Suat Kınıklıoğlu yazdı: İran Kürtleri ve tehlikeli ayaklanma senaryoları

Türkiye saati ile gece 01:00’de CNN CIA’in Kürtleri silahlandırıp İran rejimine karşı ayaklanmaları için İran Kürtleri ile görüşme halinde olduğu yönünde bir haber yayımladı.

Donald Trump

Habere göre Başkan Trump İran Kürdistan Demokratik Partisi Başkanı Mustafa Hicri ile konuyu görüşmüş. İsmi açıklanmayan bir Kürt yetkili de ayaklanmanın zamanlamasına ilişkin “şimdi bir şansımızın olduğuna inanıyoruz” demiş. Trump’ın Iraklı Kürt liderleri ile de telefon diplomasisi yürüttüğü ve İran’da nasıl işbirliği yapılabileceği konusunda Iraklı Kürt muhatapları ile görüş alış-verişinde bulunduğu anlaşılıyor. İran’daki potansiyel bir Kürt ayaklanmasının Irak sınırından gelecek lojistik desteğe ihtiyacı var. Böyle bir ayaklanma savaşın Irak ve Türkiye’ye sıçraması ihtimalini de barındırıyor. Irak Kürtleri İran Kürtlerinin ayaklanmasına destek olursa İran’ın Kuzey Irak’ı vurması muhtemeldir.

CIA’in planına göre Iran Kürtlerinin ayaklanması Iran ordusunu ülkenin kuzeybatısına odaklanmaya zorlayacak, bu yolla Tahran ve başka önemli şehirlerde İranlıların ayaklanması kolaylaştırılacak. ABD ve İsrail hava kuvvetlerinin İran Kürdistanı bölgesini uçuşa kapalı bölge ilan etmesi ve bu yolla İran rejiminin ayaklanmaya havadan müdahale etmesi engellenecek.

İsrail’in birkaç gündür İran’ın Irak sınırındaki bazı hedefleri vurduğu biliniyor. Buradaki amacın önümüzdeki günlerde başlayacak bir ayaklanma için Irak’tan Kürt unsurlarının İran’a geçişini sağlamak. İngiliz ITV kanalı ABD’nin İran Kürtlerini bir yıldan bu yana silahlandırdığını yazdı. Aynı haber kanalı bir Kürt ayaklanmasının “önümüzdeki günlerde” başlayabileceğini öngörüyor.

Tabii ki, beklendiği gibi bu haberler ortalığı karıştırdı.

Böylesine önemli bir gelişmenin Ankara ile istişare edilmeden planlanması kendi içinde bir skandal olur. Ankara olup bitenden ve planlanan ayaklanmadan haberdar ise o da ayrı bir sorun olarak karşımızda durur.

Amerikan tarafında da İran’da potansiyel bir Kürt ayaklanmasının getirdiği risklerin tartışıldığı anlaşılıyor. Bu risklerin başında İran Kürtlerinin kendi içlerinde birlik olmamaları olarak karşımıza çıkıyor. Farklı çıkarları ve ideolojileri olan Kürt partiler mevcut. Bunların ABD ve İsrail’in tam desteği olmadan bu denli riskli bir işe girişebilmeleri mümkün değil. Bir ayaklanmada ne kadar kendi çıkarlarının peşinde olup olmayacakları, ne kadar ABD ve İsrail ile uyumlu çalışacakları da belli değil.

Daha yakın zamanda Suriye’de yaşananlar ışığında İran Kürtlerinin Trump yönetimine güvenerek İran devletine isyan bayrağı açmaları da oldukça cüretkâr ve riskli bir proje olarak karşımızda duruyor.

Böyle bir planın Türkiye’nin onay ve desteği alınmadan uygulamaya konulması Türk-Amerikan ilişkilerini kaçınılmaz olarak oldukça gerer. Her ne kadar Trump ve Erdoğan arasında oldukça yakın bir ilişki olsa da sınırımızda böyle bir ayaklanmanın başlaması bizim için sayısız riskleri beraberinde getirir. Böyle bir ayaklanmanın içeride yürütülen “Terörsüz Türkiye” projesine nasıl etki edebileceği ise ayrı bir muamma. Ayaklanmanın başarısız olması veya uzun süren bir belirsizliğe yol açması Türkiye’ye yüzbinlerce insanın göç etme potansiyelini beraberinde getirir. Bununla birlikte Türkiye’nin askeri olarak müdahale etmesini gerektirecek şartlar da oluşabilir.

Anlayacağınız nereden baksanız tam bir sorunlar yumağı.

Trump-Erdoğan

Trump yönetimi ve İsrail’in gözü dönmüş savaş hedeflerini durdurabilecek bir diplomatik karşı atak başlatmamız elzem görünüyor. Gerekirse Sn. Erdoğan – Netanyahu’nun yaptığı gibi – behemal Washington’a gidip Trump’la görüşmeli. Bu işe katiyetle karşı olduğumuz ve bu planın durdurulması gerektiğini bildirilmeli. Bunun Türk-Amerikan ilişkilerinde onarılması güç bir yara açacağını net olarak ifade edilmeli. Ankara’nın Irak Kürtleri nezdindeki nüfuzunu kullanıp Irak Kürtlerinin İran Kürtlerine yapıcı telkinde bulunmaları sağlanmalı.

Bir süredir dünyanın yeni bir barbarlık dönemine girdiğini yazıyorum. Biz bu barbarlık çağını coğrafyamızın ürettiği riskler nedeniyle maalesef daha da derinden yaşıyoruz.

İran Kürdistan’ında bir ayaklanmanın başlamayacağını umalım.

Böyle bir ayaklanma gerçekten başlarsa Türkiye’nin böylesine zor bir süreci akl-ı selimle yönetebilmesini temenni edelim.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.