İsrail, İran’daki kız okulunu vurdu: En az 100 çocuk öldürüldü

İran İsrail kız okulu

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırıları sonucu güneydeki Minab kentinde bir kız okulu vuruldu, en az 100 çocuk öldürüldü.

İran’da 28 Şubat Cumartesi sabahı birçok aile çocuklarını okula bıraktıktan kısa süre sonra patlama sesleriyle geri dönmek zorunda kaldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in başlattığı geniş çaplı bombardıman sürerken, Hürmüzgan eyaletinin Minab kentindeki Şecere Tayyibe Kız Okulu’na düzenlenen saldırı ülke genelinde şok etkisi yarattı.

İran yargısına bağlı Mizan Haber Ajansı, İsrail İran’daki kız okulunu hedef alması sonucu en az 100 çocuğun öldüğünü, onlarca öğrencinin ise kayıp olduğunu bildirdi. Sosyal medyada yayılan ve saldırı sonrası çekildiği iddia edilen bir videoda okul binasının duvarlarından duman yükseldiği, yolun enkazla kaplandığı ve olay yerinde toplanan kalabalığın çığlıklar attığı görülüyor.

Görüntüler ve can kaybı sayısı bağımsız biçimde doğrulanmış değil. İranlı teyit platformu Factnameh, videoyu okulun diğer fotoğraflarıyla karşılaştırarak görüntülerin gerçek olduğu sonucuna vardığını açıkladı. Reuters da görüntülerin okuldan olduğunu doğruladığını bildirdi.

İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur, X hesabından yaptığı açıklamada okulun bombalanmasını “çatışmanın şimdiye kadarki en acı haberi” olarak niteledi ve “Enkaz altından daha kaç çocuğun cesedini çıkaracaklarını Tanrı bilir” ifadelerini kullandı.

Okulun, İran Devrim Muhafızları’na ait bir kışlanın yakınında bulunduğu belirtiliyor. Ölü sayısının doğrulanması halinde, bu saldırı ABD liderliğindeki operasyonun en yüksek sivil kayıp yaşanan olayı olacak.

Tahran’da korku ve bekleyiş

Ülke genelinde bombardıman sürerken İranlılar korku ve belirsizlik arasında gidip gelen bir ruh hali içinde olduklarını söylüyor. Bazıları haftalardır beklenen saldırının gerçekleşmiş olmasından dolayı “rahatlama” hissettiklerini ifade ederken, pek çok kişi sivil kayıpların artmasından endişe ediyor.

Tahran’da okulların kapanmasının ardından bazı aileler evlerinde kalmayı tercih etti, bazıları ise yoğun trafikte çocuklarına ulaşmaya çalıştı. Kentte haftalardır olası bir savaşa karşı su ve temel ihtiyaç malzemeleri stoklayanların olduğu belirtiliyor.

Tahran’da fırın işleten 37 yaşındaki Amir, saldırıların hükümet binalarını hedef aldığına dair haberler karşısında “rahatladığını” söyledi ancak siviller için kaygılı olduğunu vurguladı. “Masum insanların öldürülmesinden korkuyorum” diyen Amir, son protestolarda aile fertlerinin yaralandığını belirterek “Bu ülkede yeterince yas tuttuk. ABD ve İsrail saldırıları nedeniyle sokaklarda ceset torbaları görmek istemiyoruz” dedi.

Protestoların gölgesinde

Saldırılar, İran ile ABD arasındaki diplomatik görüşmeler sürerken ve ülke genelindeki rejim karşıtı gösterilerin şiddetle bastırılmasından yaklaşık yedi hafta sonra düzenlendi. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre protestolarda 7 binden fazla kişinin öldüğü doğrulandı, 11 binden fazla ölüm vakası ise hâlâ inceleniyor.

25 yaşındaki bilişim çalışanı Muhsin, hem korku hem de öfke içinde olduklarını söyledi: “ABD ya da İsrail saldırılarında yurttaşlarımızın öleceğinden korkuyoruz ama rejimin silahlarıyla vurulan arkadaşlarımızı da gördük. Zaten bir savaş alanının ne demek olduğunu yaşadık.”

Tahran Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Muin ise patlamaların üniversite yakınlarından duyulduğunu anlattı. İki arkadaşını protestolarda kaybettiğini söyleyen Muin, “Yabancı müdahale istemiyorduk çünkü sevdiklerimizin ölmesini istemiyorduk ama rejim zaten ailelerimizi katletti. ABD’den gelen silahlar bizi daha mı yumuşak vuracak?” dedi.

Muin, şehirde panik havası olmadığını ancak tedirginliğin sürdüğünü ifade ederek, “Savaş ihtimaline karşı hazırlıklıyız ama sıradan insanlar için sığınak yok” dedi. Bazı bölgelerde devlet medyasına erişimde kesintiler yaşandığı bildirildi.

Kaynak: Guardian

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.