Aziz İhsan Aktaş’ın belediye başkanları ile yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan dava 13. günde devam ediyor. Savunmasını yapan tutuksuz sanıklardan ihale danışmanı Mustafa Mutlu iddianamedeki 34 eylemden 27 tanesinde azmettirici olarak geçtiği iddiasına ilişkin konuştu.

Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı “çıkar amaçlı suç örgütü”nün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 kişi hakkında açılan davaya dördüncü haftasında Silivri’de devam ediliyor.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülen davanın 13. gününde tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.
Duruşmada ilk olarak tutuksuz sanıklardan ihale danışmanı Mustafa Mutlu savunma yaptı.
“Aziz İhsan Aktaş iş almaya başlamada önce çalışmaya başladım”
Mustafa Mutlu, Aziz İhsan Aktaş’ın kendisi üzerinden iş aldığı yönündeki iddialara ilişkin, “Aziz İhsan Aktaş, benim çalıştığım kurumların sadece İSFALT ve Beşiktaş’ta var ve ben İSFALT’ta da Beşiktaş’ta da Aziz İhsan Aktaş daha buralarda iş almaya başlamadan önce çalışmaya başlamışım. Beşiktaş Belediyesi’nde çalışmaya şubat 2021’de başlamışım, İSFALT’ta ise Kasım ya da Aralık 2019’da çalışmaya başlamışım. Yani Aziz İhsan Aktaş’ın beni kurumlara yerleştirmesi ve benim üzerimden iş aldığı iddiası bu noktada zaten tez olarak ortadan kalkıyor“ dedi.
“Yaptığım iş küçümsenmiş”
İddianamedeki 34 eylemden 27 tanesinde azmettirici olarak geçtiği iddiasına ilişkin Mutlu şu savunmayı yaptı:
“Yaptığım iş küçümsenmiş. Birçok kamu kurumunda danışmanlık yaptım. Bu kurumlarla çalışmış olmam ‘sözde danışmanlık’ yapmadığımı kanıtlamıştır diye düşünüyorum. Kurumları incelediğiniz zaman hiçbirinin Aziz İhsan Aktaş’ın olmadığını göreceksiniz. Toplam 34 eylemle yargılanıyorum, 27’sinde ‘azmettirici’ olarak geçiyorum. Benim kamu kurumlarında azmettirici olabilecek şekilde bir statüm veya bir konumum yok. Ben kamu kurumunda çalışırken kamu kurumu yöneticilerinin ve sadece yöneticilerin değil oradaki çalışanların da müdürlerin personelin de takdiriyle sözleşme yapılan bir kişiyim. Yöneticiler de bu noktada tek başına karar veremiyorlar. Çünkü yöneticiler de bu noktada benim de çalışıp çalışmak istemedikleri noktasında çalışanlarına illa ki görüş soruyorlar. Çalışanları benim verdiğim hizmete ihtiyaç duymuyorsa veyahut da bu yeterliliğe sahipse, fazlasıyla bu noktayı karşılıyorlarsa zaten benimle çalışmaları gerekecek bir durum da doğmuyor. Ben belediyede ne başkanım ne başkan yardımcısıyım, ne müdürüm ne de herhangi bir yetkiye sahibim. Tabii ki bu noktada benim azmettirici olmam gibi bir durum söz konusu değil.“
“Tehdit edildik”
Dekontek firmasının ihalesine giremeyen bazı kişilerce tehdit edildiklerini öne süren Mutlu, “Şimdi ben Esenyurt Belediyesi’nde Arif Orta, Harman Üçes isimlerini duyduktan sonra isimlerini bir arada duyduktan sonra artık Beşiktaş’ta da bu kişilerle alakalı bir süreç işlediğine emin oldum. Biz bu kişileri yasakladık. Bu kişileri kaydettik. Bu kişiler önce bizi tehdit ettiler. Yani beni şahsen tehdit ettiler. Babaları aradı, abileri aradı, kendileri aradı. Bu işlemleri geri döndürün, bu işlemlerin sorumlusunun ben olduğu, bu işlemlerden sonra başıma gelecekleri hayal bile edemeyeceğimi ki gerçekten hayal bile edememişim ki şu anda karşınızdayım” dedi.
“Rıza Akpolat bir güce ulaştı, bu güç ihaleye de yansıdı”
Duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından Mustafa Mutlu’ya sanıklar ve avukatları tarafından sorular yöneltildi. Mutlu’nun savunmasının ardından duruşma, örgüt üyesi olduğu iddia edilen Beşiktaş Belediyesi personeli olan tutuksuz sanıkların savunmalarına geçildi.
İddianamede adı geçen Yusuf Akın, “Aziz İhsan Aktaş’ın bana herhangi bir emir veya talimat verdiğine dair somut bir delil yoktur. Akrabalık, ticari ilişki, işçi-işveren ilişkisi, herhangi bir örgütsel hiyerarşik yapı olarak değerlendirilmez. Bu yüzden örgüte ait suçlamalar tamamen soyut iddialar olup örgüte üye olma suçlamasını kabul etmiyorum” dedi.
