYK’mızda siyasete dönük çalışmalar devam ediyor. Bu iki kurulun birlikte iktidar iddiasını büyüteceğini biliyoruz. Bu Eşgüdüm Konseyi de iktidar olduğumuz gün yapacaklarımız kadar, iktidar olma sürecinin kendisi açısından da birbiriyle konuşan ve eşgüdümlenmiş bir güçlü parti çalışmasının önemli bir parçası. Dolayısıyla çok önemsiyoruz.

Anektodal bir şeyle söyleyeyim. Bugün iktidarın daha senenin birinci ayının sonunda enflasyon hedefini tutturmaktan vazgeçtiği, revize etmek zorunda kaldığı, burada da dönüp “Kardeşim TÜİK bunu böyle yapmış” diye TÜİK’e bugün suç attığı bir yerde ortaya çıkan bir gerçeklik var. Bugünkü iktidarda kurullar var ama gerçek bir koordinasyon yok. Birbiriyle konuşan kurumlar yok. Niye? Çünkü her şey tek bir kişide düğümleniyor. Oysa ki CHP diyor ki: Gerçek bir demokratik yönetim koordinasyona imkan verecek katılımla, kapsayıcılıkla, birbiriyle konuşarak birlikte üreterek olur. Yani bugün iktidarın yapmadığını iktidarda değilken yapıyoruz. İktidara da hazır olduğumuzu en net şekilde ortaya koyuyoruz.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke.

Yani EEK’nin hem güncel siyasete ve ekonomiye ilişkin gelişmelere, hem de uzun vadeli perspektife ilişkin bir yapısı mı olacak?

Yüzde yüz. Nitekim bugün basın toplantısının içeriğine bakarsanız, hem bir düzen değişikliği iddiasının somut reçetelerini konuştuk. Hem de bir yanıyla bugüne pansuman olmasını gerekli gördüğümüz konularda ne yapılması gerektiğine dair çok açık tutumlar alıyoruz. İhracatçı bugün destek mi istiyor? “Doğrudur, destek verilmelidir” diyoruz ama ihracatçının esas ihtiyacı destekten ziyade, desteğe ihtiyaç duymayacağı bir ekonomik yapı kurmaktır. Onun da vizyonunu ortaya koyuyoruz. Yani bunların birbiriyle aynı anda konuşulduğu, hem güne çare üreten hem iktidara geldiğinde değiştireceği düzeni de bütün reçetesiyle ortaya koyan bir yer burası.

“Biz masa başı iş yapan bir konsey kurmadık, sahada olacağız”

EEK’nin ilk toplantısı, yılın ilk enflasyon raporu toplantısıyla aynı gün yapıldı. Bunu planladınız mı, yoksa denk mi geldi?

Denk geldi doğrusu. Türkiye’nin ekonomi gündemi de siyasi gündemi kadar yoğun. Krizi olan her yerin gündemi böyle yoğun ve dinamik olur zaten. Biz her ayın ikinci perşembesinde bu konseyi toplayacağız ama bununla sınırlı olmayacak. Bu kurul her daim birbiriyle eşgüdüm içerisinde olacak. Bugün önemli bir tartışma konumuz nasıl bir çalışma programı uygulayacağımızdı. Biz masa başı iş yapan bir kurul, bir konsey kurmadık. Bu konsey sahada olacak. Pratikten bir tartışma ihtiyacı geliştiği anda fiziken de bir araya gelecek. Teknolojinin imkan verdiği araçlarla da birbiriyle ve toplumla konuşacak. Yani aydan aya fiziken bugünkü gibi toplanacağız ama esasında sürekli olarak çalışıyor olacağız. 

Partinin belki de en önemli gücü şu, parti programını çok katılımcı yazdı. Bunu konuşageliyoruz hep, 81 ilde, ilçelerde toplantılar yapıldı. Dönüldü, illerde bir daha yapıldı. Merkeze geldi, merkezden yeniden yurttaşa sorduk. Bu bizim rutin pratiğimiz artık. Dinamik bir devlet yönetimi anlayışı, esasında meselenin bütün paydaşlarını dahil eden bir şekilde yönetir. Biz nasıl ki parti programını böyle yazdıysak, şimdi konsey çalışmalarımıza da aynı şekilde devam edeceğiz.

