Berrin Sönmez yazdı: “Fatmanurlar” ve Hifa İkra ile 8 Mart’a yürürken kadının statüsü

Görevini layıkıyla yerine getirmediği için kusurunu gizlemek amacıyla “mağdur suçlayıcılık” yöntemine sığındı bakanlık. Oysa olayı ve sürecin ilerleyişini bilenler açısından Bakanlık açıklaması kusurun, eksikliğin, yanlışların itirafı niteliğinde. Tek bir cümlede geçen tek bir tarih bilgisi, Bakanlığın itirafını açığa çıkarıyor: “Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 02.03.2026 tarihinde acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir.” Acil koruma tedbiri kararında ne kadar acele ettiklerine bakalım şimdi. 5 yıl önce, 2021’de cinsel istismar, çocuğu muayene eden doktor tarafından bildirildiğinde koruma kararı derhal başlamalıydı. Ve olayın risk analizi gerçekçi tespit edilip çok daha geniş kapsamlı koruma tedbiri uygulanması gerekirdi. Şiddet yasasının işaret ettiği tedbirlerin tümü Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra için uygulanmalıydı. Kimlik değiştirmekten yüz değiştirmeye kadar 6284 sayılı yasanın belirlediği koruma kararlarının alınmadığına dair açık itiraftır bu cümle. Fakat bu kadarla da kalmıyor Bakanlık açıklamasının itirafı. Açıklamada yer almayan cümlelerden çıkıyor itirafın büyüğü.

Berrin Sönmez yazdı: “Fatmanurlar” ve Hifa İkra ile 8 Mart’a yürürken kadının statüsü

Örneğin cinsel istismar failinin Ayhan Şengüler olduğuna dair tek bir ifade yok. Ayhan Şengüler’in mensup olduğu yapının, Kur’an’a Hizmet Vakfı’nın esamisi okunmuyor açıklamada. Ve bir o kadar önemli olan failin işlediği ilk cinsel istismar suçu olmadığı da yok metinde. Yani 5 yıldır Hifa İkra’yı korumayan devlet gerçekte 15 yıldır annesi Fatmanur Çelik’i de korumadı. 15 yaşındayken Kur’an’a Hizmet Vakfı binasının mescidinde Ayhan Şengüler’in cinsel istismarına uğratıldığını Fatmanur Çelik emniyet ve savcılık kayıtlarına geçirmiş, mahkeme dosyalarına sunmuştu. Davayla ilgili bütün resmî kayıtlarda yer alan bu bilgiler devletin 15 yıldır Fatmanur’u korumadığının delili. MEB sistemine, devletin tüm resmî kurumları gibi yargıya da karşı çıkarak mensuplarını resmî makamlardan uzak tutan bu yapıyı korumayı seçmişler. Kur’an’a Hizmet Vakfı “bidat” olarak gördüğü kurumları inkâr ederken aynı zamanda bu kurumların kendisini itinayla korumasını da sağlayabilmiş. Hatta TBMM tutanaklarında bile isimler silinerek görünmez kılınmışlar. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için soru önergesi veren TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in önerge metni tutanaklara geçirilirken failin ve yapının ismi boşluk bırakılarak gizlenmiş yasama erkinden, milletin vekillerinden. Bakanlık açıklamasında bu gerçekler yer almıyor.

Ama anneyi yanıltmakla, yanlış yönlendirmekle medya ve sivil toplum suçlanıyor. Kadın hareketi ve feminist örgütler bir kadını ve çocuğunu koruma görevini yerine getirmeyen Bakanlık tarafından itibar suikastına uğratılıyor. Bazı iktidar borazanları da Bakanlığın girişimlerini destekleyen haber ve yorumları çoğaltma görevini üstlendi hemen. Adliye önünde yağmura, çamura rağmen adalet nöbeti tutan, 15 yıldır devleti yanında değil hep karşısında görmüş bir kadın devlet memurlarına nasıl güvensin? Bu sorunun cevabını vermek zor ama kadın örgütlerini suçlamak kolay! Bakanlık görevlileri açık rıza inşa etmek için önce annenin güvenini kazanma çabası sergilemezse kadın elbette “anne ile çocuğu ayırma çabası” olarak algılar. Bu bağlamda “sorumsuz ve gerçek dışı” olan Bakanlığın ve elemanlarının söylemi, eylemi, mağdura iktidar kibriyle yaklaşmaları. Kadınları ataerkil şiddetten korumak için yasayı uygulamak niyetinde olsaydı Bakanlık çalışanları da Bakanlık açıklaması da kadın örgütlerini suçlamak yerine onlarla iş birliği içinde olurdu. Asıl sorumsuzluk erkek şiddeti karşısında kadınları tümüyle yalnızlaştırma anlamına gelen bu itibar suikastı girişimidir. 15 yıldır Fatmanur Çelik için, 5 yıldır Hifa İkra için savcılık ve Bakanlık tarafından yapılmamış risk analizini bir avukatın birkaç saatte yapmadığı bilgisi üzerine kurulu habercilik, gerçeğe körlüktür. Asıl suçlular: Cinsel saldırı suçu faili Ayhan Şengüler, kızları Fatmanur’un adaletini aramak yerine tecavüz eden kişiyle zorla evlendiren ve kızları gibi torunlarını da korumaktan kaçınan ailesi, Hifa İkra’nın dosyasını önemseyen savcıyı görevden alıp dosyayı kapatacak savcı atayan sistem, en başta savcının talebine rağmen faili tutuklamayı reddeden hâkim, Bakanlık dahil uzun bir liste. Listenin başı ise İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çekilip 6284 sayılı şiddetle mücadele yasasını da uygulamayan siyasi irade.

