Ağır Ekonomi’de bu hafta Haluk Levent ve Öner Günçavdı, Türkiye’de sanayinin karşı karşıya olduğu varlık yokluk mücadelesini, ülkenin ekonomik gidişatını ve uygulanan politikaları değerlendirdi. Programda, mevcut ekonomik modelin Türkiye’yi çıkmaza sürüklediği, resmi verilerin güvenilirliğini yitirdiği ve enflasyonun belirli kesimlere servet aktarımı aracı olarak kullanıldığı tartışıldı.
Ağır Ekonomi’de bu hafta Öner Günçavdı ve Haluk Levent Türk sanayisinin içinde bulunduğu “varlık-yokluk” meselesini değerlendirdi. Günçavdı, literatürde parlamenter sistemlerin ekonomik performans açısından daha avantajlı olduğuna dair bulgular bulunduğunu söyleyerek , “En büyük yapısal reform sistemi değiştirmektir” dedi.
Günçavdı ve Levent, mevcut ekonomik modelin Türkiyeyi dış şoklara karşı daha kırılgan hale getirdiği konusunda hemfikir olurken, üretim kapasitesindeki aşınmanın kalıcı hasar bırakabileceği uyarısında bulundu.
Enflasyon verileri ve tartışmalı hedefler
Şubat ayı TÜFE artışı yüzde 2,96 olarak açıklanırken, yıllık yurt içi üretici fiyat endeksi yüzde 27,56’ya yükseldi. Günçavdı, iki ayda oluşan yaklaşık yüzde 8’lik enflasyon oranına dikkat çekerek Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık yıl sonu hedefinin matematiksel olarak zorlaştığını belirtti.
“16’yı tutturmak için aylık enflasyonun 0,80’ler seviyesinde gelmesi lazım. Böyle bir şey mümkün mü?” diye soran Günçavdı, uygulanan programın üç yılı aşmasına rağmen kalıcı bir sonuç üretmediğini söyledi.

Sanayi can mı çekişiyor?
Sanayi kuruluşlarının artık sadece nakit akışı sorunu yaşamadığını söyleyen Günçavdı, üretim kapasitesini temsil eden sermaye stoklarının da aşınmaya başladığını söyledi.
“Bu artık geçici bir sıkışma değil. Üretim yapısının kendisi zarar görüyor” diyen Günçavdı, süreci “varlık-yokluk meselesi” olarak tanımladı.
Haluk Levent ise enflasyonun uzun süredir belirli kesimler lehine işleyen bir servet aktarım mekanizmasına dönüştüğünü belirterek üretim temelli olmayan rezerv artışlarının kalıcı çözümler sunmayacağını söyledi. Levent, “Rezerv gücü sürdürülebilir üretim ve ihracatla sağlanır. Üretim zayıflarsa dış kırılganlık artar” dedi.
“Kişi başı gelir” hesabı tartışması
Programda, iktidarın kişi başı gelirin 18 bin 300 dolara ulaştığı yönündeki açıklamaları da ele alındı. Levent, üç kişilik bir hanenin yıllık gelirinin bu hesaba göre 54 bin 900 dolar, aylık gelirinin ise yaklaşık 201 bin lira olması gerektiğini belirterek şu soruyu yöneltti:
“Türkiye’de ortalama bir haneye ayda 7,2 asgari ücret mi giriyor? Bu gelir nereye gidiyor?”