Zaten her gölge bakanlık kendi alanında paydaşlarıyla sahada sorun tespiti, paydaşlarıyla sahada çözüm önerisi üretiyor. Eşgüdüm Konseyi; bütün bu bakanlıkların ve MYK üyelerinin yaptığı çalışmaların, birbiriyle nasıl bir bütüne oturduğunu; meselenin tekil bir şeyi çözmek olmadığını; bütüne dair birbirini duyan, bilen, gören bir politika üretmek gerektiğini söylüyor. Onun için sahadan hiç kopmayan, halkla birlikte çözüm üreten bir mekanizma bu. Bence bu açıdan da iktidardaki kurullardan da çok farklı bir yapı.

“Ekonomiyi muhalefetin daha iyi yöneteceğine dair kamuoyu oluştu”

“CHP’nin ekonomide güven vermediği” yönünde bir algı var. Siz bunu kırmak için bir seneyi aşkın bir süre sahada program çalışması yürüttünüz, olmaya devam edeceğinizi söylüyorsunuz. Yurttaşın bu algısı değişmiyor mu? Yoksa değişmediğine yönelik farklı bir algı çalışması mı var? Halk CHP’ye ekonomiyi yönetme veya düzeltme konusunda sizce de güvenmiyor mu? Güvenmiyorsa bunu aşmak için ne yapılacak?

Esasında kamuoyu araştırmaları güvendiğine işaret ediyor. Hatta farklı alanlarda “İktidar mı daha iyi yönetir, iktidar iddiası bulunan muhalefet mi daha iyi yönetir” diye sorulduğunda, ekonomide çok açık bir şekilde muhalefetin daha iyi yöneteceğine dair bir kamuoyu oluşmuş vaziyette. Bunda tabii partinin birikimli bir şekilde yıllardır ekonomiye dair söz söylüyor olmasının önemli bir etkisi var.

CHP bu iktidardaki gibi vitrinde kişi değiştirerek değil, bir ekip olarak; ekibin her bir üyesinin de kendi alanında uzman, o alandaki paydaşlarla zaten doğal olarak etkileşim içerisinde, yani bugünden esasında yönetiyor olduğu bir konumda, bunu birlikte yapma iradesini de bu konsey ortaya koymuş oluyor. Dolayısıyla bu konsey bir eksiği telafiden ziyade, zaten kamuoyunda oluşmuş olan bu anlayış karşısında “Tamam biz şimdi artık iktidar programımızı uyguluyoruz” dediğimiz bir geçiş diye düşünülmeli.

“CHP’nin ekonomi politikalarının konuşulmaması iktidarın stratejisi”

MYK ile CAO Yürütme Kurulu’nda ve Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nde görev alan, Genel Başkan’dan sonra en yetkili kişi sizsiniz. Ağır siyasal gündem arasında CHP’nin ekonomiye dair anlattıklarının kaybolduğunu düşünüyorum. Bir şekilde siyasi gündem onun önüne geçiyor. Siz bu görüşümü paylaşıyor musunuz? Buna yönelik ne yapılabilir?

Bu iktidarın bir stratejisi. İktidar bugün yarattığı ekonomik ve sosyal bunalımın, başka bir siyasi aktör tarafından çözülebileceğine dair toplumun farkındalığını azaltmayı hedeflemiş vaziyette. Hatta o derece ki, hatırlayın yerel yönetimlerimizin büyük başarısı esasında toplumda “Başka bir şey mümkünmüş” dedirtmekti. İnsanlar “Aynı tarz bütçelerle, üstelik de devletin merkezi bütçesinden çok çok daha kısıtlı imkanlarla her mahalleye kreş açılabiliyormuş, geceli gündüzlü bakım evleri yapılabiliyormuş, istihdam ofisleri kurulabiliyormuş, altyapı yatırımları yapılabiliyormuş. Başka bir şey mümkünmüş” dedi. 

