İPM–Sabancı Üniversitesi–Stiftung Mercator Girişimi ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan “Nasıl Bir Dünya? Nasıl Bir Türkiye?” programının bu bölümünde, Cenk Narin moderatörlüğünde Cuma Çiçek ve Ayşe Betül Çelik yeni çözüm sürecini yorumluyor.
Siyaset bilimci Cuma Çiçek, yeni çözüm sürecinin Türkiye’deki dördüncü barış girişimi olduğunu söyledi. Çiçek, 1990’larda ilk ateşkeslerin yaşandığını, ardından 1999-2004 İmralı süreci, 2007-2011 Oslo süreci ve 2013-2015 çözüm sürecinin geldiğini anlattı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te DEM Parti yetkililerine el uzatmasıyla kamuoyuna yansıyan sürecin, en az bir yıl önce kapı arkası temaslarla başladığını belirtti.
Çiçek, “Bu sadece bir örgütün silah bırakma sürecidir ve PKK’nın tek taraflı silah bırakması ile kendisini feshetmesi söz konusudur. Kürt meselesine şiddet zeminini kapatıp meseleyi siyaset ve hukuk zeminine taşıma süreci olarak görülebilir” diye ekledi.
Çiçek, 15-16 aylık süreçte ortada detayları konuşulmuş bir yol haritası olmadığını söyledi, “Kürt meselesinin kök nedenlerine dair, yani sembolik şiddeti ortadan kaldıracak, altyapısal şiddeti yani politik baskıyı, ekonomik sömürüyü ortadan kaldıracak bir reform paketi olmadığı için toplumda büyük tartışmaların, büyük krizlerin olma ihtimali de biraz düşmüş durumda” diye konuştu.

Çiçek’e göre sürecin tek taraflı silah bırakma ve fesihle sınırlı kalma potansiyeli yüksek görünüyor.
İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı Ayşe Betül Çelik, komisyonda konuşanlara 7 kişilik grup olarak içerik analizi yaptıklarını bildirdi. Çelik, “Bazı konularda bu sürecin nasıl yönetilmesine dair sembolik bir mutabakat var. Fakat bu sürecin nereye gideceği, ne tür kurumsal değişiklikler olacağı, bunun halka nasıl anlatılacağı konusunda hiçbir netlik yok” diye ekledi.

Toplumsallaşma konusunda somut adım yok
Çelik, toplumsal katılım konusunun çok kritik olduğunu vurguladı. Çelik, “Herkes toplumsallaşmanın öneminden bahsetmiş raporlara baktığımızda fakat sürecin nasıl toplumsallaştırılması gerektiği konusunda farklılıklar var” dedi. Sivil toplum temsilcileri özel diyalog grupları, anneler diyaloğu gibi öneriler sundu ancak Çelik’e göre siyasetçilere bakıldığında bu konuda hiçbir somut öneri yok.
Çelik, kadın gruplarının barış süreçlerine katılımının altını çizdiğini belirtti ve “Bu da sivil toplum tarafından söylenen ama siyasetçilerden sadece DEM Parti’nin öne çıkarttığı bir konu” dedi.








