İslam Özkan’ın İzzettin Abdülmevla ile söyleşisi: “Yeni Dünya Düzeni” ve bölgesel dönüşümler

Küresel sistemin fay hatlarının yerinden oynadığı, ittifakların yeniden tanımlandığı ve “Amerikan Barışı” (Pax Americana) kavramının ciddi şekilde sorgulandığı bir dönemden geçiyoruz. 2026 El Cezire Forumu, dünyanın dört bir yanından gelen stratejistleri ve düşünürleri bir araya getirirken, bölgenin en dikkat çekici röportajlarından biri Medyascope adına İslam Özkan ile El Cezire Araştırmaları Merkezi Araştırmalar Bölümü Müdürü İzzettin Abdülmevla arasında gerçekleşti.

Abdülmevla, Doha’da gerçekleşen bu buluşmada, Türkiye-Mısır-Körfez yakınlaşmasından Trump’ın jeopolitik hayallerine, Çin’in yükselişinden İsrail’in İran stratejisine kadar geniş bir yelpazede çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Bölgesel yakınlaşma: Yeni bir güç bloğu mu doğuyor?

İslam Özkan’ın bölgesel dönüşümler ve 7 Ekim sonrası oluşan yeni tabloya dair sorusuna Abdülmevla, bu sürecin sadece yerel değil, küresel bir sistem değişiminin parçası olduğunu vurgulayarak yanıtladı. Abdülmevla’ya göre, Orta Doğu’da uzun süredir devam eden gerilim hattı, yerini stratejik bir “yer kapma” yarışına bırakmış durumda.

Özellikle Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki buzların erimesini “gözle görülür ve dikkat çekici” olarak nitelendiren Abdülmevla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Riyad ve Kahire ziyaretlerinin sadece diplomatik birer nezaket turu olmadığını, bölgenin büyük aktörlerinin artık çıkarlarını “tek bir bölge” perspektifiyle savunmaya başladığını belirtti.

“Bölge, eskisinden daha fazla ağırlık kazanıyor ve çıkarlarına ayrı ayrı, birbiriyle rekabet eden devletler olarak değil, tek bir bölge olarak bakma konusunda daha yetenekli hâle geliyor.”

Ona göre bu yakınlaşma, şekillenmekte olan yeni dünya düzeninde Orta Doğu’nun figüran değil, kurucu bir aktör olma çabası olarak okunmalı.

Pax Americana’nın sonu ve çok kutupluluğun kaosu

Söyleşinin en can alıcı noktalarından biri, “Amerikan Barışı” döneminin sona erip ermediği tartışmasıydı. Abdülmevla bu konuda oldukça net: Bildiğimiz anlamdaki uluslararası sistem yok olma sürecinde. Ancak bu yok oluş, sadece Washington’ın gerilemesiyle değil, periferideki bölgelerin (Latin Amerika, Orta Asya, Doğu Asya) kendi dinamizmlerini kazanmasıyla ilgili.

Güç dengelerinin Batı’dan Doğu’ya kaydığını belirten Abdülmevla, Çin’in ekonomik ve teknolojik hegemonya adaylığını verilerle destekledi:

Çin, 30’dan fazla ülkenin bir numaralı ortağı ve dünyanın en büyük ihracatçısı, ayrıca uzay ve askerî sanayi alanında Batı ile arasındaki makas hızla kapanıyor. Rusya’nın Ukrayna savaşında “stratejik bir yenilgiye” uğratılamamış olması, Batı’nın yaptırım gücünün sınırlarını gösterdi. Abdülmevla, ABD’nin bir süper güç olarak kalmaya devam edeceğini ancak artık “tek belirleyici” olamayacağı çok kutuplu bir dünyanın kapılarını araladığımızı ifade etti.

AlJazeera Araştırmaları Merkezi Müdürü İzzettin Abdülmevla ile Bölgesel Dönüşümler ve "Yeni Dünya Düzeni" üzerine söyleşi
AlJazeera Araştırmaları Merkezi Müdürü İzzettin Abdülmevla ile Bölgesel Dönüşümler ve “Yeni Dünya Düzeni” üzerine söyleşi

Trump’ın “güç iradesi” ve sahadaki gerçekler

İslam Özkan’ın, “Yeni dünya düzeninin mimarı Trump olduğuna göre, bu sistemin daha adil olması mümkün mü?” sorusu, söyleşinin tonunu biraz daha sertleştirdi. Abdülmevla, Trump’ın uluslararası ilişkileri sadece bir “güç iradesi” (will to power) tasarımı olarak gördüğünü, ancak bu arzunun sahadaki gerçeklerle çatıştığını belirtti.

Özellikle Çin’in artık görmezden gelinemeyecek bir dev olduğunu vurgulayan Abdülmevla, ABD içindeki yerleşik aklın bile Çin’siz bir küresel güvenlik mimarisi (New START Anlaşması örneğinde olduğu gibi) kurulamayacağının farkında olduğunu hatırlattı. Trump’ın tek taraflı dayatmaları, karmaşık küresel bağımlılıklar ağında ciddi bir dirençle karşılaşmaya mahkûm görünüyor.

İsrail’in İran takıntısı ve ABD’nin Çin stratejisi

Bölgenin en sıcak başlığı olan İran’a olası saldırı senaryolarında Abdülmevla, iki farklı katman tanımladı:

  • Bölgesel katman (İsrail): İsrail, bölgede kendisine rakip olabilecek hiçbir askerî veya nükleer güce tahammül etmek istemiyor. İran’a yönelik operasyonel baskının temel motoru, İsrail’in “egemen bölgesel güç” kalma hırsı.
  • Küresel katman (ABD): Washington için İran, Çin’i çevreleme stratejisinin bir parçası. Venezuela’da petrol üzerinden oynanan oyunun bir benzeri, İran üzerinden Çin’in enerji koridorlarını ve müttefik ağını zayıflatmak için kurgulanıyor.

Türkiye-Mısır-Körfez: İttifak mı, koordinasyon mu?

Söyleşinin sonunda İslam Özkan, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar arasında bir “stratejik ortaklık” kurulup kurulamayacağını sordu. Abdülmevla, geçiş dönemlerinin sunduğu tarihî fırsatlara dikkat çekti.

Henüz tam anlamıyla kurumsallaşmış bir ittifaktan söz etmek için erken olsa da, bu ülkelerin “masada kendi koltuklarını ayırtmak için” birbirlerine yaklaştığını söyledi. Aradaki derin anlaşmazlıkların (Müslüman Kardeşler, bölgesel nüfuz rekabeti vb.) aşılmaya başlanması bile başlı başına büyük bir başarı. Eğer bu koordinasyon bir “Bölgesel Pakt”a dönüşürse, Orta Doğu’nun küresel sistemdeki pazarlık gücü devasa boyutlara ulaşabilir.

İzzettin Abdülmevla hakkında

Paris Sorbonne ve Londra SOAS gibi prestijli kurumlarda siyaset felsefesi ve uluslararası ilişkiler eğitimi alan Abdülmevla, medya-demokrasi ilişkisi ve siyaset teorisi alanındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Hâlen El Cezire Araştırmalar Merkezi’nde Araştırma Bölümü Müdürü olarak görev yapmaktadır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.