Ağır Ekonomi (302): 21. yüzyılda kamu ve kamuculuk

Ağır Ekonomi’de bu hafta Öner Günçavdı ve Haluk Levent, 21. yüzyılda kamuculuk, kamu ekonomisi, sosyal devlet ve gelir dağılımı tartışmalarını değerlendirdi. Türkiye’de kamu harcamaları, özelleştirme politikaları, sosyal yardımların sürdürülebilirliği ve ekonomik kriz koşullarında devletin rolü yayında ele alındı.

Ağır Ekonomi’de bu hafta Öner Günçavdı ile Haluk Levent 21. yüzyılda kamuculuk ve kamu ekonomisini yorumladı. Köprü gelirlerinin geleceğe dönük kırdırılması tartışmasına dair Günçavdı, iki köprünün gelecekteki gelirlerinin bugünden bütçeye aktarılması girişimini eleştirerek bunun demokratik meşruiyet sorunu taşıdığını söyledi:

“Gelecek 20–25 yıllık geliri bugünden kırdırıyorsunuz. Bu demokrasi açısından doğru bir davranış değil. Çünkü geleceği de ilgilendiren bir kararı tek bir kişinin alması doğru değil. Böyle bir şey mecliste uzlaşmayla yapılmalı. Üstelik bütçede tasarruf edilebilecek kalemler varken harcamaya devam edip sonra geleceğin gelirini bugünden tüketmek kamu malının peşkeş çekilmesidir.”

Kamusal alan daraltması

Haluk Levent ise bunun yalnızca bir mali tercih değil, aynı zamanda kamusal alanın daraltılması olduğunu vurguladı:

“Kamusal alanın kapatılması dediğimiz şey tam da bu. Karar sürecinin toplumdan koparılması. Kamunun dahil olmadığı bir karar süreci, toplumsal çıkar yerine rant üretir. Siyasetin siyaset olmaktan çıkartılması dediğimiz şey bu.”

Haluk Levent, neoliberalizmin görünmez ama normatif bir üstünlük kurduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Neoliberalizm garip bir ideoloji. Ben neoliberalim diyen yok ama hepimiz belli ölçüde neoliberal davranış kalıpları içinde yaşıyoruz. Margaret Thatcher’ın ‘toplum yoktur’ sözü boşuna değil. Toplum yoksa kamusal alan da gereksizdir. Bu yüzden kamusal alan sistematik biçimde kapatılıyor. Eğer kamusal alanı yeniden kazanmak gibi bir siyasi program olmayacaksa, muhalefet de bu antipolitika makinesinin bir dişlisi haline gelir. Mesele yalnızca mal ve hizmet üretimi değil; mesele kamunun karar süreçlerine katılımını geri kazanmak.”

Sermaye birikimi ve istihdam

Türkiye özelinde kamuculuğun tarihsel rolünü hatırlatan Günçavdı, devletçiliğin geçmişte sermaye birikimi yetersizliği ve istihdam ihtiyacı nedeniyle rasyonel bir tercih olduğunu belirtti:

“Bizim gibi ülkelerde devletin iki temel fonksiyonu vardı: Sermaye birikimini sağlamak ve istihdam yaratmak. Özel sektörün yapamayacağı büyüklükte yatırımları yapmak ve kırsaldan kente göç eden insanlara gelir erişimi sağlamak. Bu ideolojik bir tercih değil, kalkınma zorunluluğuydu.”

Günçavdı, bugünkü kamuculuk tartışmasının geçmişi aynen tekrar etmek anlamına gelmediğini de vurguladı. Özellikle teknoloji ve enerji alanlarında kamunun yeniden rol üstlenmesi gerektiğini savunan Günçavdı, “Türkiye’nin teknoloji açığı var. Özel sektör uzun vadeli, riskli yatırımlara girmiyor. Uçak üretimi, savunma teknolojisi, ileri AR-GE gibi alanlarda devlet neden rol üstlenmesin? Enerji de öyle. Enerji kalkınmanın temel girdisi. Bu alanı tamamen piyasanın insafına bırakmak doğru değil” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.