Eski CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB davası duruşmasında ilk savunma yapan sanık oldu. Yaklaşık 10 aydır tek kişilik hücrede tutuklu olan Erdoğdu, iddianamede kendisine yöneltilen tek eylemin gerçek olmadığını öne sürerek delillerin yetersizliğini tek tek sıraladı ve “Bu dava artık Türk milletinin davasıdır” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon kapsamında tutuklanan eski CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, duruşmada savunmasını sundu. İddianame kapsamında 20 numaralı eylemden sorumlu tutulan Erdoğdu, kendisine yöneltilen iddiaların asılsız olduğunu öne sürdü.
Erdoğdu, savunmasının başında tutukluluğun koşullarını anlattı. Yaklaşık 10 aydır tek kişilik hücrede kaldığını belirten Erdoğdu, 4 bin sayfalık iddianameyi okumak için yalnızca haftada iki saat bilgisayar kullanma izni verildiğini aktardı. “Toplam 8 saatte neyi okuyabilirim? Hangi ekine bakayım, hangi iddiasına bakayım?” diye soran Erdoğdu, savunma hakkının ciddi biçimde kısıtlandığını ileri sürdü.
- Tarihi dava başlıyor: İşte dava hakkında bilmeniz gerekenler
- Binlerce yıl hapis istemi: İşte İmamoğlu’na açılan siyasi davalar ve soruşturmalar
- Ekrem İmamoğlu duruşmada konuştu, mahkeme heyetini eleştirdi: “Karar ömür boyu sizinle gelecek”
İddianameye dört delille itiraz etti
Erdoğdu, iddianamede yer alan delilleri tek tek ele aldı. Ertan Yıldız’ın ifadesi, Serkan Aydın’ın ifadesi, baz kayıtları ve bir banka dekontundan oluşan dört delilin suç ispatına yetmediğini savundu. “Etkin pişmanlık” kapsamında beyanda bulunan tanığa ilişkin şu soruyu yöneltti: “Hapisten çıkmak isteyen biri adalete yardım için mi konuşur, hapisten çıkmak için mi? Adam o işten kurtulmak için birinin adını veriyor; o çıkıyor, ben hapse giriyorum.” İkinci tanığın ise dördüncü evre kanser hastası olduğunu vurgulayan Erdoğdu, “Allah’tan korkun” dedi.
Baz kayıtlarının “kendisini bağlamadığını” da ayrıntılı biçimde anlatan Erdoğdu, “O otel, beş yıldır kaldığım ve ofis olarak kullandığım bir yer. Diğer kayıt ise benim bölgemin Büyükşehir Belediye Başkanı’nın makam odasından çıkıyor” dedi.
İddianamede kendisi ile başka bir kişinin 256 metre arayla buluştuğunun öne sürüldüğüne dikkat çeken Erdoğdu, “256 metreden 1 milyon 250 bin Amerikan Doları nasıl alınır?” diye sordu. “Bin tane kamerası olan, X-ray cihazından geçmek zorunda olduğun bir yerde çantayla para taşınır mı? Makul bir akıl buna inanır mı?” diyerek iddianın temelsiz olduğunu öne sürdü.
“Bu dava 1960 ve 1980 darbelerinden daha önemli”
Erdoğdu, savunmasının ikinci bölümünde davayı salt hukuki bir süreç olarak değil, siyasi bir müdahale olarak niteledi. “Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olmasaydı, 400 kişi buraya gelir miydik?” diye soran Erdoğdu, “AKP’li olsaydım aynı iddialarla tutuklanır mıydım? Bütün Türk milletine soruyorum: Hayır değil mi?” dedi.
Kanun önünde eşitlik olmadığı sonucuna varan Erdoğdu, “Adalet özünde eşitliktir; eşitlik yoksa adalet de yoktur, hukuk devleti de yoktur” diyerek niteledi.
Bu davanın 1960 ve 1980 askeri darbelerinden de önemli olduğunu ileri süren Erdoğdu:
“Orada yönetim değiştiriliyordu, orada başbakan değiştiriliyordu; burada rejim değiştiriliyor. Siz bu iddianameyle seksen altı milyon insana ‘Ekrem İmamoğlu’nu seçemezsiniz’ diyorsunuz; bu dava artık Türk milletinin davasıdır.”
Tahliye talebi ve son sözler
Savunmasının sonunda tutukluluğunun süresine dikkat çeken Erdoğdu, “Tek bir eylemim var, 10 aydır hücredeyim; cezamı zaten çektim, tahliye edin ya da etmeyin” dedi.
Davada yer alan şoförler ve bürokratların öncelikle serbest bırakılmasını talep eden Erdoğdu, “Şurada 26 yaşında bir çocuk var, kendisine bir telefon vermişler; 10 aydır tutuklu. Benden önce onu düşünün” diye seslendi.
Uluslararası denetçilik geçmişine de değinen Erdoğdu, “Hayatım boyunca rüşvet şüphesi olan bir işin yanından bile geçmedim; bir evim, bir arabam var” dedi. Erdoğdu, mahkeme heyetine ise şu sözlerle seslendi: “Siz ne cumhurbaşkanı adına, ne benim adıma, ne de CHP adına değil; Türk milleti adına karar vereceksiniz. Allah yardımcınız olsun.”






