Gazeteci Bakışı’nda bu hafta Alişer Delek konuğu, emekli tuğgeneral Ahmet Yavuz ile ABD-İsrail’in son müdahalesini, İran Savaşı ve son gelişmeleri, yeni dünya düzeni ve çözüm sürecini tartıştı.
Toplumsal ve askeri başarının sadece silahla değil, içerideki birlik ve beraberlikle mümkün olduğunu savunan Emekli Tuğgeneral Ahmet Yavuz, “İç cepheniz kuvvetli olmadan dışarıya karşı savaşta kuvvetli olamazsınız. İran ve Venezuela gibi ülkeler, sadece petrole dayalı ekonomileri ve iç huzursuzlukları nedeniyle küresel sistemin ‘yumuşak karnı’ haline gelmiştir; bu zayıflık dış müdahaleye zemin hazırlar” dedi.
“Eskinin Avrupa’sı, eskinin liderleri olsa Trump insanı işe çıkamaz”
Amerika Birleşik Devletleri’nin bugünkü ihtiyaçlarına karşılık olarak Trump’ı gören Yavuz, Trump’ın Epstein bağlantısına dikkat çekerek normal şartlarda hüküm giymiş olması gerektiğini söyledi. “ Eskinin Avrupa’sı, eskinin liderleri olsa Trump insanı işe çıkamaz.” diyen Yavuz konuyu şu sözlerle açıkladı:
“Avrupa Birliği çok değer kaybetti. Çünkü refah toplumu oldu. Kendi güvenliğini de Amerika’ya emanet etti. Ukrayna Savaşı öncesinde bunun arayışı içerisindeydi. Biden, Amerika adına ve NATO adına çok doğru bir iş yaptı. Atlantik’in iki yakasını yapıştırmıştı. Avrupalılar geçti bu sorun diye baktılar. Hala NATO’nun şemsiyesi altındayız dediler. Ama Avrupa şimdi tekrar güvenliğine uzak kalma, yani güvenliğine yeteri kadar yatırım yapmama ve güvenliğini başkasına emanet etme konusunda yaptığı hatanın bedelini ödüyor. Dolayısıyla Avrupa’nın Amerika üzerinde bir etkili gücü yok”

“Asıl kritik olan, Türkiye’yi koruyacak bir iç barış inşa etmektir”
Türkiye’nin önündeki yeni süreci ve Kürt meselesinin uluslararası boyutunu analiz eden Ahmet Yavuz, “Devletin buradaki temel yaklaşımı, PKK’nın silah bırakması ve Türkiye’ye karşı bir tehdit olmaktan çıkarılmasıdır. Ancak bu sadece içsel bir mesele değil; güney sınırımızda, Suriye’nin kuzeyinde İsrail ve ABD güdümünde bir ‘garnizon devlet’ oluşumuna izin vermeme stratejisidir. Eğer biz içerideki meseleyi demokratik bir zeminde, ortak yaşama iradesini güçlendirerek çözemezsek; dış güçlerin bu meseleyi Türkiye’yi zayıflatmak için bir manivela olarak kullanılmasının önüne geçemeyiz. ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonu, Kürt vatandaşlarımızı sistemle tam entegre ederek dışarıdaki ve içerideki silahlı yapıyı anlamsız kılmayı hedeflemelidir. Burada asıl kritik olan, bölge halkının aidiyet duygusunu pekiştirmek ve Suriye ile Irak’taki istikrarsızlıktan Türkiye’yi koruyacak bir iç barış inşa etmektir” dedi.








