Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş

Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş
Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş

Önce Spotify’da Dusty Springfield’ın söylediği Spooky şarkısını açın. Çünkü yetişkin çocuklar olarak ebeveynlerimizle aramızdaki tüm tuhaf karşılaşmaları hatırlamak için akıcı ve rahat bir ritme ihtiyacımız var. Ünlü yönetmen Jim Jarmusch da son filmi Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş’de (Father Mother Sister Brother) tam da bunu yapıyor. Bu şarkıyı sık sık kullanıyor. Birini sevmenin onu iyi tanımak anlamına gelmediğini aile kavramından daha doğru ne anlatabilir? Yetişkin çocuklarını zerre kadar tanımayan anneler ve babalar, beyaz yalanlar, anlam yüklü sessizlikler, kaçamak minik bakışmalar, inadına yapılan imalar ve gittikçe ebeveynlerine yabancılaşan yetişkin çocuklar… Aile için iletişimsizliğin evrenselliği Jarmusch’un üç bölümlük minimalist filmine damgasını vuruyor.

“Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır” diye yazar Tolstoy Anna Karenina romanında. Jarmusch ise aileleri mutlu ya da mutsuz diye ayırmıyor. Kamerasını yargılamadan, hınzırca minik ayrıntılara, yakın plan yüz ifadelerine, duygusal mesafelere ve uzun sessizliklere tutuyor.

Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş
Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş

İlk bakışta üç farklı öykü

Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş aslında birbiriyle ilgisiz görünen üç öyküden oluşuyor. Sırasıyla “Baba”, “Anne” ve “Kardeş” başlıklarını taşıyan üç bölümün her biri kısmen araba yolculukları sırasında geçiyor. İlk bölümde Jeff (Adam Driver) ve kız kardeşi Emmy (Mayim Bialik) uzun zamandır görüşmedikleri eksantrik babalarını (Tom Waits) ziyaret etmek üzere New Jersey’deki göl kenarındaki evine gitmektedir. Arabanın içinde geçen gergin diyaloglar bu ziyaretin ne kadar zorlama yapıldığının ilk işaretlerini verir bize. Babanın eşi öldükten sonra unutkan, dağınık yaşlı adam rolünü bilinçli bir şekilde oynayarak hali vakti yerinde olan oğlundan para tırtıkladığını anlarız. Sahte bir kibarlık içinde yapılan sahtekâr bir ilişkiler ağı mıdır yoksa aile denilen şey? Jarmusch bu alaycı tonunu minik görsel ayrıntılarla süsler; kaçamak göz atılan duvar saati, içilen çaylar, donmuş göle karşı sessiz oturmalar, Jeff’in sıkıcı nezaketi ve Emily’nin gergin tebessümü… Orta sınıf aile ilişkilerinin bir tür pazarlık olduğunu, gizlenen bir Rolex saatten ve çocuklar gittikten sonra ortaya çıkan lüks arabadan sezmek zor olmaz.

Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş
Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş

İkinci bölümde ise merceğini anneye çevirir Jarmusch. Bu kez Dublin’deyiz. Charlotte Rampling’in zarif ve buzlar kraliçesi edasıyla merkezde olduğu bu hikâyede iki kız kardeş, Timothea (Cate Blanchett) ve Lilith (Vicky Krieps) annelerinin evine çay içmeye giderler. Dizi dizi minik pastalarla bezenmiş sofra, zarif porselen çay takımları, ütülü masa örtüsünün ardında saklı zorlama bir aile ziyareti daha bizi beklemektedir. Sevgiden çok onay bekleyen, biri bohem diğeri annesinin izinden gitmiş iki kız kardeş. Bu bölüm de mesafeli yazar annenin üzerinde konuşulmasına izin verilmeyen romanları, Lilith’in yalandan sunduğu başarı hikayeleri ve samimiyetsiz aile bağlarına Jarmusch’vari bir bakıştır.

New Jersey-Dublin-Paris üçgeninde

Üçüncü ve son hikâye ise çok farklı bir duygusal derinliğe sahip. Burada aniden ölmüş bir ebeveynden arda kalanların izini sürüyoruz. İkiz kardeşler Skye (Indya Moore) ve Billy (Luka Sabbat) Paris’teki boş aile evlerine giderler. Evi dolaşırken kamera bize 360 derece fiziksel boşluğu verirken kardeşlerin de duygusal bir boşlukla yüzleştiklerini görürüz. Önceki öykülerin aksine melankolik bir tonda ilerleyen bu bölümde belki de ailenin yokluğuyla beraber sahteliğin yerini samimiyetin aldığına tanık oluruz. Evde bulunan eşyalar, eski fotoğraflar, sararmış notlar, aslında ebeveynlerinin de ne kadar çok şeyi gizlediklerinin kırılgan göstergeleridir. Bu bölümde ilk kez yetişkin çocukların anne ve babalarını sessiz ve içten kabullenişini görürüz. Jarmusch’un yaklaşımı yine yargılayıcı olmaktan uzak ancak daha şefkatlidir.

Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş
Aslı Tunç yazdı | Jim Jarmusch’tan aile içi mikro dramlar: Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş

Yönetmen bu üç görünüşte kopuk anlatıyı ortak görsel ve sözel unsurlarla birbirine teyeller. Ağır çekim kaykaylı çocuklar, araba penceresinden dışarı bakmak, benzer renkli kazaklar, çayla kadeh tokuşturmak ve son derece İngiliz bir deyim olan “Bob’s your uncle” lafı (“işte bu kadar kolay” demek), gerçek ya da sahte Rolex saatler… Jarmusch kamerasını sade ve dingin biçimde aile içi mikro dramlara çevirirken aile denen, bazen sahtelik bazen de kırılganlık barındıran kurumu kendine has sinema diliyle sunar. Sonuçta Tolstoy mu, Jarmusch mu haklı sorusuna yanıt bulmak ise sanırım izleyiciye düşecektir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.