Abdullah Öcalan’ın yeni mesajı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın birinci yıldönümünde açıklandı. DEM Parti’nin Ankara’da düzenlediği toplantıda, önce Eş Genel Başkanlar, 27 Şubat çağrısını sahiplendiklerini ifade ederek devletin barış iradesine uygun adımlar atmasını istedi. Öcalan ise çağrısının Cumhuriyetle zihnen barışmanın ilanı olduğunu, negatif isyan dönemini tek taraflı iradeyle aştıklarını, pozitif inşa aşamasının yapı taşlarının “demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon” olduğunu kaydetti.

DEM Parti, Ankara’da düzenlediği toplantıyla PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” yıldönümünde İmralı’nın yeni mesajını paylaştı. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Öcalan’ın PKK’nın silah bırakmasına yönelik çağrısının birinci yılında devletin atması gereken somut adımlara işaret etti. Öcalan da “pozitif yeniden inşa” mesajı verdi.
İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan Öcalan’ın mesajını Türkçe, geçtiğimiz yıl İmralı’da olup infazını tamamlayarak tahliye olan Veysi Aktaş ise Kürtçe olarak okudu. Barış Anneleri ile DEM Parti’nin bileşen partilerinin temsilcilerinin katıldığı toplantıya basının ilgisi de yoğundu.
Kürsüde Hatimoğulları ve Bakırhan’ın iki yanında İmralı Heyeti Pervin Buldan, Mithat Sancar, Özgür Erol ile Veysi Aktaş, DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk yer aldı.
Toplantı sürecin önemli eşiklerini gösteren videoda ile 3 Mayıs 2025’te hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder anıldı. Bütün konuşmacılar da İmralı Heyeti üyesi olan ve 2015’e kadar süren çözüm sürecinde etkin rol alan Önder’i anarak sözlerine başladı. Pervin Buldan, Öcalan’ın mesajını İmralı Heyeti’nin 16 Şubat’taki ziyaretinde aldıklarını ifade etti.

“Siyasi tarihin kritik eşiği”
Tülay Hatimoğulları, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki çağrısını tarihsel bir manifesto olarak niteleyerek “Siyasi tarihin kritik eşiği” dedi. Geçtiğimiz nir yılda kaydedilen aşamaya dikkat çeken Hatimoğulları şunları söyledi:
“Yarım asırdır devam eden acının yükünü taşıyan bu ülkede herkese eşit ve demokratik bir yaşamın teklifiydi. 27 Şubat, geleceği yeniden kurma cesaretidir. Örgüt fesih kararı almış, silah yakma ve diğer pratiklerle bu çağrının gereğini yerine getirmiştir. Geçmişin travmalarının arkasına sığınma devri kapanmıştır. Türkiye’deki 81 ilde yerel demokrasinin güçlenmesi, örgütlenme özgürlüğü ve demokratik engellerin kalkmasıdır demokratik toplum çağrısı. Türkiye’nin bütün aydınları, ‘Bu böyle gitmez diyenler’ hep birlikte daha örgütlü olmalı ve dönüştürücü bir iradeyi ortaya koyabilmeliyiz.”
“Devlet barış iradesine uygun adımlar atmalı”
Salonu Kürtçe selamlayarak sözlerine başlayan Tuncer Bakırhan ise Suriye’deki çatışma ve savaş ortamının da 27 Şubat çağrısı ile müzakereye döndüğünü belirtti. Barışın tek taraflı adımlarla sağlanamayacağını vurgulayan Bakırhan “Devletin de barış iradesine uygun adımlar atması gerektiğini düşünüyoruz. Yürütme erki, bu süreci bir adım ileriye taşımak zorundadır. Bir yıldır aynı eşikte duruyoruz. Artık somut ve pratik adımlar atılması gerekiyor.” diye konuştu. Bakırhan, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporunda belirtilen adımların da hayata geçmesi gerektiğini ifade etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “İmralı’nın statüsü” diyerek gündeme getirdiği statü konusunda da konuşan Bakırhan şöyle devam etti:
“Tarihsel ve toplumsal barışın tesisi için Sayın Öcalan’ın rolü, pozisyonu veya yasal statüsü net bir şekilde tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır. Sayın Öcalan 16 Şubat’ta heyetimizle yaptığı görüşmede çok önemli bir şey söyledi. “Kürtsüz Cumhuriyet olmaz” demiş. Biz de Cumhuriyet Kürtsüz olmaz diyoruz ve artık bunun gereklerinin yerine getirilmesi çağrısını yineliyoruz. Gerçek ve demokratik bir cumhuriyet ancak Kürtlerin eşit ve onurlu yaşadıkları bir yurttaşlıkla taçlandırılabilir. Biliyoruz ki mesele sadece Kürt meselesi değildir; mesele Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve adalet meselesidir. Mesele, birlikte ve eşit yaşam meselesidir. DEM Parti olarak, demokratik siyasetteki ısrarımızı devam ettireceğiz. Tarihe not düşüyoruz, 27 Şubat çağrısını tüm inancımızla destekliyoruz.”
“Negatif isyan dönemini tek taraflı iradeyle aştık”
PKK lideri Öcalan mesajında, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nı “demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğü” olarak tanımladı. Öcalan’ın mesajında şunları kaydetti:

“Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur.”
“Cumhuriyetle zihnen barışmanın ilanı”
Siyaset tercihi için “Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanı” ifadelerini kullanan Öcalan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katkısı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı, CHP lideri Özgür Özel’in katkısı ile sürece olumlu katkı yapan tüm siyasilere, bireylerin çabalarını önemli bulduğunu belirtti. Ayrıca Sırrı Süreyya Önder’i andı.
Öcalan, Bahçeli’nin grup toplantısındaki sözlerini de andıran “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” tespitiyle devam etti:
“Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.”
“Millete aidiyet değil, devletle bağ ile vatandaşlık ilişkisi”
Öcalan “demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon” kavramlarını pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşları olarak tarifledi. Ayrıca Öcalan bu dönemi “Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır” diye açıkladı.
“Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar” diyen Öcalan, yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebinin de demokratik bir hukukun yokluğu olduğunu belirtti. Öcalan’ın mesajında öne çıkan ifadelerden biri de şuydu:
“Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar.”
Çağrısının Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa da çözüm bulma amacı taşıdığını kaydeden Öcalan mesajını “Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir” diyerek bitirdi.








