Tarık Çelenk ile Sağduyu (93) – İslam’da vicdan ve evrensel ahlak: Kant’tan Stoacılığa büyük tartışma 

Sağduyu programında bu hafta Tarık Çelenk’in konuğu Prof. Dr. Gökhan Bacık oldu. Programda, İslam teolojisi, İslam ilahiyatında vicdan, evrensel vicdan, seküler vicdan ve evrensel ahlak konuları değerlendirildi. Bacık’a göre vicdan kavramı seküler kökenli ancak İslam düşüncesiyle uzlaştırılması mümkün.

Tarık Çelenk’in Sağduyu programına konuk olan, Padova Üniversitesi Prof. Dr. Gökhan Bacık, vicdan kavramının kökeninin Aristotelesçi değil Stoacı düşünceye dayandığını söyledi. Kavramın ilk izlerinin eski Yunan’daki Stoacı filozoflarda görüldüğünü belirten Bacık, özellikle Seneca ve Cicero dönemine dikkat çekti:

“Batı’da bireyin ortaya çıkışında klasik bir çizgi vardır. Önce eski Yunan destanlarında kahramanlar vardır. Bunlar bazen kendi aralarında savaşır, bazen Tanrı’yla savaşır. Daha sonra Hristiyanlık, moderniteye kadar gelir. O arada Stoacı düşünce bireyin gelişmesinde fevkalade önemlidir. Çünkü Stoacı düşüncenin panteizmi açık ama materyalisttir. İnsan kendi içinde doğruyu, ahlakı, dış bir faktör olmaksızın bulabilir dediğiniz zaman siz bir insanın kişiliğini de inşa etmiş oluyorsunuz. Bu düşüncenin tarihsel adresi Stoacılardır.”

İslam’da vicdan ve evrensel ahlak

Kant ve vicdanın dönüşümü

Vicdan tartışmasının modern dönemde kırılma yaşadığını belirten Bacık, bu kırılmanın Kant ile gerçekleştiğini söyledi. Kant’ın vicdanı yalnızca “yargıç” değil, aynı zamanda “kanun koyucu” olarak tanımladığını aktaran Bacık, kategorik buyruk ilkesine dikkat çekti, “Öyle davranmalıyım ki bu davranış evrensel bir yasa olabilsin” dedi.

Bacık, bu yaklaşımın dini ve kültürel normları evrensellik testine tabi tuttuğunu belirterek, “Fıkhi hükümler her zaman evrensel ahlaki imperatif üretmez. Kant’a göre, ben yolda giderken bir başı açık bir başı kapalı kadın gördüğüm zaman bu tercih onların ahlaki durumlarıyla ilgili bir şey söylemez. Sadece bilgi verir. Kabe’ye gittiniz. Orada birisi müzik çalıyor. Herhalde bilmiyor dersiniz. Yani o ancak informatiftir. Ahlaki önerme vermez” dedi.

“İbadetler ahlakın tek göstergesi sayılamaz”

Gökhan Bacık, Türkiye’de dindarlığın büyük ölçüde namaz ve oruç gibi ritüeller üzerinden tanımlandığını, bunun da ahlaki boyutun geri planda kalmasına yol açtığını söyledi. “Dindarlığın sembollerinin arasından ritüelleri çıkarmamız gerekiyor” diyen Bacık, ibadetlerin Müslüman için bir görev olduğunu ancak ahlakın tek göstergesi sayılamayacağını vurguladı.

Bacık ayrıca İslam’ın tarihsel ve metinsel çerçevesinde ticaret ve ekonomik ilişkilerin önemli bir yer tuttuğunu söyleyerek, Peygamber’in tüccar kimliğine ve Kur’an’daki piyasa vurgusuna dikkat çekti. “Namaz kılmak ahlaka işaret edebilir ama delil sayılamaz” diyen Bacık, ibadet ile etik davranış arasında otomatik bir nedensellik kurulamayacağını belirtti ve dindarlığın kamusal ahlak temelinde yeniden düşünülmesi gerektiğini söyledi. Çok güçlü bir iradenin çıkıp dindarlığın, ahlaki kodlarının ibadetler dışında yeniden tanınmasını sağlaması  gerektiğini söyleyen Bacık, “Bu olur ama kolay değil” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.