İktidar bunun karşılığında ne yaptı? Daha iyi hizmet sunmak üzere bir siyasi rekabet yolunu seçmedi. Bu hizmetleri veren belediye başkanlarını, başta Ekrem Bey olmak üzere, özgürlüğünden alıkoyacak bir hukuk ve demokrasi yıkımını tercih etti. Biz ise ne yapmaya devam ediyoruz? Toplumun ana gündeminin bu olduğunu ortaya koymak için bir yandan Genel Başkanımız büyük bir muhalefet ve mücadele zemininde mitingden mitinge Türkiye’yi karış karış gezerken, bir yandan da iki haftada bir CAO’dan yapacaklarımızı ifade ediyor. Bizler de parti programı çalışmasıyla, bugün Ekonomi Eşgüdüm Konseyiyle, diğer parti kurullarımızla başka bir Türkiye’yi kurma kararlılığımızı, bunun reçetesini toplumsallaştırmak için görevimizi yerine getiriyoruz. Biz onların stratejisinin farkındayız. Biz de kendi üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz.

Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin ilk toplantısı CHP Genel Merkezi’nde yapıldı.

“Yıl sonu enflasyon hedefi ilk aydan rafa kalktı”

Genel Sekreter Böke, EEK’nin ilk toplantısının ardından yaptığı basın toplantısında Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından birinin kaynakların, ranttan yana ve verimsizce, iktidarı korumak için siyasi tercihlerle kullanıldığı tespitini paylaştı. CHP’nin ortaya koyduğu ekonomik ve sosyal politikaların kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını güvenceye almak olduğunu kaydeden Böke, EEK’nin de temel amacını bu politikaları eşgüdüm içerisinde, kapsayıcı ve katılımcı süreçlerle oluşturulması olarak tarifledi. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın 2026’nın ilk enflasyon raporu bilgilendirme toplantısını yaptığı sırada bir araya gelen EEK’nin ardından Böke şunları söyledi: 

“Yıl sonu için belirlenen yüzde 16’lık hedef daha ilk aydan rafa kaldırıldı. Enflasyon beklentileri yılın daha ilk enflasyon raporunda iki puan yükseltildi. Bu artışın 1 puanı TÜİK metodolojisine bağlanıyor. Oysa TÜİK’in enflasyon hesaplamasında yöntem değişikliğine gideceği aylardır biliniyor. Kurumlar arasındaki iletişim kopukluğunun sonuçlarına bir kez daha şahit oluyoruz. Merkez Bankası ve TÜİK arasında bu konuda gerekli iletişim kurulsa, Merkez Bankası geçen yılın son enflasyon raporunda bu konuyu ele almış olacaktı. Ancak her şey tek adama dayanıyor.”

CHP iktidarında enflasyonu kalıcı şekilde düşürmeye kararlı olduklarının altını çizen Böke, “Para politikası, finansal politikaları, maliye politikaları, üretim ve istihdam politikalarının uyumunu sağlayacağız. Bu uyum enflasyonun yapısal sebeplerini ortadan kaldıracak” dedi. 

“Yağma girişimine karşı her alanda mücadele”

Ekonomide üretimin ekolojik, cinsiyet eşitlikçi ve dijital dönüşümünü sağlayacaklarını ifade eden Böke, gündemdeki özelleştirme tartışmalarına da değindi. Böke, “İktidar köprü ve otoyolları satma niyetini yabancı basın üzerinden duruyor” diyerek, 2012 yılında bu özelleştirmeler gündeme geldiğinde Erdoğan’ın “vatana ihanet” dediğini hatırlattı. Özelleştirilirse vatandaşların köprü ve otoyolları 10-15 kat daha pahalıya kullanacağına dikkat çeken Böke şöyle konuştu: 

“İktidar kendi yapmadığı köprü ve otoyolları da yabancılara satmaya çalışıyor. Çünkü bu iktidarın siyasi tercihi ve ekonomik anlayışı bu. Bizim itirazımız açık: Bunlar halka aittir, halkın varlığını kimse satamaz. Bütçede geçici rahatlama uğruna gelecek kuşakların gelirlerini ipotek altına almaya kimsenin hakkı yoktur. Bu yağma girişimine karşı her alanda mücadele edeceğiz. Köprü ve otoyolların milletin olduğu bir düzeni icraatçı ve güçlü bir anlayışla mutlaka kuracağız.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.