Berrin Sönmez yazdı: “Fatmanurlar” ve Hifa İkra ile 8 Mart’a yürürken kadının statüsü

Kadına yönelik cinsel saldırı ve çocuk cinsel istismarı suçlarında mağduru en çok yıpratan, yalnızlık ve çaresizlik duygusuna hapseden şey failin serbest bırakılması. Ve Ayhan Şengüler tek bir gün bile gözaltında dahi kalmadığı için üç yaşından beri babasının cinsel istismarına maruz kalmış Hifa İkra’nın hayata küsmesi her an yaşadığı korkuyla bağlantılı olmalı. Eğer fail tutuklansa, kendilerine koruma tedbir kararları vaktinde uygulansa kendisini güvende hisseder, hayata tutunurdu. Öldüren, erkek şiddetini besleyen, kadınları yalnızlaştıran bu sistem. Cansız bedenleri bulunduğu andan itibaren “şüpheli ölüm” etiketiyle soruşturma başlatılsa da bu iki ölüm benim nezdimde şüphesiz cinayettir. Fatmanur’un bize vasiyeti “intihar demeyin” sözüydü. Öldürüleceğini biliyordu. Biz de somut olayda bu suçu fiiliyle ve defalarca gerçekleştiren faili ve yasayı uygulamayan asli failleri biliyoruz. Kimse intihar demeyecek, kimse şüpheli ölüm demeyecek. Çünkü Fatmanur ve Hifa İkra’nın ölümleri şüphesiz kadın cinayetidir.

Ve cins kırım kavramını doğrulayan yaşam deneyimiyle anılmalıdırlar. Çünkü cins kırım sadece erkek ve toplum şiddetinin cinayet boyutu için değil bir kadın yaşamının tümünde süregelen baskılama yöntemlerini de kapsar. Kız çocukları özgüven yıkımına uğratılarak büyütülürken oğlan çocukları aşırı şişirilmiş egoyla yönlendirilir. Çocuk yaşta tanışır toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle ve biri katil biri maktul adayı olarak büyütülür. Kısaca toplumsal cinsiyet eşitliğine itiraz eden herkesin cins kırım faili olarak kabul edilmesini gerektirecek kadar yaygın ve yerleşik davranış kalıplarını Fatmanur ve Hifa İkra’nın kısacık yaşamlarında görebiliyoruz. Bu sistemi sürdürdükleri için utanması gerekenler de suç bastırırcasına kadınları ve çocukları koruyanları suçlu gösterme çabasından utanmıyorlar.

Öğretmen Fatmanur Çelik için de kadın cinayeti kavramını kullanmak gerekir. Çünkü defalarca tehlikenin gelmekte olduğu görülmüş ancak tedbir alınmamış. Bir kadın öğretmeni maktul, bir çocuğu katil yapan sistem, sağlık sorunları olan çocuğun hastaneden çıkarılmasına göz yumduğu gibi okulda da tedbir almamış. Fatmanur öğretmen çocuğu disipline sevk ettiği ve tehlikeye defalarca dikkat çektiği için hedef alınmış görünüyor. MEB ise okulların güvenliğini sağlayamadığı hâlde sorumluluk üstlenmiyor. Okul cinayetlerini değil laiklik savunusunu kendisi için tehdit saymayı sürdürüyor. 44 yaşında en verimli dönemindeki genç bir öğretmenin anma törenine bile katılamayacak kadar görev bilincinden uzak bir bakanın çocuklarımız için sürdürdüğü eğitim-öğretim anlayışı…

8 Mart kadının toplumsal konumunu her alanda eşitleme, eşitsizlikleri de işaretleme yönünden son derece önemli. Bu yıl da 8 Mart’ta kadınların ve LGBTİ+’ların toplumsal cinsiyet eşitliği arayışına tanık olacağız. Son yıllarda kadınları LGBTİ+’ları statü kaybına ve güvenlik kaygısına sürükleyen politikalar görünür kılınacak elbette. Yazık ki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temelini oluşturan erkek şiddeti devlet ve yargı şemsiyesiyle yeniden güçlendirilmeye çalışılırken gerçekleşecek gece yürüyüşümüz. Kadınları ve LGBTİ+’ları erkek şiddetinden korumakla yükümlü kurumlar ve personeli 8 Mart eylemlerini, özellikle gece yürüyüşünü engellemek için sokakları, alanları, geceleri savaş alanına çevirmekten geri durmayacak, biliyoruz. Devlet de bilsin ki kadınlar itaat etmeyecek. İster cop ister gaz elinden geleni ardına koymasın devlet. Sonunda kazanan insanlık onuru, cinsiyet eşitliği, eşit yurttaşlık ve kız neşesi olacak. Tüm renklerimizle şarkı ve türkülerimizle alanlar da sokaklar da geceler de bizim olacak. Savaş karşıtlığıyla İran’ın yanında, demokrasi ve eşitlik politikası amacıyla iktidarın karşısında, şiddet ve ayrımcılıkla mücadele için erkek egemenliğini yok etme yolunda yürüyeceğiz. Fatmanur’lar için, İkra için, erkek şiddetinden kurtulmaya çalışan, erkek şiddetiyle yaşam öyküleri yarım kalmış olan kadınlar ve henüz saçı bitmemiş kız çocuklarının yarınları için yürüyeceğiz. Hava koşullarına da polis zoruna da direnmek için çok güçlü bir motivasyona sahibiz: Yas tutmak yerine isyanımızla gelecek nesillere miras olarak her alanda eşitlenmiş kadın statüsü bırakmak.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.