Alişer Delek ile Gazeteci Bakışı (3): Demokrasinin ekonomi ile ne ilgisi var?

Finans yatırım uzmanı Emre Şirin’e göre Türkiye’de ekonomik krizin temel nedeni yanlış para politikalarından çok, demokrasi ve hukuk alanındaki aşınma. “Ekonomi sisli havayı sevmez” diyen Şirin, öngörülebilirliğin kaybının yatırım, üretim ve refahı doğrudan etkilediğini savundu.

Medyascope’ta Alişer Delek’in konuğu olan finans yatırım uzmanı Emre Şirin, Türkiye ekonomisindeki sorunların temelinde demokrasi ve hukuk alanındaki zafiyetlerin yattığını söyledi. Şirin, ekonomik aktörler için en kritik unsurun “öngörülebilirlik” olduğunu belirterek, “Ekonomi sisli havayı sevmez. Önünüzü göremiyorsanız yatırım yapmazsınız” dedi.

“Ekonomi rakamlardan ibaret değil”

Ekonominin yalnızca sayılardan oluşmadığını vurgulayan Şirin, güven unsurunun belirleyici olduğunu ifade etti. Hukukun kişiye göre uygulanması, yargı kararlarının tartışmalı hale gelmesi ve siyasi belirsizliklerin yatırım kararlarını doğrudan etkilediğini belirten Şirin, “Kurallar herkese eşit uygulanmıyorsa, yarın ne olacağını kimse bilmiyorsa hem yerli hem yabancı yatırımcı beklemeye geçer” diye konuştu.

Şirin’e göre yalnızca siyasi gelişmeler değil, resmi verilerin güvenilirliği de ekonomik beklentileri şekillendiriyor. Enflasyon verilerine yönelik kamuoyundaki güvensizliğin para politikasının etkinliğini zayıflattığını savunan Şirin, “Temel aldığınız veri tartışmalıysa, onun üzerine inşa edilen politika da tartışmalı olur” dedi.

“Türkiye sıcak paraya bağımlı hale geldi”

Türkiye’nin doğrudan yatırım çekmek yerine kısa vadeli sermaye hareketlerine bağımlı hale geldiğini dile getiren Şirin, yüksek faiz ortamının “carry trade” için cazip bir zemin yarattığını söyledi. Bu durumun üretim ve istihdam yaratmadığını, aksine gelir dağılımını bozduğunu ifade eden Şirin, “Toplumun geniş kesimleri yoksullaşırken sermaye lehine bir servet transferi yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yüksek enflasyon ve düşük gelir artışı nedeniyle geniş kesimlerin açlık sınırının altında yaşadığını belirten Şirin, mevcut ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını savundu.

Alişer Delek ile Gazeteci Bakışı (3): Demokrasinin ekonomi ile ne ilgisi var?

“Sistem sorunu var”

Şirin, yaşanan krizin yalnızca ekonomi yönetiminin tercihleriyle açıklanamayacağını, yapısal bir “sistem krizi” bulunduğunu ileri sürdü. Başkanlık sistemine geçiş sonrası denge-denetim mekanizmalarının zayıfladığını savunan Şirin, “Kişilerin inisiyatifine bırakılmış bir yönetim yapısında kalıcı güven oluşturmak mümkün değil” dedi.

Muhalefetin iktidara gelmesi durumunda dahi mevcut sistem değişmeden kalıcı bir düzelme sağlanamayacağını öne süren Şirin, bağımsız kurumların güçlendirilmesi ve hukuki güvencelerin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Demokrasi gelirse hızlı toparlanma mümkün”

Peki, demokrasinin ekonomi ile ne ilgisi var? Şirin’e göre hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi, kurumların bağımsızlığının güvence altına alınması ve şeffaflığın sağlanması halinde Türkiye hızlı bir toparlanma sürecine girebilir. Ancak bunun kısa vadede bazı maliyetler doğurabileceğini belirten Şirin, “Doğru reçete uygulanırsa güven yeniden inşa edilir ve yatırım ortamı iyileşir” dedi.

Gençlerin yurtdışına yönelmesini de ekonomik ve demokratik sorunların bir sonucu olarak değerlendiren Şirin, ifade özgürlüğü ve liyakat eksikliğinin beyin göçünü hızlandırdığını vurguladı.

Programın sonunda Şirin, mevcut tabloya ilişkin umutsuz olduğunu ancak sistem değişikliği halinde Türkiye’nin potansiyeli sayesinde hızlı bir dönüşüm yaşayabileceğini söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.