Kadınlar gününde kadının görünmeyen emeği

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kadın emeğinin görünürlüğü ve eşitlik mücadelesi yeniden gündemde. Kadın örgütleri ve uzmanlar, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının önündeki en büyük engellerin bakım yükü, toplumsal cinsiyet rolleri ve güvencesiz çalışma olduğunu söylüyor.

Kadınlar gününde kadının
Kadınlar gününde kadının görünmeyen emeği

Haber: Leyla Özgecan Kebabcı

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına göre kadın dayanışması, erkek egemen sistemin yarattığı ayrımcılık ve şiddete karşı kadınların yalnız olmadığını hatırlatan en önemli güçlerden biri. Vakıf, 8 Mart’ı “feminist mücadeleyi büyütme ve güçlendirme günü” olarak tanımlıyor.

Mor Çatı’ya göre kadın cinayetleri bireysel değil, sistematik şiddetin bir sonucu. Vakıf, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren politikaların şiddetin önlenmesini zorlaştırdığını belirtiyor. Kadınların kendini güvende hissetmesinin, şiddet nedeniyle kadınları değil şiddet faillerini sorumlu tutup yaptırım uygulayan bir toplum ve sistemle mümkün olduğunu vurguluyor:

“Basına yansıyan kadın cinayetleri infial yaratıyor fakat kalıcı değişim yaratabilmek için öncelikle kadın cinayetleri ile kadınlara yönelik ayrımcılık arasındaki bağı görmek ve yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmek gerek.”

Vakıf ayrıca kadınların yalnızca sığınaklara değil, şiddeti önlemeye yönelik bütüncül bir sisteme ihtiyaç duyduğunu da vurguluyor.

Şiddete maruz kalan kadınların ihtiyaçlarının tek bir çözümle karşılanamayacağını belirten Mor Çatı, kadınların, sığınak, hukuki destek, psikolojik destek ve ekonomik güçlenme gibi farklı alanlarda desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Kadınların karşı karşıya olduğu eşitsizlik yalnızca şiddetle sınırlı değil. İşgücüne katılım, bakım emeği ve güvencesiz çalışma da kadınların yaşamını doğrudan etkileyen sorunlar arasında.

Türkiye’de kadının işgücüne katılımının önündeki en büyük engel ne?

Toplumsal cinsiyet eşitliği uzmanı Arca Begüm Bayır, Türkiye’de kadınların işgücüne katılımındaki sorunların çoğu zaman işe alım aşamasında başladığını söylüyor. Kadınlar, evlenme veya çocuk sahibi olma ihtimali nedeniyle iş hayatında süreklilik sağlayamayacakları varsayımıyla değerlendirilerek ayrımcılığa uğrayabiliyor.

Bazı sektörlerde bu durum daha da belirgin. Bayır, özellikle mühendislik, yapay zekâ ve veri teknolojileri gibi erkek egemen alanlarda kadınların istihdama girişinin daha zor olabildiğini ifade ediyor.

Bu durumun temelinde ise bakım yükünün büyük ölçüde kadınlara ait görülmesi yer alıyor. Çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve ev içi ücretsiz emeğin büyük kısmının kadınlardan beklenmesi, kadınların hem işgücüne katılımını hem de kariyerlerini sürdürebilmelerini zorlaştırıyor.

Ev işleri neden hâlâ “kadının görevi” gibi görülüyor?

Bayır’a göre bunun temelinde toplumsal cinsiyet rolleri bulunuyor. Tarihsel olarak erkek kamusal alanda çalışan ve gelir getiren kişi olarak görülürken, kadın ev içi bakım emeğiyle ilişkilendirildi. Bu ayrım günümüzde de büyük ölçüde devam ediyor.

Ev içi işler “kadının doğasında olan bir görev” gibi görülse de aslında biyolojik değil toplumsal olarak inşa edilmiş bir rol. Kadınların hem ücretli işte çalışıp hem de ev içi emeğin büyük kısmını üstlenmesi ise “çifte mesai” olarak tanımlanan bir yük yaratıyor.

İş yerinde eşitlik nasıl sağlanabilir?

Arca Begüm Bayır kadınların ekonomik olarak güçlenmesinin, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini görünür kıldığını ve sistemsel değişim talebini artırdığını ifade ediyor.

Kadınlar gününde kadının görünmeyen emeği

Bu noktada erkeklerin bakım sorumluluğunu paylaşmasının önemli olduğunu vurgulayan Bayır, babalık izinlerinin artırılması ve annelik-babalık ayrımının yerine daha eşitlikçi bir “ebeveynlik izni” modelinin geliştirilmesi gerektiğini ve bunun için çalıştıklarını söylüyor.

Güvencesiz çalışan kadınlar için çözüm ne olabilir?

Bayır, özellikle tarım, ev işçiliği ve sokak ekonomisi gibi alanlarda çalışan kadınların çoğu zaman kayıt dışı ve güvencesiz koşullarda çalıştığını belirtiyor. Kadın emeğinin yoğun olduğu bu alanlarda sosyal güvenceye erişimin oldukça sınırlı olduğunu ifade ediyor.

Kayıt dışı istihdamın azaltılması, sosyal güvenlik sistemlerinin güçlendirilmesi ve kadınların kooperatifleşme ya da örgütlenme yoluyla dayanışma ağları kurmasının desteklenmesi bu sorunun çözümünde önemli adımlar arasında.

Kadının anne ve eş rolü dışında birey olarak kabul görmesi

Bayır’a göre kadınların yalnızca “eş” veya “anne” rolleriyle tanımlanmasının arkasında güçlü toplumsal kalıplar bulunuyor. Kız çocukları çoğu zaman küçük yaşlardan itibaren “annelik kutsaldır” gibi kalıplarla ve kendini arka planda tutma, sürekli fedakarlık yapma yönünde öğretilerle büyütülüyor.

Bu algının değişmesi için eğitimden kültüre kadar uzanan bir toplumsal dönüşüm gerektiğini belirten Bayır, kadınların ekonomik olarak güçlenmesinin bu dönüşümde önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Ekonomik olarak bağımsız kadınların, toplumsal baskılara karşı daha güçlü bir konumda olduğunu ifade ediyor.

Şiddetin önlenmesi için toplumsal cinsiyet eşitliği

Öte yandan kadın örgütleri, erkek şiddetinin hala ciddi bir sorun olmaya devam ettiğini vurguluyor. Yakın bir süre önce Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın öldürülmesi, aynı gün aynı isimdeki öğretmen Fatma Nur Çelik’in öldürülmesi, Türkiye’de kadınların güvenliği konusunun çok daha sıkı ele alınması gerektiğini yeniden vurguluyor.

Kadın örgütleri, kadınların şiddetten uzak, eşit ve özgür bir yaşam sürebilmesi için toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan politikaların hayata bir an önce geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Görseller yapay zeka yardımı ile yapıldı

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.