Beşiktaş Belediyesi’nde kontrol mühendisi olarak çalıştığını söyleyen Alican Balkış ise şu savunmayı yaptı:
“Fen İşleri Müdürlüğü’nde mühendis olmam sebebiyle komisyonda görevlendirildim. İhalede bulunmanın bundan başka herhangi bir özel sebebi yoktur. Yaklaşık maliyetin hesaplanması görev yetki alanında bulunmamaktadır. Bundan dolayı kimler tarafından hazırlandığı ve birilerine iletilip iletilmediği hakkında herhangi bir bilgim yoktur. Komisyon üyesi olarak görevim, ihaleye sunulan teklifleri değerlendirmek ve teklif veren firmaların mevzuatına uygunluğu denetlemekle ibarettir. İhaledeki görevim, teknik zarfların açılarak şekli yeniden kontrol edilmesi ve en avantajlı teklifi komisyon üyeleriyle birlikte ihale kararını yazarak onay makamına sunulması şeklindedir. Ben yalnızca ihalede bulunarak komisyon üyeliği görevimi yerine getirdim. İhale öncesi süreçlere dair herhangi bir bilgim yoktur. İddianamede yer alan bilirkişi raporunda da herhangi bir kusurumun olmadığı tespit edilmiştir. Tarafıma yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum.”
Abdurrahman Tutdere de savunma yaptı
İstanbul’daki duruşmalara katılmayan Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesi’ne savunmasını yaptı.
Ferit Binzet‘in aktardığına göre Tutdere savunmasında iddiaları kabul etmedi, “2018 milletvekili genel seçiminde Adıyaman milletvekili olarak seçildim. Daha sonra 2023 genel seçiminde tekrar Adıyaman milletvekili olarak seçildim. Adıyaman milletvekili olarak görev yapmaktayken 31 Mart seçimlerinde özellikle deprem yaşamış kentimizin bütün farklı kesimlerinin ve halkın ortak talebiyle belediye başkan adayı oldum. Adıyaman da yüzde 50’den fazla oy alarak belediye başkanı seçildim. Belediye başkanı seçildikten sonra milletvekilliğinden istifa ettim. Halen Adıyaman Belediye Başkanı olarak görev yapmaktayım” dedi.
Tutdere savunmasında, hakkındaki 62’nci eylem kapsamında yalnızca Savaş Çetinkaya’nın “soyut iddialarının” bulunduğunu belirterek, bu iddiaların hiçbir resmî araştırmaya tabi tutulmadığını ifade etti.
Belediye ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları incelenseydi suçlamaların asılsızlığının ortaya çıkacağını savunan Tutdere, lehe deliller toplanmadan gözaltına alındığını ve haksız şekilde sanık sıfatıyla yargılandığını dile getirdi.
Ayrıca, Adıyaman’da gerçekleştiği öne sürülen bir olayla ilgili soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesini “usule aykırı ve yetkisiz” olarak değerlendirdi.
“Savaş Çetinkaya ile hiç görüşmedim”
Tutdere, Savaş Çetinkaya’nın 6 Haziran 2024’te Adıyaman’a geldiği ve kendisiyle görüştüğü iddiasını net bir dille reddetti.
Söz konusu tarihlerde Ankara ve İstanbul’da resmî programlarda bulunduğunu belirten Tutdere, buna ilişkin delillerin dosyaya sunulacağını söyledi.
“Ne yüz yüze ne de telefonla bir görüşmem oldu. HTS kaydı yok, somut delil yok” diyen Tutdere, göreve başladığı 3 Nisan 2024’ten sonra hak ediş ödemelerinin düzenli yapıldığını, 24 milyon TL’lik birikmiş alacak iddiasının gerçeği yansıtmadığını savundu.
Bahse konu temizlik ve araç kiralama ihalesinin 2022 yılında yapıldığını vurgulayan Tutdere, kendi döneminde yeni bir ihale açılmadığını ifade etti.
30 Eylül 2024 itibarıyla Bilginay isimli firma ile sözleşmenin sona erdiğini ve belediyenin kendi imkânlarıyla temizlik hizmetini yürütmeye başladığını açıkladı.
İddianamede yer alan “ileride yapılacak muhtemel ihaleler” gerekçesiyle para transferi yapıldığı yönündeki varsayımın da gerçeğe dayanmadığını belirten Tutdere, o tarihlerde herhangi bir ihale yapılmadığını ve sonrasında da temizlik ihalesine çıkılmadığını söyledi.
“Aziz İhsan Aktaş’ı tanımıyorum”
Tutdere, iddianamede “örgüt lideri” olarak adı geçen Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığının olmadığını, yine dosyada adı geçen Baki Nugay’ı da tanımadığını söyledi.
Sanıkların mahkeme ifadelerinde kendisini tanımadıklarını ve görüşmediklerini beyan ettiklerini hatırlatan Tutdere, dosya kapsamındaki delillerin suçsuzluğunu ortaya koyduğunu belirtti.
6 Şubat depremlerini hatırlatan Tutdere, Adıyaman’ın binlerce can kaybı yaşamış bir şehir olduğunu vurguladı.
“Soyut iddialarla bir deprem kentinin belediye başkanının yargılanmasının hukuk devletinde yeri yoktur” diyen Tutdere, sürecin yalnızca kendisini değil, yeniden ayağa kalkmaya çalışan Adıyaman halkını da mağdur ettiğini ifade etti.
“Telefonumun ve dijital materyallerimin iadesini istiyorum”
Gözaltı sırasında telefonunu rızasıyla teslim ettiğini ve şifresini verdiğini belirten Tutdere, el koyma kararı olmamasına rağmen cihazına el konulduğunu söyledi.
Görevini etkin şekilde sürdürebilmesi için telefon ve dijital materyallerinin iadesini talep etti.
Duruşma, yarın (19 Şubat) tutuksuz sanıkların dinlenmesiyle devam edecek.







