Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesi ve Hizbullah’ın aldığı ağır darbelerle sarsılan Orta Doğu dengeleri, Irak’ı kritik bir yol ayrımına sürükledi. Al Jazeera Araştırmalar Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Dr. Lika Mekki, İslam Özkan’a verdiği söyleşide; Nuri el-Maliki’nin tartışmalı başbakanlık adaylığı, ABD’nin ekonomik yaptırım tehditleri ve bölgedeki olası bir savaşın Irak üzerindeki yıkıcı etkilerini analiz etti.
Irak siyaseti, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden hükümet başkanlığına aday olmasıyla “ateş hattına” girmiş durumda. Dr. Mekki’nin aktardığına göre, görev süresi dolan Başbakan Sudani, Maliki lehine adaylıktan çekilse de süreç sanıldığı kadar pürüzsüz ilerlemiyor. Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde Maliki ismi üzerinde bir mutabakat varmış gibi görünse de, halk tabanında ve parlamentoda ciddi bir direnç söz konusu.
Mekki, Irak’taki anayasal krize dikkat çekerek şu uyarıyı yapıyor:
“Sünni blokların çoğu Maliki’yi desteklemiyor. Parlamentoda üçte bir oranında bir ‘engelleyici blok’ oluşursa ne cumhurbaşkanı seçilebilir ne de Maliki başbakanlık koltuğuna oturabilir. Irak şu an anayasal süreleri çoktan aşmış durumda.”
Trump’ın “Ekonomik kırbaç” tehdidi
Irak’ı bekleyen en büyük tehlikelerden biri, Donald Trump’ın Maliki’nin başbakanlığına yönelik sert tutumu. Trump, Maliki’nin seçilmesi durumunda Irak’a yönelik ağır ekonomik yaptırımların devreye gireceğini açıkça ilan etti. Irak ekonomisinin “yumuşak karnı” ise petrol gelirlerinin ABD Merkez Bankası (Fed) denetiminde olması.
Dr. Mekki, Irak’ın bu baskıya dayanacak gücü olmadığını vurguluyor. Irak, parasını her ay Fed’den alıyor. Bu akışın kesilmesi, devletin maaş ödeyememesi anlamına gelir. “Amerika’ya boyun eğmemeliyiz” diyen gruplar ile gerçekçi ekonomik veriler arasında büyük bir uçurum bulunuyor.

Bölgesel savaşın eşiğinde: Irak “İran kalkanı” mı olacak?
İran ile ABD/İsrail arasında tırmanan gerilimde Irak, coğrafi ve siyasi olarak tam merkezde yer alıyor. Haşdi Şabi bünyesindeki bazı radikal grupların, olası bir savaşta İran’ın yanında saf tutacaklarını ilan etmesi, Irak’ın doğrudan hedef haline gelme riskini artırıyor.
Mekki’ye göre, Irak içindeki milis grupların elinde bulunan İran menşeli füzeler ve İHA’lar, Körfez’deki petrol tesislerini ve Erbil’deki ABD üslerini vurabilecek kapasitede. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Irak, sadece ekonomik yaptırımlarla değil, doğrudan askeri bombardımanlarla da karşı karşıya kalabilir. Ayrıca İran’ın zayıflaması, Irak içindeki güç dengelerini altüst ederek yeni bir iç çatışmanın fitilini ateşleyebilir.
Sessiz Güç: Mukteda el-Sadr’ın stratejisi
Irak siyasetinin en etkili figürlerinden Mukteda el-Sadr’ın mevcut sessizliği ise “fırtına öncesi sessizlik” olarak yorumlanıyor. Maliki ile 2006’dan bu yana süregelen bir “kan davası” içinde olan Sadr’ın, sokağı hareketlendirme potansiyeli hala en büyük kozu. Ancak Mekki, diğer grupların bir “Şii-Şii savaşı” riskinden çekindiği için temkinli davrandığını belirtiyor.
Mekki’ye göre Nuri el-Maliki, bugünlerde kendisini “sert lider” imajından sıyırıp “uzlaşmacı devlet adamı” olarak sunmaya çalışsa da, Sünni ve Kürt kesimindeki kötü anılar bu dönüşümü zorlaştırıyor. Suriye’deki rejim değişikliği ve Lübnan’daki gelişmelerle birlikte bölge haritası yeniden çizilirken, Irak’ın tercihi sadece kendi kaderini değil, tüm Orta Doğu’nun dengesini belirleyecek. Irak ya ABD ile ekonomik istikrar zemininde yeni bir sayfa açacak ya da İran’ın bölgesel savunma hattının en ön safında yer alarak belirsiz ve tehlikeli bir maceraya atılacak.








